ŞİLİ-SANTİAGO GÜNEY AMERİKA SEYAHATİ - 9
- ÖMER SUHA TOPALAK
- 25 Haz 2023
- 20 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 10 Oca 2024

Seyahatin 9.Günü 27.01.2023 Cuma
Önce Şili hakkında özet bir bilgi geçelim. Şili Türkiye ile hemen hemen aynı yüzölçümüne sahip 756.096 km² ancak nüfusu bize göre çok az 17,5 milyon ve nüfusun %95’ini Avrupa kökenli insanlar oluşturuyor. Kıyı şeridi oldukça uzun bir ülke 6.435 km. Bayrağı Mavi, Beyaz, Kırmızı Şeritler ve Mavi üzerinde Beyaz bir yıldızdan oluşuyor. Mavi gökyüzünü, beyaz Andlar'ın karını, kırmızı kahramanların kanlarını beyaz yıldız ise Şili'nin federal bir devlet olmayıp merkezî bir devlet olduğunu sembolize ediyor. Biz orada iken kurlar 1 Şili Pesosu = 0,023 TL ve 0,0012 Usd idi.
Otelde kahvaltı ettikten sonra otobüsle Libertador Bernardo O'higgins Caddesi boyunca devam edip önünde Andres Bello’nun [1] heykelinin olduğu Şili Üniversitesini görüp otobüsten indik. 1973'te General Augusto Pinochet tarafından yapılan hava saldırılarında kısmen yıkılan ve Pinochet'in askerleri saraya girince başkan Salvador Allende’nin intihar ettiği Palacio De La Moneda [2] yani Başkanlık Sarayına geldik. Yürürken geçtiğimiz yoldan görünen sarayın ön kısmında arasından yol geçecek kadar büyük Plaza de La Ciudadanía-Vatandaşlık Meydanının uzak köşesinin altında Bernardo O'Higgins [3] ‘in mozolesi varmış. Mezarın olduğu bölümün üstünde solda Bernardo O'Higgins’in sağda José Miguel Carrera’nın [4] at üstünde heykelleri var. Birde meydanı bölen gidişli gelişli yol arasında Manuel Bulnes [5] ‘in at üstünde heykeli var. Saraya yakın olan kısımda havuzlar var. Havuzların başında da iki heykel var. Biri Arturo Allesandri Palma [6] diğeri Patricio Aylwin Azócar [7] . Aynı doğrultuda heybetli mimarisi ile 127 m. yüksekliğinde olan Telekomünikasyon Kulesinin üst kısmı görünüyor. Bayındırlık Bakanlığı, Su İşleri Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı, Santiago Büyükşehir Bölgesi Kaymakamlığı ve Allende’nin kullandığı tarihi kapının önünden geçip Salvador Allende’nin [8] heykelinin olduğu La Moneda’nın arka bahçesine yani Plaza de la Constitución-Anayasa Meydanına geldik.
Allende’nin heykelinin kaidesinde Salvador Allende Gossens (1908 – 1973) ve “Şili’ye ve Kaderine İnanıyorum” yazıyor. Burada bol bol fotoğraf çektirdik.

Oradan Bandera caddesi’ne geçtik. Santiago Menkul Kıymetler Borsası ve Andrés Bello Diplomasi Akademisi binalarını görüp Santander bankasınının karşılıklı iki binası arasındaki Puente Banco Santander çelik ve cam köprüsünün altından geçtik. Kaldırımda Mc Donalds reklamı vardı. Mc Combos 3600 Pesos’dan başlayan aperatifler yazıyordu yani bizim paramızla 83 TL civarı. Şili sokakları Avrupa gibi olduğu için kendini Güney Amerika’da hissetmiyorsun. Sokakta klasik müzik çalıyorlar. Binalar çok modern.
Burada bir dövizci de Usd bozdurduk. 50 usd karşılığı 40.350 Pezo aldım. Yolun devamı Plaza Montt-Varas’a çıkıyor burada Santiago Adalet Sarayı ve Santiago eski Ulusal Kongre Genel Merkezi bulunuyor.
Meydanın ortasında eski devlet başkanlarından Manuel Montt [9] ve bakan Antonio Varas’ın [10] beraber heykelleri var. Ayrıca meydana bakan güzel bir binada Şili Kolomb öncesi Sanat Müzesi var.
Oradan Plaza de Armas’ a yürüdük. Karşımıza “Yerli Halklara” isimli büyük boy parçalanmış bir yerliyi anlatan ve Yerli Mapuche halkının cesaretini onurlandırmak için heykeltraş Enrique Villalobos [11] tarafından yapılan heykel çıktı. Mapuche halkı 350 yıl boyunca İspanyol fatihlere karşı savaşmış. 16. yüzyıldan itibaren Mapuche, yabancı işgalcilere karşı savaşmak için askeri bir güç haline gelmek üzere toplumlarını radikal bir şekilde yeniden yapılandırmış. Mücadeleleri 1818'deki bağımsızlık ilanından sonra da devam etmiş. Ancak maalesef heykelin önünde sokakta yaşayan bir adam yanında bir köpekle perişan bir şekilde uyuyordu.
Buradan meydandaki Santiago Başpiskoposluğu, Parroquia El Sagrario Katolik Kilisesi, Santiago Metropolitan Katedrali ve eski Valiler sarayı olup bugün Santiago Merkez Postanesi olan binalar görünüyordu. Meydanda ressamlar eserlerini sergiliyorlardı ve isteyenlerin kara kalem resmini yapıyorlardı.
Başpiskoposluğun yanındaki Parroquia El Sagrario Katolik Kilisesi önünde Santiago başpiskoposu, Roma Katolik Kilisesi'nin bir kardinali ve 500 pesoluk madeni bir paranın üzerinde resmi olan Raúl Silva Henríquez (1907-1999) ile yine Roma Katolik Kilisesi'nin Şili Kardinali olup 1939'dan ölümüne kadar Santiago Başpiskoposu olarak görev yapan ve 1946'da Papa XII. Pius tarafından kardinalliğe yükseltilen José María Caro Rodríguez (1866 - 1958)’in heykelleri duruyordu. Ancak Santiago’da gördüğüm heykellerin ve binaların üzerine graffiti yapılması konusunda bu heykeller de payını almıştı. Belediye en azından bu heykelleri temizlemeli ve korumalı. Oradan Metropolitan Katedraline [12] girdim ancak uzaktan ana sunağın ve tavanların videosunu çektim.
Meydanı saat yönünde döndüğünüzde eski Kraliyet Sarayı şimdiki Ulusal Tarih Müzesi’ni ve yanında Belediye Binası’nı görüyorsunuz. Yerde Santiago’nun 1580-1646 ve 1712 ‘deki halini gösteren metalden haritalar vardı. Meydanın köşesinde İspanyol Enrique Pérez Comendador tarafından bronzdan yapılmış şehrin kurucusu Pedro De Valdivia’nın [13] at üstünde heykeli duruyordu. Fetihçi sağ elinde Santiago'nun kuruluş yasasının parşömenini tutmakta ve sol elini adaletin sembolü olan kılıcının üzerine koymaktadır. Sanatçının metaforunda, dizginleri olmayan sağlam at, kurucunun çalışmaları temelinde geleceğe kendi başına yürüyen Şili'dir.

Heykelin arkasında Santiago isminin kısaltması STGO harflerinden bir fotoğraf alanı yaratılmış tabii bizde bu fırsatı kaçırmadık.
Tekrar otobüse bindik ve Mapocho Nehri üzerinden geçip San Cristobal Tepesi’ne çıkabilmek için füniküler istasyonuna gittik. San Cristobal denizden 850 m Santiago’dan ise 300 m. yükseklikte. Biraz sıra bekledikten sonra kırmızı renkli biraz derme çatma fünikülere bindik ve kısa bir seyahatten sonra tepeye vardık. Seyir tepesinden gerçekten de Santiago ayaklar altında görünüyor.
Santa Lucía Tepesi ve Hidalgo kalesi [14] , Mapocho Tren istasyonu Kültür Merkezi, Dekoratif Sanatlar Müzesi, Dominican Recollect Kilisesi, Prag Cemaati Bebek İsa Kilisesi’ni fotoğraflayabilmişim.

Yukarı doğru Meryem Ana heykelini görmeye tırmanırken bir köşede elinde çiçekler olan genç bir kız heykeli ve altında şu tabela vardı: Kutsanmış Laura Vicuna (1891-1904) [15] ; "Saflık, Fedakarlık ve Doyurucu Sevgi” 1988'de Papa 2. John Paul tarafından takdis edilmiştir.
Merdivenler sizi Capilla La Maternidad De Maria- Meryem Ana Şapeli’ne [16] getiriyor. Kilisenin önünde Aziz Alberto Hurtado [17] isimli rahibin ve Aziz Teresa de Los Andes [18] isimli rahibenin heykelleri var. Kilisenin içindeki resimler başka kiliselerde gördüklerimden çok farklı ve güzel.
Oradan ayrılıp devam edince Santuario del Cerro San Cristóbal-San Cristóbal Tepesi’ndeki Lekesiz Gebelik Mabedine ve 14 m. boyundaki beyaz Hz. Meryem heykeline [19] geliyorsunuz. Merdivenlerin başında mum yakma yerleri var. Birde demirlere insanlar dilekleri için muhtelif eşyalar asmışlardı. Mabedin içinde yine Meryem ana heykeli ve daha önce bahsettiğim azizlik mertebesine yükseltilen Laura Vicuna, Alberto Hurtado ve Teresa de Los Andes ‘in resimleri vardı. Yine finüküler için sıra bekledik ve aşağıya indik.
Otobüsle Mercado Central –Merkez Pazarı [20] denen yerde öğle yemeği için yola çıktık. Arturo Prat [21] meydanı ve Iquique Kahramanları Anıtı yakında inip El Galeón yani Kalyon restorana girdik. Bize üst katı ayarlamışlardı. Buradan eski pazarın içi ve dökme demir çatısı gözüküyor. Yemeğe başlarken hemen yaşlı bir adam gitarı ile peydahlanıyor birkaç parça çalıp sonra aynı hızla para toplamaya girişiyor.
.
Yemekte Ceviche [22] yani çiğ balık vardı. Yanına güzel bir Şili şarabı (Casillero de diablo- Şeytan'ın Dolabı) söyledik. Masadakilerden Ceviche bilmeyen ve sevmeyenler olduğu için ben yemeyenlerin tabaklarını paket yaptırıp dışarda akşam yemeği yerine odamda onu yedim ve Ceviche’ye doydum.
Yemek sonrası otele dönmeden epey gökdelenlerin olduğu bir yoldan Mustafa Kemal Atatürk Meydanı’na ve Atatürk Anıtı’na [23] gittik. Burası güzel yeşil bir parkın bir köşesinde. Büyük fıskiyeli bir havuz var. Havuzun yanında yola bakan bir duvarda ay yıldız ayrıca büyük bir plaket üzerinde Atatürk’ün kabartma başı var ve şöyle yazıyor:
’’Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, anavatınının fedakar ve sadık hizmetkarı, eşsiz kahraman ve insanlık idealinin yaşayan sembolü, Tüm hayatını Türk Milletine adadı ve ruhunun ateşi ile halkına ilham kaynağı oldu. Hatırası, söndürülemeyen bir ateş gibi, halkına güç vererek ebediyete kadar yaşayacaktır.’’
Tabii ki Atatürk’ü buralarda görmek büyük bir gurur kaynağı. Hep beraber 10. Yıl marşını söyledik. Ne mutlu bize.
Otobüs bizi otele bıraktıktan sonra serbest zamanda Gonca ve Perihan isimli arkadaşlarla şehrin merkezini yürüyerek dolaşmaya başladık. Otelden Plaza de Armas’a giderken yol üzerinde kapısı açık ve içerde ayin olan Convento Nuestra Señora de Gracia Agustinos adlı kiliseyi gördük. [24] Tavan süslemeleri çok güzeldi. Oradan Plaza de Armas ‘a gidip kapanmadan Museo Historico Nacional-Ulusal Tarih Müzesi’ne girdik. Giriş ücretsiz, fotoğraf ve video yasak fakat güzel bir web sitesi yapmışlar sanal olarak gezebilirsiniz. https://www.mhn.gob.cl/ Kolomb öncesi kültürlerden başlayarak koloni dönemi ve en son Pinochet diktatörlüğüne kadar Şili tarihini kapsayan bir müze. Müzeden sonra Santiago Metropolitan Katedrali’ne tekrar girip ayini seyrettik.
Meydanda müzik grupları çalıyordu. Bir adam meddahlık yapıp sanırım hikayeler anlatıyordu. Gölge bir köşede kurulu yaklaşık otuz masada insanlar satranç oynuyorlardı. Meydanın ortasında yer alan anıt, tanrıça Minerva’nın yerli bir kadının zincirlerini kırmasıyla bir Özgürlük alegorisini tasvir ediyormuş. Carrara mermerinden yapılmış ve Francesco Orselino tarafından yontulmuş. Özgürlük demişken burada Şili kültür ve müziğinde son derece önemli etkileri olmuş bir sanatçı olan Viktor Jara’yı [25] anmak gerekiyor. Po Puente caddesinin en sonuna kadar yürüdük burası trafiğe kapalı bir cadde idi ve bir sürü işporta tezgahı vardı. Sona doğru Mapocho İstasyonu Kültür Merkezi yönünde insan tipleri değişmeye başladı. Şansımızı fazla zorlamamak için eski tren garına kadar gitmekten vazgeçip otel yönüne döndük. Otele yakın Iglesia de San Francisco Kilisesinde [26] ayin vardı. Ana sunak bir tapınak görüntüsünde düzenlenmişti. Kubbeden pencereler vasıtasıyla iç aydınlatma yaratılmıştı. Hemen yanında da Museo de Arte Colonial de San Francisco [27] vardı.
Otele girip üstümüzü değişip bütün grupla ve rehberle beraber Lastarria bölgesine akşam yemeği için çıktık. Yol üzerinde solda Biblioteca Nacional de Chile-Ulusal Kütüphane ve Barros Arana’nın [28] bir heykeli yine devam edince Plaza Vicuña Mackenna meydanı ve Vicuña Mackenna (1831-1886) isimli Şilili yazar, gazeteci tarihçi ve politikacının Fransız heykeltıraş Jules-Félix Coutan tarafından bronzdan yapılmış heykeli var. Eserde Vicuña Mackenna, sağ elinde bir kalem ve sol elinde bazı yapraklar tutan kırmızı granit bir kaide üzerinde duruyor. Çevresine, faaliyetiyle ilgili semboller ve alegoriler yerleştirilmiş. Heykel, meydanda yer alan bir çeşmenin ortasında duruyor. Maalesef Mackenna’nın eserleri Türkçe’ye çevrilmemiş. Daha sonra Santa Lucia Tepesi ve parkı geliyor. Biz geçerken kapılar kapalıydı. İçeride sonradan öğrendiğim kadarı ile Fuente Neptuno- Neptün Çeşmesi, Vicuña Mackenna'nın Mezarı, Castillo Hidalgo-Hidalgo Kalesi ve Jardín Japonés-Japon Bahçesi bulunuyormuş. Parkın yola bakan büyük duvarında 1971 yılında sanatçı Fernando Daza Osorio tarafından yapılan “Santiago Şehrinin Gabriela Mistral'e Saygı Duruşu” isimli seramik duvar resmi vardı. Peki kim bu Gabriela Mistral? [29] Asıl adı Lucila de María del Perpetuo Socorro Godoy Alcayaga (1889-1957) olan Nobel kazanmış Şilili şair, eğitimci, diplomatmış. Türkçede “Gabriela Mistral Şiir ve Nesirlerinden Seçmeler” isimli kitap dışında başka esere rastlamadım. Yolun sağında ise Şili Papalık Katolik Üniversitesi Kampüsü binası vardı.
Sonra Jose Victorino Lastarria sokağından girerek muhtelif dükkan, sergi, pazar, işporta, müzik yapan gruplar, para için gösteri şeklinde dans eden aile gruplarını gördük ve bir cafede oturup dondurma yedik.
Geri dönerken gençler bir sokakta çöpleri tutuşturmuşlardı itfaiye gelip müdahale ederken araca saldıran gençlere de tazyikli su sıkıyordu. Günü sonlandırmadan başka bir Allende’den bahsetmek gerek meşhur Şili’li yazar İsabel Allende.[30] Hikayesi ve eserleri notlarda.
Notlar: Bilgiler www.wikipedia.org ‘dan alınmıştır.
[1] Andrés de Jesús María y José Bello López (1781-1865) Venezuelalı - Şilili bir hümanist , diplomat, şair, yasa koyucu, filozof , eğitimci ve filologdu . Eserleri, İspanyol Amerikan kültürünün önemli bir parçasını oluşturur. Bello, eski 2.000 Venezüella bolivarı ve 20.000 Şili pezosu banknotlarında gösteriliyor. Andrés Bello, doğduğu Karakas'ta kısa bir süre Simón Bolívar'ın hocalığını yaptı ve Venezüella'nın bağımsızlığına giden süreçte yer aldı . Kurulmasına yardım ettiği yeni bağımsız hükümetin diplomatı olarak, Londra'ya ilk diplomatik görevlerinde Luis López Méndez ve Simón Bolívar ile birlikte gitti. 1810'dan 1829'a kadar Londra'da yaşadı. 1829'da Bello ailesiyle birlikte Şili'ye gitti. Şili hükümeti tarafından işe alındı ve hukuk ve beşeri bilimler alanında büyük eserler verdi. Santiago'da senatör ve profesör olarak görevlerde bulundu ve birkaç yerel gazeteyi yönetti. Bir yasa koyucu olarak, zamanının en yenilikçi ve etkili Amerikan hukuk çalışmalarından biri olan Şili Medeni Kanunu'nun ana destekçisi ve editörüydü. 1842'de, onun ilhamı ve kararlı desteğiyle, yirmi yıldan fazla bir süre görevde kalan ilk rektörü olduğu bir kurum olan Şili Üniversitesi kuruldu. Büyük katkılarından dolayı 17 Ekim 1832'de Kongre tarafından onaylanan bir yasa ile kendisine Şili vatandaşlığı verildi .
[2] Palacio de La Moneda ("Darphane sarayı"), Şili Cumhuriyeti'nin başkanlık konutudur. İspanya’nın Amerikan kolonilerinde inşa ettirdiği en görkemli binalardan biri olan saray Şili'nin başkenti Santiago'nun merkezinde yer alır. İtalyan mimar Joaquín Toesca tarafından tasarlanmıştır. 1784 Yılında yapımına başlanmış ve 1805'te kullanıma açılmıştır. 1845 Haziranında, başkan Manuel Bulnes'in yönetiminde hükûmetin başkanlık konutu olmuştur. 1930’da sarayın önüne Plaza de la Constitución (Anayasa meydanı) yapıldı. La Moneda 1973'te General Augusto Pinochet yönetimindeki bir askerî grup tarafından yapılan hava saldırılarında kısmen yıkıldı ve Pinochet'in askerleri tarafından girilen sarayda başkan Salvador Allende intihar etti. 11 Mart 1981'de yeniden inşa ve restorasyon çalışmaları tamamlandı. Ancak saldırıdan kalan bazı mermi izleri korunmuş olup günümüzde görülebilmektedir. Sonradan sarayın önündeki meydanın altına bir sığınak inşa edilmiştir. Başkan Ricardo Lagos yönetime geldiğinde sarayı halka açmaya karar vermiştir. Günün belirli saatlerinde herkes saraya girebilir ve bahçesinde gezinebilir. Lagos ayrıca Morandé 80 isimli, Şili başkanlarının 1973 darbesinden önce saraya girdiği kapıyı tekrar açtı. Günümüzde La Moneda'da başkanlık evi ve üç kabine bakanlığı bulunur: İçişleri, başkanlık genel sekreterliği ve hükûmet genel sekreterliği.
[3] Bernardo O’Higgins Riquelme (1778-1842)asker ve Şili'nin bağımsızlık savaşçısıdır. 1817-1823 yılları arasında Şili'nin ilk Director Supremo'sudur. Concepción'nun o zamanki belediye başkanı Ambrosio O’Higgins'in evlilik dışı oğlu olarak Chillán'da dünyaya gelir. Daha sonra babası Şili valisi ve Peru valisi olur. Annesi Isabel Riquelme Chillán'da tanınmış bir kişidir. İlk yıllarında annesinin ailesinin yanında yaşar. Babası, finansal açıdan onu desteklese ve eğitimi ile ilgilense de ilişkisi mesafelidir. O zamanlar İspanyol hükûmet memurlarının yerli kadınlarla evlenmesi yasaktır. Ambrosio O’Higgins, Peru valisi olduğunda eğitimini tamamlaması Bernardo’yu Londra’ya gönderir. O’Higgins, mesela Venezuelalı Francisco de Miranda gibi Güney Amerika’nın bağımsızlık savaşçılarının çevresine girer. Lautaro mason locasına katılır. 1810'da Şili'nin bağımsızlık savaşçılarına katılmıştır. 1813'te hareketin savaş kanadının komutanlığına getirilir. 1814'te Rancagua Muharebesi'nde yenilir ve Arjantin'e kaçmak zorunda kalır. Şili'de Reconquista devrine girilir. 1817 General José de San Martín ile Andlar'dan yürüyüşe geçerek İspanyolları Chacabuco Muharebesi'nde yener. Kaybedilen Cancha Rayada Muharebesi'nde 1818 yılında kolundan yaralanır. Maipú Muharebesi 5 Nisan 1818 tarihinde Şili bağımsızlık savaşçılarına nihai galibiyeti getirir. Muzaffer José de San Martín millî bir hükûmet kurar. Bununla birlikte Şili devlet başkanlığını Bernardo O’Higgins’in lehine reddeder. O'Higgins, Ülkenin aristokrasisi tarafından bağımsız Şili’nin ilk lideri olarak tanınır ve diktatör yetkileri ile donatılarak Director Supremo unvanı verilir. Makamına 16 Şubat 1817'de çıkar. 12 Şubat 1818'de Şili bağımsız olur. Hükûmetinin altı yılı içinde askeri akademi kurar ve yeni bir Şili bayrağı yürürlüğe koyar. Dış politikada San Martin'in Peru'da başarısız olan diğer akınlarını destekler. Bu askeri mağlubiyetler ile radikal ve liberal reformları (aristokrasinin kaldırılması, arazi sahipleri ve kilisenin güçlerindeki sınırlamalar) büyük toprak sahiplerini ve muhafazakârları kızdırır. 28 Ocak 1823'te indirilir. O’Higgins sürgün olarak Peru'ya gider ve 1842’de Lima'da ölür. 1869 bedeni Şili’ye nakledilir. 1979'dan beri mezarı Santiago'da, başkanlık sarayı La Moneda önündeki Altar de la Patria Mozolesi'nde bulunur.
[4] José Miguel Carrera Verdugo (1785-1821), Güney Amerikalı milli kahraman ve Şilili politikacı. Carrera Ailesine mensup olan José Miguel, Ignacio de la Carrera'un oğlu ve Juan José Carrera, Luis Carrera ve Javiera Carrera'nın kardeşidir. Tahsilini ülkenin en iyi okulu Colegio Carolino'da tamamlar. Bu zaman dilimde sınıf arkadaşı ve komşusu Manuel Rodríguez ile dostluk kurar. Okuldan mezun olduktan sonra ebeveynleri onu İspanya'ya gönderir. Orada 1808 yılında İspanyol ordusuna katılır. Napolyon'un birlikleri ile çarpışır. Üst rütbeli başçavuş olur ve Húsares de Galicia-Birliklerine komuta eder. İspanyollara karşı Şili bağımsızlık savaşını yönetir ve Şili'nin ilk başkanı olur(1812). 1814 Şili bağımsızlık savaşçıları José Miguel Carrera ve Bernardo O'Higgins, Rancagua Muharebesi'ni kaybederler ve sürgüne kaçmak zorunda kalırlar. Carrera Buenos Aires'e gider ve oradan ABD'ye geçer. Şili'nin kurtuluşu için bir filo planlarken Buenos Aires'te tutuklanır. Tahliyesinden sonra Montevideo'ya seyahat eder ve Arjantin hükûmetine karşı bir gazete kurar. José de San Martín bu süre zarfında iki kardeşini idam eder. Carrera 1821'de kendi birliklerini Şili'ye göderir. Mendoza'da yürüyüşü durdurulur ve tutuklanır. Bir mahkeme sonrası 4 Eylül 1821 tarihinde idam edilir.
[5] Manuel Bulnes Prieto (1799-1866) Şilili asker ve siyasetçi.1839 yılında Lima yakınındaki Yungay'da, bir Peru Bolivya konfederasyonu kurmak isteyen Bolivyalı general Santa Cruz'u yendi. 1841-1851 yılları arasında Şili Devlet Başkanı olarak görev yaptı. Yönetimi bir barış ve refah devri oldu.
[6] Arturo Allesandri Palma (1868-1950) Şilili siyasetçi. Göçmen bir İtalyan ailenin çocuğu olarak 1868 yılında Linares'de doğdu. Universidad de Chile'de Hukuk öğrenimi görüp 1897 yılında milletvekili seçildi. 1918 yılında içişleri bakanlığına getirildi. 1920'de başkanlığa seçilip, bir toplumsal reform tasarı hazırladıysa da, parlamentoya oylatmaya uğraştığı sırada ordu tarafından devrildi. 1925 yılında ordu içindeki başka bir grup tarafından yeniden başkanlığa getirildiyse de, içişleri bakanıyla anlaşmazlığa düşerek istifa etmek zorunda kaldı. 1931 yılına kadar Paris'te yaşadı. 1932 yılında yeniden başkanlığa seçildi. Daha muhafazakâr bir siyaset izlemesi üzerine, liberallerin ve işçilerin desteğini yitirdi ve 1938 seçimlerinde ağır bir yenilgiye uğradı. 82 yaşında Santiago'da öldü.
[7] Patricio Aylwin Azócar (1918 - 2016) Şilili siyasetçi ve avukat. Şili'de darbe sonrası demokratik yollarla seçilen ilk başkandır. 1990-1994 yılları arasında başkanlık görevini yürütmüş demokratik bir ülkenin yeniden inşa edilmesine fırsat veren, farklılıklar hususunda, demokratlar arasında daima birlik sağlayan birisi olarak tarihe geçmiştir. Şili'de 11 Eylül 1973 tarihinde yapılan askerî darbeyle sosyalist Devlet Başkanı Salvador Allende devrildi; General Augusto Pinochet'nin liderliğindeki cunta yönetimi, 17 yıl yönetimde kaldı. 1989'da düzenlenen seçimlerde başkan seçildi. Ülkede 1989 yılının Aralık ayında yapılan seçimlerde 17 siyasi partinin oluşturduğu Demokratik İttifak adayı, Hristiyan Demokrat Partisi kurucusu ve Başkanı olarak oyların yüzde 56'sını alarak başkan seçildi. 19 Nisan 2016 tarihinde 97 yaşında öldü.
[8] Salvador Allende Gossens (1908 - 1973), Şilili devlet adamı ve Latin Amerika'da serbest seçimle iktidara gelen ilk Marksist devlet başkanıdır. Ne var ki işçi sınıfının egemenliğinde bir cumhuriyet kurma amacını gerçekleştiremedi. 1973 Ağustos'unun sonunda Allende tarafından Şili Silahlı Kuvvetleri'nin Başkomutanlığı'na getirilen General Augusto Pinochet, ülkenin karışık durumundan yararlanarak 11 Eylül 1973 tarihinde bir darbe girişiminde bulundu. Bunu yaparken CIA'in yoğun desteğini gördü. Bu durum, Latin Amerika devletlerinde serbest seçimlerle iktidara gelen Marksist bir Devlet Başkanına yapılan tek antikomünist darbedir. Başkanlık Sarayı'na yapılan saldırılar sırasında teslim olması çağrısı yapıldı, fakat o askerlere teslim olmayı reddetti ve intihar etti. Kısa bir süre sonra darbeciler, Allende'nin intihar ettiğini duyurdu. Resmi duyuruda, General Augusto Pinochet'in askerleri Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı sarınca otomatik tüfek ile intihar ettiği ilan edildi. Ölümünden önce, Fidel Castro'nun kendisine hediye ettiği ve elinde tuttuğu AK-47 marka silah birkaç kez fotoğraflanmıştı. Allende, bu silahla ölü bulundu. 2004'teki Guzmán belgeseline göre, Allende bir tabanca ve bir tüfekle kendini vurmuştur. Ölümünden sonra Pinochet anayasayı geçersiz kılarak askeri bir diktatörlük kurdu.
[9] Manuel Francisco Antonio Julián Montt Torres (1809 - 1880) Şilili bir devlet adamı ve
akademisyendi. 1851-1861 yılları arasında iki kez Şili Devlet Başkanı seçilmiştir.
[10] Antonio Varas de la Barra (1817 - 1886) Şilili bir siyasi figürdü . Siyasi kariyerine Muhafazakar olarak başladı , ancak daha sonra 1857'de kurucularından biri olduğu Ulusal Parti'nin bir üyesi oldu. Birkaç kez bakan olarak görev yaptı.
[11] Enrique Eleodoro Villalobos Sandoval, heykeltıraş. 26 Kasım 1950'de Santiago de Chile'de doğdu. 1967-1971 yılları arasında Şili Üniversitesi Güzel Sanatlar Okulu'nda Orman Parkı'nda öğleden sonraki kurslarda resim konusunda uzmanlaştı. 1989 yılı civarında Şili Katolik Üniversitesi tarafından verilen Restorasyonun Teorik İlkeleri kursuna, 1991 yılında aynı üniversite tarafından yürütülen Taş Koruma ve diğer Gözenekli Malzemeler kursuna katıldı. 1978 ve 1989 yılları arasındaki sanatsal performansıyla ilgili olarak, bir Mimari Restorasyon atölyesi aracılığıyla, Discalced Carmelites, El Carmen Bajo Manastırı, Fundación Las Rosas, Colegio gibi ülkedeki farklı kilise ve manastırlardaki Ulusal Anıtlar için çeşitli çalışmalar geliştirdi. Salesianos Cemaati, Nuestra Señora del Carmen Asylum, Santiago Başpiskoposluğu ve Discalced Carmelite Cemaati Gotik Kilisesi. 1990 yılında Santiago Psikiyatri Enstitüsü için Sanat ve Bilinç Projesi'ne katıldı. Aynı yıl Komite, Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi'nde Heykel-Mimarlık İlk Toplantısı ve Sergisini düzenledi. Aynı şekilde, Komite 1992'de Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi ile birlikte Reina Intercommunal Park'ta ilk Serbest Heykel sergisini düzenledi. Bugün, Lolol'un Sanatçılar Vadisi'ndeki bağımsız bronz ve taş oymacılığı atölyesinde çalışıyor.
[12] Santiago Metropolitan Katedrali : Santiago de Chile Başpiskoposu Celestino Aós Braco'nun makamı ve Santiago de Chile Başpiskoposluğu'nun merkezidir. Neoklasik tarzda inşa edilen katedralin yapımına 1753 yılında başlanmış ve 1799 yılında tamamlanmıştır. Mimar İtalyan Gioacchino Toesca'dır. 19. yüzyılın sonunda yapılan değişiklikler katedrale bugünkü görünümünü kazandırmıştır. Başpiskoposluk bölgesindeki daha önceki katedraller depremler nedeniyle yıkılmıştı. Şehrin tarihi merkezinde yer alan katedral, Santiago Plaza de Armas'ın kuzeybatı köşesine bakmaktadır ve başpiskoposluğun idari merkezi olan Palacio Arzobispal de Santiago'nun yakınında yer almaktadır. Katedral aynı zamanda bir Katolik kilisesi ve Şili ulusal anıtı olan Parroquia El Sagrario'ya da yakındır. Santiago Metropolitan Katedrali, çok sayıda süsleme, fresk ve yaldızlı sütunlarla Barok tarzındadır. Katedralin iki kulesi neredeyse bir yüzyıl sonra eklenmiştir ve mimarisinde tarih katmanlarını göstermektedir.
[13] Pedro de Valdivia (1497-1553) İspanyol subayı ve fetihçi. Valdivia, Avrupa'da çeşitli askeri seferlere katıldıktan sonra Amerika'ya gitti ve burada Peru valisi Francisco Pizarro'nun ordusunun bir parçası oldu. Pizarro tarafından verilen vali yardımcısı unvanıyla Valdivia, 1540'tan itibaren Şili'nin Fethi'ni yönetti. Bu görevde, 1541'de başkent Santiago, La Serena (1544), Concepción (1550), Valdivia (1552) ve La Imperial (1552) dahil olmak üzere ülkenin en eski şehirlerinin kurucusuydu. 1541'de fetihçi arkadaşlarından Şili Krallığı Valisi ve Başkomutanı unvanını aldı.
[14] Hidalgo Kalesi, Şili'nin Santiago şehrinde , Santa Lucía tepesinin üzerinde yer alan bir yapıdır. 1816 yılında Yeniden Fetih sırasında Şili Valisi Casimiro Marcó del Pont'un emriyle şehrin savunması için Batería Santa Lucía adı altında inşa edilmiştir. Kalenin veya kalenin tasarım ve mühendislik işleri, Kraliyet Mühendisler Birliği Tuğgenerali Manuel Olaguer Feliú'nun yönetimi altındaydı. Ülkenin bağımsızlığından sonra , Chacabuco Muharebesi'nde şehit düşen bir yüzbaşı olan Manuel Hidalgo'nun adını aldı.
[15] Laura del Carmen Vicuña Pino, daha çok bilinen adıyla Laura Vicuña (1890-1904), Arjantin'de yaşamış ve ölmüş Şilili kutsanmış bir çocuktur. Ölüm koşulları ve Katolik inancına olan bağlılığı, 1988 yılında yüceltilmesini sağlamıştır. Katolik Kilisesi tarafından ailenin şehit koruyucusu olarak kabul edilmektedir. Kendisi 22 Ocak'ta anılmaktadır. Arjantinli ve Şilili Salesian rahibeleri tarafından Şili Carabineros'a yaptırılan ve Şubat 2010'da basında yayınlanan bir araştırma, Laura Vicuña'nın tanındığı yüzün ona ait olmadığını, İtalyan Salesian rahibeleri tarafından yaptırılan ve Avrupalı bir kızdan ve Laura'nın küçük kız kardeşi Julia Vicuña'nın verdiği iddia edilen tariflerden esinlenen İtalyan sanatçı Caffaro Rore'nin bir resmi olduğunu ortaya çıkardı. 2010 yılında yapılan bir çalışmada, gerçek yüzün, arkadaşlarıyla birlikte çekilmiş bir fotoğrafta, esmer ve melez yüz hatlarına sahip bir kıza ait olduğu anlaşılmıştır.1988 yılında İtalya'da Laura Vicuna'nın hayatını ve annesinin din değiştirmesini sağlamadan önce çektiği acıları anlatan “Laura, Büyük Bir Aşk” filmi çekildi.
[16] Meryem Ana Şapeli: Bask Şapeli olarak da bilinir. İnşaat 1921'de başladı ve 2 Aralık 1931'de tamamlandı, açıldı ve kutsandı. Romanesk tarzda, nefli, çıplak kirişli ve ahşap tavanlı, kenarlı taştan bir yapıdır. Ortasında “Çarmıha Gerilmiş İsa” nın olduğu yarım daire kemerli bir ana sunağı, iki yan sunağı ve bir korosu vardır. Alman heykeltıraş Peter Horn'un tablolarıyla süslenmiştir: Maria Mater Dei Genitrix, Aziz Francis, Aziz Benedict, Aziz Peter, Aziz Cecilia, Aziz Elizabeth ve Vaftizci Yahya. Meryem'in Hayatı'ndan bölümleri temsil eden duvar resimleri de Horn tarafından yapılmıştır: Lekesiz Bakire Kız, Tapınaktaki Sunum, Meryem ve Yusuf'un Evliliği; Nasıra Atölyesinde Meryem ve Yusuf, Müjde, Meryem'in Kuzeni Elizabeth'i Ziyareti, Doğuş, Merhamet Bakiresi, La Piedad ve Melekler Meryem Ana. Sağ sunakta, 19. yüzyıldan kalma, kökeni bilinmeyen, sözde İspanyol olan Lekesiz Gebelik'in bir görüntüsü var.
[17] Katolik Kilisesi tarafından Aziz Alberto Hurtado olarak anılan Luis Alberto Miguel Hurtado Cruchaga (1901-1952), Şilili bir avukat, sendikacı ve Cizvit rahibiydi. Halk arasında Hogar de Cristo'nun yardım kuruluşunun kurucusu olarak bilinir. Şili'deki işçilerin koruyucu azizi, Hukuk Fakültesi'nin eş patronu ve okuduğu okulun (Pontificia Universidad Católica de Chile) Sosyal Hizmet Okulu'nun, UCA Kimya Mühendisliği Öğrencileri Federasyonu'nun ve Arjantin'deki Pastoral Universitaria de Mendoza'nın patronu olarak kabul edilir. John Paul II tarafından 16 Ekim 1994'te yüceltilmiş ve daha sonra Benedict XVI tarafından 23 Ekim 2005'te Aziz Petrus Meydanı'nda (Vatikan Şehri) kanonlaştırılarak And Dağları'ndan Aziz Teresa'dan sonra Şili'de doğup sunağa yükseltilen ikinci kişi olmuştur. Yortu günü 18 Ağustos'ta kutlanmaktadır.
[18] Juana Enriqueta Josefina de los Sagrados Corazones Fernández Solar, Katolik Kilisesi tarafından Aziz Teresa de Los Andes (1900-1920) olarak saygı gören, Şilili Katolik bir rahibeydi ve Discalced Carmelite rahibelerinin bir üyesiydi. John Paul II tarafından 3 Nisan 1987'de, Şili'ye yaptığı tek ziyaret sırasında yüceltilmiş ve daha sonra aynı papa tarafından 21 Mart 1993'te Aziz Petrus Bazilikası'nda (Vatikan Şehri) Şili'de doğan ilk kişi, ilk Amerikalı Discalced Carmelite rahibesi ve - Avila, Floransa ve Lisieux Azizlerinden sonra sunağa yükseltilen dördüncü Carmelli Teresa olarak kanonlaştırılmıştır. Yortu günü 13 Temmuz'da kutlanmaktadır.
[19] San Cristóbal Tepesi'ndeki Lekesiz Gebelik Mabedi, Şili Katolik Kilisesi'nin başlıca ibadet yerlerinden biri olmasının yanı sıra Santiago, Şili'nin bir simgesidir. Özellikle deniz seviyesinden yaklaşık 863 metre yükseklikteki San Cristóbal Tepesi'nin zirvesinde yer alan büyük bir Lekesiz Gebelik heykeli ile dikkat çekmektedir. Lekesiz Gebelik heykelinin boyu 14 metre, üzerinde durduğu kaidenin boyu ise 8,3 metredir. Kaidenin üzerinde John Paul II'nin 1 Nisan 1987'de dua ettiği ve Santiago şehrini kutsadığı küçük bir şapel bulunmaktadır. Heykelin dibinde ayin veya diğer dini törenlerin düzenlenmesi için bir amfi tiyatro bulunmaktadır. Heykelin yakınında dua etmek için küçük bir şapel de bulunmaktadır. "Roma Bakiresi "nin bir reprodüksiyonu olduğuna inanılan heykel Luigi Poletti tarafından tasarlanmış olup Giuseppe Obici'nin bir eseridir. Fransız dökümhanesi Val D'Osne, dönemin Şili'nin Fransa Büyükelçisi Enrique Salvador Sanfuentes tarafından heykelin yapımı için görevlendirilmiştir. İlk taş 8 Aralık 1904'te yerleştirildi ve mabedin resmi açılışı 26 Nisan 1908'de yapıldı. 1987'de Papa John Paul II tarafından ziyaret edildi.
[20] Mercado Central de Santiago, Santiago de Chile'nin merkez pazarıdır. Fermín Vivaceta'nın yapımından sorumlu olduğu pazar 1872 yılında açılmıştır. Pazar, ana özelliği Glasgow'daki İskoç firması R Laidlaw & Sons tarafından imal edilen dökme demir çatı ve destek yapısı olan bir binada yer almaktadır. Yapının tasarımında Edward Woods ve Charles Henry Driver yer almıştır.Metal yapı kare bir taban üzerinde durur ve tonozlu bir tavana sahiptir. Karmaşık çatı tasarımı, iki katmanlı bir tasarıma sahip 8 küçük çatı ile çevrili kubbeli bir kule ile taçlandırılmış merkezi bir piramidal çatıdan oluşmaktadır. Yapı yığma bir bina ile çevrelenmiştir.
[21] Agustín Arturo Prat Chacón (1848 - 1879) Şilili bir avukat ve donanma subayıydı. Pasifik Savaşı sırasında Iquique Muharebesi'nde öldürülmüştür. Prat, kariyeri boyunca Papudo (1865) ve Abtao (1866) savaşları da dahil olmak üzere birçok deniz çatışmasında yer almıştır. Ölümünün ardından adı Şili güçleri için bir toplanma çağrısı haline geldi ve Arturo Prat o zamandan beri ulusal bir kahraman olarak kabul ediliyor. Portresi 10.000 Şili peso'luk banknotun üzerinde yer almaktadır.
[22] Ceviche genellikle misket limonu veya limon gibi taze narenciye sularında pişirilmiş taze çiğ balıktan yapılan bir Latin Amerika yemeğidir. Ayrıca acı biber veya diğer baharatlarla baharatlandırılır ve jülyen doğranmış kırmızı soğan, tuz ve kişniş de eklenir. Yemek çiğ olarak yenildiği ve ısı ile pişirilmediği için, gıda zehirlenmesi riskini en aza indirmek için taze hazırlanmalı ve hemen tüketilmelidir. Ceviche genellikle meze olarak yenir; ana yemek olarak yenirse, genellikle tatlı patates, marul, mısır, avokado veya pişmiş muz gibi lezzetlerini tamamlayan garnitürler eşlik eder. Bu yemek Batı Güney Amerika'nın Pasifik kıyı bölgelerinde popülerdir. Çiğ balık ve eti sirke, narenciye ve baharatlarla yumuşatma tekniği (escabeche) Amerika'ya İspanya'dan getirilmiştir ve İspanyol mutfağındaki Müslüman mirasıyla bağlantılıdır.
[23] Santiago'daki Atatürk Anıtı: Atatürk “efijisi” olarak tabir edilen bronz dökme kabartma Heykeltraş M. Şadi Çalık tarafından yapılmıştır. Sözkonusu efiji 4 Haziran 1973 tarihinde Santiago Las Condes Belediye Meclisi tarafından alınan bir karar sonucu başkent Santiago’nun en seçkin köşelerinden birini oluşturan Las Condes Belediyesi sınırları içerisindeki Apoquindo Caddesi üzerinde bulunan Cerro Navidad parkına 29 Ekim 1973 tarihinde Cumhuriyetimizin 50. yıldönümünde törenle yerleştirilmiştir. 7 Ocak 1975 tarihinde Atatürk Efijisinin çevresi Büyükelçiliğimizce renkli Ankara taşının özelliklerini haiz taşlarla kaplatılmıştır. 1981 yılında parkın onarımı ve havuzlandırılması sırasında yeri biraz değiştirilerek bulvara nazır duruma getirilmiştir. Yüksekliği 3.90 metre, genişliği 2 metre, eni 30 cm olan kaide üzerine oturtulmuştur. Kaidede bronz plaka üzerine kabartılmış Atatürk başı bulunmaktadır.
[24] San Agustín Kilisesi (Augustinian Kilisesi ve resmi adıyla Lütuf Meryem Ana Tapınağı olarak da bilinir) Şili'nin Santiago kentinin tarihi merkezinde bulunan Saint Augustine Tarikatı'nın Şili Eyaleti'ne bağlı bir Katolik kilisesidir. Kilise ve manastırı, 1595 yılında Şili'ye gelişinden bu yana Tarikat'ın ilk kuruluşudur ve Şili'nin tarihi, eğitimsel, dini ve sanatsal gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. Mevcut yapı 1608 yılına aittir ve San Francisco'dan sonra Şili'deki en eski ikinci kilisedir. İçeride, halk arasında Cristo de Mayo olarak bilinen ve ülkenin en eski geleneği olan bir geçit törenine yol açan, ülkenin ilk oyma İsa resmi bulunmaktadır. Augustinian rahipleri, gelişleriyle birlikte Virgen del Carmen'e olan ve günümüzde geniş çapta yayılan bağlılığı da getirmişlerdir.
[25] Víctor Lidio Jara Martínez (1932 - 1973) Şilili şarkıcı ve müzisyen. Hayatı ve müziği ülkesinin aynası olmuş, içinde yaşadığı zamanı ve felsefesini yansıtmıştır. Bu konuda Halil Paşa isimli Kıbrıs’lı bir gazetecinin Şili ile ilgili yazısının bir kısmını aşağıya alıntılıyorum:
“VİCTOR JARA VE VENSEREMOS
Önce Victor Jara kim onu tanıyalım… O, Şili’de tiyatro ile başladığı sanat yaşamına müzikte yoğunlaşarak devam eden yoksul bir çiftçi ailesinin çocuğudur. Politik fikirleri, müzik parçalarında önemli bir yer tutar. Birçok protest şarkıcı gibi o da sol fikirlere sempati duyar. Komünist partide, sanatçı bölümünün yöneticisi olur. Seçimlerde Salvador Allende ile sol ittifak UNITAD POPULAR hareketi adına konserler verir. 11 Eylül 1973 askeri darbesinde tutuklanır ve Şili Stadyumuna götürülür. Gitar çalan elleri kırılır. O işkence görür ve bağır-çağır Venseremos’u söylemeye devam ederken, işkenceyle yetinmeyen darbeciler, Victor Jara’yı kurşuna dizerler.
Şili’deki Pravda muhabiri Vladimir Çernisev, Jara’nın son anlarını şöyle yazmış: “…Víctor Jara dudaklarında şarkıyla öldü. Onu yanından hiç ayırmadığı yoldaşı, gitarıyla birlikte stadyuma getirdiler. Ve şarkı söylemeye başladı. Öbür tutuklular, gardiyanların ateş açma tehdidine rağmen melodiye eşlik etmeye başladılar. Sonra bir subayın emri ile askerler Víctor’un ellerini kırdılar. Artık gitar çalmıyordu, ama zayıf bir sesle şarkı söylemeyi sürdürdü. Bir dipçikle kafasını parçaladılar ve diğer tutuklulara ibret olsun diye ellerini kesip tribünlerin önüne astılar… „
Öldürüldükten sonra şarkısı Venseremos tüm dünyada sol, sosyalist ve komünist gençlerin dilinden düşmedi. Sanırım 1975-80 arası Türkiye üniversitelerinde eğitim gören Kıbrıslı Türk solunun da yüksek öğrenimde en çok söylediği, ezberlediği şarkıydı Venseremos. İşte o şarkı:
Yırtıyor fırtına sessizliği
ufuktan bir güneş doğuyor
gecekondulardan geliyor halk
tüm şili türküler söylüyor
***
Venseremos, venseremos!
kıralım zincirlerimizi.
venseremos, venseremos!
zulme ve yoksulluğa paydos.
***
Şili’de halk bugün savaşıyor
cesaret ve halkın gücüyle.
kahrolsun halkın katili cunta
yaşasın “unitad popular”!..
Víctor Jara‘nın cesedi, Santiago mezarlığı yakınlarında bir hendekte atılı bulunur. Bugün Santiago’daki mezarının kabri üzerinde “Zafere kadar” diye not düşülmüştür. Yıllar sonra, cunta dönemi kapanıp da ülkede seçimler ve “yeni bir demokrasi” dönemi başladıktan, yani Victor Jara’nın öldürülmesinden 31 yıl sonra, askeri darbe sırasında stadyumda işkenceci subaylar aleyhine dava açılır. Dava uzun sürse de, 2012 yılında 8 ve 2014 yılında 3 eski toplam 11 subay suçlu bulunarak hapsedilir. Neden yazdım bunları? Çünkü benzeri askeri darbeler, darbe dönemlerinde işkenceler, siyasal cinayetler Türkiye’de. yaşandı. Pek çok genç öldürüldü ve yüzlercesinin cesedi bulunamadı. Ama hiç kimse de yargılanıp ceza almadı.
1954 yılındaki ABD başkanı Eisenhower’in domino teorisine göre, yan yana dizilmiş domino taşlarından birincisinin (Küba Devrimi) devrilmesinin zincirleme bir şekilde diğerlerini devirmesi gibi, Küba ve Şili’den sonra diğer Güney Amerika ülkelerinin de komünizme geçeceğini düşünülür. Bu nedenle dönemin ABD rejimi, başta istihbarat örgütü CIA olmak üzere tüm askeri ve maddi kaynaklarını, Şili’de seçimi kazanan sosyalist lider Allende’ye karşı her türlü provakasyon, gösteri ve askeri darbe planlarını desteklemeye yönlendirir. Sonuçta General Pinochet’in askeri darbesiyle, demokratik olarak seçilen Allende ve sol ittifak UNITAD POPULAR taraftarları vahşi şekilde kıyıma uğrarlar. “
[26] San Francisco Kilisesi, Katolik kilisenin 1583 yılında bir depremle yıkılan ilk versiyonunun yerine inşa edilen kilise, 1618 yılında taş duvarlar ve Latin haçı planıyla tamamlanarak başkentin ve ülkenin bilinen en eski binası haline gelmiştir. Çeşitli değişiklikler geçirmiş olmasına rağmen kilise, orta nefini ve transeptini oluşturan taş yapısını korumaktadır. Kentin erken dönem mimarisinin tek örneği olan kilise, Santiago'nun ikonik, tarihi ve miras simgesi olarak konumlanmaktadır. Bitişiğindeki manastırla birlikte 1951 yılında Tarihi Anıt olarak ilan edilmiştir.
[27] San Francisco Sömürge Sanatı Müzesi, 1969'da kurulmuş olup San Francisco Kilisesi’nin manastırında yer almaktadır. Yedi odasında dindarlık ve kolonyal sanatın çeşitli kalıntıları sergileniyor. Müzenin büyük salonunda Francisco de Asís'in hayatını anlatan Basilio Santa Cruz'un bir dizi tablosu sergileniyor. Quito okulundan kalma çok sayıda oyma da var ve Calera de Tango’daki Cizvit atölyesinden bir dizi gümüş eser ve diğer Cizvit eserleri sergileniyor. Şairin 1945 yılında kazandığı ve Fransisken Tarikatı nezaretindeki Şili halkına miras bıraktığı Nobel Edebiyat Ödülü'nün madalya, diploma ve tıpkıbasımlarının sergilendiği Gabriela Mistral odası da dikkat çekiyor.
[28] Diego Jacinto Agustín Barros Arana (1830-1907) Şilili bir profesör, yasa koyucu, bakan ve diplomattı. 19. yüzyılın en önemli Şili tarihçisi olarak kabul edilir. Ana eseri General History of Chile ülkenin 300 yıllık tarihini kapsayan 15 ciltlik bir çalışmadır. Barro Arana, Bask kökenliydi. Bir devlet lisesi olan Instituto Nacional'ın ve Şili Üniversitesi'nin müdürüydü.
[29] Gabriela Mistral, asıl adı Lucila de María del Perpetuo Socorro Godoy Alcayaga (1889-1957) Şilili şair, eğitimci, diplomat. Latin Amerikan edebiyatının tanınmış yazarlarındandır. 1945'te edebiyat dalında Nobel Ödülü'nü aldı. Bu ödüle layık görülen ilk Latin Amerikalıdır ve beşinci kadındır. Şiirlerinin temasını doğa, aşk, anne şefkati oluşturmaktadır. Şili yerli halkı Aymara kökenli olduğu bilinen Mistral, ülkesinin sorunlarını çözmeye kendini adamış bir sanatçıdır. Latin Amerika’yı, Avrupa’yı ve ABD’yi dolaşarak eğitim alanında çalışmalar yapmıştır.
[30] Isabel Allende Llona (Doğum 2 Ağustos 1942) Şilili yazar. Allende, Şili büyükelçisi Tomás Allende'nin kızı olarak Lima, Peru'da doğdu. Annesi Francisca Llona Barros'tur. Şili'nin 1970'le 1973 yılları arasında cumhurbaşkanı olmuş Salvador Allende'nin de yeğenidir. 1945'te annesiyle babası ayrıldı ve annesi Santiago, Şili'ye üç çocuğuyla yeniden yerleşti. Annesi diplomat olan Ramón Huidobro ile evlendi ve 1953'e kadar orada yaşadılar. Üvey babası Bolivya ve Lübnan'a diplomat olarak atandı. Isabel Allende Bolivya'da Amerikan özel okulunda Beyrut, Lübnan'da ise İngiliz özel okuluna devam etti. Daha sonra ortaokul eğitimini tamamlamak için tekrar 1958'de Şili'ye döndüler. Şili'de ilk eşi Miguel Frías'la 1962 yılında evlendi. 11 Eylül 1973'te amcası Şili'nin ilk sosyalist Başkanı Salvador Allende, general Augusto Pinochet önderliğindeki ordu tarafından devrilince ve ölünce/öldürülünce, Allende ailesiyle birlikte önce Karakas Venezuela'ya daha sonra San Francisco ABD'ye sürgüne gitti. 1982’de yayımlanan ilk romanı Ruhlar Evi’ni, 1984’te Aşktan ve Gölgeden, 1985’te Eva Luna adlı romanları, 1989’da Eva Luna Anlatıyor adlı öykü kitabı izledi. Sonsuz Düzen adlı romanı 1991’de, Paula 1994’te, Kaderin Kızı 1999’da, Sararmış Bir Fotoğraf 2000’de, Yüreğimdeki Ülkem 2003’te yayımlandı. Allende 2002-2004 yılları arasında Canavarlar Kenti, Altın Ejder Krallığı ve Pigmeler Ormanı adlı romanlardan oluşan gençlik üçlemesini kaleme aldı. Allende, gerçekçi bir anlatım ve siyasal bir yaklaşım ile büyülü gerçekçiliğin gerçeküstücü geleneğini ustaca kaynaştırdı. Türkçe’ye çevrilen eserleri : Ruhlar Evi, Kış Ortasında, Japon Sevgili, Kaderin Kızı, Canavarlar Kenti, Denizin Uzun Taçyaprağı, Aşktan ve Gölgeden, Altın Ejder Krallığı, Pigmeler Ormanı
Comments