top of page
Ara

ARJANTİN-BUENOS AİRES- TİGRE DELTASI GÜNEY AMERİKA SEYAHATİ - 13

  • Yazarın fotoğrafı: ÖMER SUHA TOPALAK
    ÖMER SUHA TOPALAK
  • 9 Tem 2023
  • 16 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 Kas 2023



Seyahatin 13.Günü 31.01.2023 Salı ARJANTİN-BUENOS AİRES-TİGRE DELTASI


Bugün tur planında Tigre deltası var. Ancak önce ilk gün göremediğimiz Buenos Aires Şehir Katedralini [1] gezeceğiz. Katedralin üçgen cephesinin ve sütun galerisinin öne çıktığı mimari tarzı neoklasik. Tapınağın yanında Buenos Aires Başpiskoposluğunun merkezi varmış. Şu anki Papa Francis bu katedralde 15 sene Başpiskopos olarak görev yapmış. Kubbe, Rönesans freskleriyle dekore edilmiş. Zemin İngiltere'de yapılan Venedik mozaiği, barok ana sunak ve minber ahşaptan. Katedralin en önemli bölümü Güney Amerika Halklarının bağımsızlığı için savaşan ünlü devrimci General Don José de San Martín'in mezarının bulunduğu sunak. Biz katedrali gezerken bu bölüm demir kapı ile kapalı idi. Ancak yedi üniformalı asker tören kıtası olarak geldi ve bu bölümü açtı. Askerlerin ikisi karşılıklı kapı girişinde nöbet tutmaya başladı. Kılıçlarını önlerinde dayanak olarak tutuyorlardı.

Tören bitince dışarı çıkıp La Boca [2] bölgesine gittik. Otobüs bizi Gral. Gregorio Araoz de Lamadrid [3] ve Gral. Jose Garibaldi sokaklarının kesiştiği yerde sanırım şimdi çalışmayan bir tren yolunun yakınında bıraktı. Köşedeki pizzacının üst balkonlarından birinde Maradona’nın diğerinde Messi’nin kuklaları ve aralarında “Nos mueve la pasion - Tutku bizi harekete geçirir.” yazan bir pankart vardı. Bende çevrede gördüğüm sanırım kağıt karton karışımı heykellerle (Messi- Papa Francis-Arjantin’li Sığır Çobanı) fotoğraf çektirdim. Sabah olduğu için ortalık sakin pek insan yoktu.

Çevrede gördüklerim Evanjelik Metodist Kilisesi, Boca Juniors futbol takımının "La Bombonera" ismiyle bilinen stadının sarı lacivert dış duvarları, Caminito Sokağı’da çeşitli sokak ressamlarının resimleri, muhtelif taş ve mermer heykeller, rengarenk ev duvarları, Roberto Juan Capurro’nun "Esperando la barca" “tekne bekleyenler” heykeli, ölen itfaiyeciler anısına bir itfaiyeci heykeli, seyyar hediyelik eşya tezgahları, dışında Rasputin figürleri olan El samovar de Rasputin- Rasputin'in semaveri isimli restoranı, General Don José de San Martín Anıtı, hediyelik eşya dükkanları, futbolcu üniformaları, girişinde sanırım tango gösterisi için yüksekçe bir sahnesi olan restoranlar, kafanı sokarak fotoğraf çektirebileceğin insan boyu tablolar, iki katlı evlerin iki farklı giriş kapısı olması, duvarlardaki grafitiler.

Sahilde La Vuelta de Rocha - Rocha Dönüşü isimli yer, Río de la Plata'ya akmadan önce Riachuelo nehrinin son kıvrımı imiş ve adı bu toprakların ilk sahiplerinden biri olan Don Antonio Rocha'dan geliyormuş. Bir gemi güvertesini simüle eden bu küçük meydanda, bir monolit, Amiral Guillermo Brown'ın [4] Brezilya ile Savaş sırasında gemilerin tamir edildiği cephaneliği bu alana yerleştirdiğini hatırlatıyormuş. Heykeltıraş Julio C. Vergottini tarafından yapılan bir büst ve Brezilya Savaşı'nın başlangıcında filonun amiral gemisi olarak hizmet veren bir Arjantin savaş gemisi olan 25 de Mayo gemisine ait bir top onun anısına buraya dikilmiş.

La Boca gezisinden sonra otobüsle yine sahili takip ederek Gemi Müzesi Fırkateyni ARA "Presidente Sarmiento"’nun yelkenlerini, "Quinquela Martín" yolcu terminalini, Usina de Nuevo Puerto- Katedral görünümünde yeni Liman Enerji Santralini görüp Tigre’ye ulaştık.

Grup olarak Rio Tur isimli firmanın iki katlı katamaran teknesi ile yaklaşık bir saatlik nehir turuna katıldık. Tigre, Parana nehrinin bittiği delta bölgesinde yer alıyor.

Bu bölgede yaşayan insanlar araba yerine küçük botlara veya sandallara sahip. Alışverişlerini ise daha büyük teknelerle gezer halde satış yapan yüzen marketlerden yapıyorlar.

1920 yılında ilk yerleşimcilerin buraya yerleştikleri biliniyor. Şehrin yoğunluğundan biraz olsun uzaklaşmak üzere buraya gelen ilk yerleşimciler, ağaçlık alanlar içerisinde Jaguarlara rastladıkları için onları Kaplan zannetmiş ve bu bölgenin ismi Tigre olarak anılmaya başlanmış. Tigre ilk kurulduğu anda olduğu gibi hala önemli bir üretim alanı. Burada meyve, sebzenin yanı sıra kerestecilikte gelişmiş. Hafta sonları içinde önemli bir turist kenti olarak biliniyor.

Turda yukarıda bahsettiğim yerleşim yerlerini, insanların yaşamını ve uzaktan Sarmiento Evi Müzesi’ni [5] gördük. Burası Sarmiento Nehri üzerinde yer alan, Arjantin Devlet Başkanı Domingo Faustino Sarmiento’nun [6] sahibi olduğu ve yaşadığı ağaç evmiş. Teknede yerel Arjantin biralarından birini denedim. Havanın açık ve sıcak olması ve turdaki arkadaşların sohbeti ile güzel bir tur yaptık.

Otobüs isteyenleri serbest zaman için otele bırakacaktı. Bir kısım arkadaş ise Buenos Aires’in meşhur Recoleta Mezarlığı’nı görmek için erken indi. Bende onlarla beraber indim ancak içeride yalnız gezmek için onlardan ayrıldım. Mezarlığa giriş yaklaşık 8 Usd. İdi.

Başkentin köklü mahallelerinden Recoleta'da bulunan ve ismini de buradan alan mezarlık, 1822'de açılmış. Buenos Aires'in ilk halk mezarlığı Recoleta Mezarlığı'nda bulunan 90'dan fazla mozole Ulusal Tarihi Anıt ilan edilirken, mezarlık da 1946'dan bu yana Ulusal Tarihi Müzesi statüsünde bulunuyor. Mezarlığın tarihi, Buenos Aires'e 18. yüzyılın başlarında gelen Katolik Fransisken Cemaati mensuplarına dayanıyor. Fransiskenlerin bostan olarak kullandıkları 5,5 hektarlık alan 1822'de, devlet tarafından keşişlerden alınıp Buenos Aires'in ilk halk mezarlığına çevrilmiş. Mezarlık, o dönem, Buenos Aires Eyaleti Bayındırlık Bakanı olarak görev yapan Fransız mimar Prospero Catelin tarafından tasarlanmış. Mimar Juan Antonio Buschiazzo tarafından 1881'de restore edilen ve en son 2003'te onarım gören mezarlık neoklasisizm akımının izlerini taşıyor. Restorasyonla ve zenginlerin ölüleri için anıt mezarlar yapmaya başlamasıyla Recoleta Mezarlığı, kendisini turistik merkez haline getirecek görünümünü kazanmaya başlıyor. Olağan dışı yapılarıyla dikkati çeken Recoleta Mezarlığı'nda, yaklaşık 4 bin 800 mozole bulunurken, mezarlık, eski devlet başkanları, generaller gibi Arjantin için önemli isimlere ev sahipliği yapıyor.

Mezarlıkta bulunan en ünlü kişi ise Arjantin'in en önemli siyasi figürlerinden Juan Domingo Peron'un eşi Eva Peron olarak öne çıkıyor. Recoleta Mezarlığı'nı gezmeye gelenler, Arjantin'de "Ulusun ruhani lideri" olarak anılan Eva Peron'un mezarına çiçek bırakıyor ve fotoğraf çektiriyor. Birçok Arjantinlinin sevdiği bu büyüleyici güzellikteki kadının mezarının şaşalı olduğunu düşünerek etraftaki büyük mezarlara bakınıyorum ama bulmak mümkün değil. En sonunda vazgeçip bir görevli bulup soruyorum. Diğerlerine göre çok daha mütevazı bir mezar Eva Peron’un mezarı. Eva Peron’un naaşı yerin 5 metre altında duruyor ve çalınmasın diye çok sıkı bir şekilde korunuyormuş. Peki neden bu kadar mütevazı bir mezar? Evita Peron için öldüğü 1952 yılından 1955 yılına kadar dev bir anıt mezar yapılacakmış. Öyle bir anıt mezar ki ABD’deki Özgürlük Anıtı’ndan bile büyük olacakmış ama 1955 yılındaki darbe bütün planları bozmuş. Kocası Juan Peron ülkeden kaçmak zorunda kalmış ve doğal olarak bu proje de hiçbir zaman gerçekleşememiş. Darbe yönetimi 1971 yılına kadar Peronizm’i yasaklamış hatta Juan ve Eva Peron’un resimlerini kullanmak, isimlerini anmak bile yasaklanmış. 70’li yıllarda Juan Peron’un tekrar ülkeye dönmesiyle Eva Peron’un cenazesi tekrar ülkeye getirilip bugünkü yerine defnedilmiş. 33 yaşında ölen Evita Peron’un ne kadar sevildiğini anlatmak için şunu söylemek gerek; zamanında cenazesine tam 3 milyon insan katılmış. Çiçekçilerde çiçek kalmamış, Şili’den çiçek getirmek zorunda kalmışlar.

Recoleta’da ayrıca Ermenilerin ve Rumların mezarları da var. Bazıları Türkiye doğumlu olan bu kişiler belli ki Buenos Aires’in kuruluşunda ve büyümesinde büyük rol oynamış. Kevork Akrabian, Tütüncüyan, Çömlekçioğlu, Kevork Tchinnosian gibi isimler gözüme çarpıyor yer yer mezarlıkta. Recoleta Mezarlığı, mozolelerinde pek çok ilginç hikaye barındırıyor. [7]

Bu harika yeri de gezip göz kararı sağa sola sorarak gruptan Gonca’nın bahsettiği ünlü kitapçı El Ateneo Grand Splendid [8] ‘e gittim. Tiyatro salonundan kitapçıya çevrilen bu yer 2019 yılında National Geographic tarafından "dünyanın en güzel kitapevi" seçilmiş.

Sonra yol üzerinde San Nicolás de Bari Bazilikası [9] ‘nı ziyaret ettim. Sonra yürümeye devam ederek otele ulaştım.

Bugün programda ekstra Tango gecesi var. Grup 100 Usd ekstra para vererek yemekli bir tango gecesine katıldı. Bizim guruptan bir arkadaş buradaki tango evlerinde dans eden bir Türk hanımı tanıyormuş. İsmi Ayşe Gençalp. Onunla görüşmüş oda beş kişiyi davet etmiş. Bizde bir taksi tutup bahsi geçen Aljibe Tango isimli yere gittik. Girişte ayıp olmasın diye adam başı 25 Usd ödedik ve içeride sadece sanırım iki şişe şarap içtik. Fakat işin komiği bizim turda bu Türk hanım nedeniyle burayı ayarlamış. Onlar bizden ayrı yemeklerini yediler bizde şarabımızı içerek çok güzel bir tango show ve folklor gösterisi izledik. Gösteri sonrası yemek yemediğimiz için yine dün gittiğimiz Huacho Restorana gittik. Yine çok güzel Arjantin bifteklerini ve şaraplarını mideye indirdik. Kişi başı 4.616 Arjantin pezosu ödedik, o da kredi kartıma 277 TL olarak yansımış. Yemek sonrası yarın için istirahata çekildik.



Notlar: Bilgiler www.wikipedia.org ‘dan alınmıştır.


[1] Plaza de Mayo'nun önünde, San Martín Caddesi ile Rivadavia Caddesi'nin kesiştiği noktada yer alan Metropolitan Katedrali, Arjantin'deki Katolik Kilisesi'nin ana merkezidir. Buenos Aires Şehri'nin önemli bir bölgesinde yer almasının yanı sıra, uzun bir inşaat aksaklıkları geçmişine sahiptir. Mevcut bina, Buenos Aires Şehri'nin ikinci kuruluşundan bu yana bu alana inşa edilen altıncı binadır. İlk yapı, 1593 yılında, kerpiç bir şapeldi. O zamandan günümüze kadar bu alanda sel, yangın, malzemelerin dayanıksızlığı ve yapısal kusurlar nedeniyle yenilenmek zorunda kalan altı farklı bina olmuştur. Son inşaat 1752 yılında İtalyan mimar Antonio Masella yönetiminde başlamış ve 1852 yılında tamamlanmış, ancak dekorasyonu 1911 yılına kadar bitirilememiştir. Son yapısı neoklasiktir ve katedrallerde nadiren kullanılan bir profile sahiptir, bu da ona klasik bir Katolik binasından ziyade bir Yunan tapınağına daha yakın bir benzerlik verir. 1822 yılında Fransız Prospero Catelin ve Pedro Benoit, 12 sütunu İsa'nın on iki havarisini sembolize eden dış cepheyi tasarlamıştır. İç mekanda nefler, yan şapeller ve 41 metre yüksekliğe ulaşan etkileyici bir kubbenin altında bir transept bulunmaktadır. Bir diğer önemli ayrıntı ise, 1860 yılında Fransız heykeltıraş Joseph Dubourdieu (Mayıs Piramidi'nin tepesindeki figürün yaratanı) tarafından gerçekleştirilen ve Yakup ile oğlu Yusuf'un Mısır'daki buluşmasını temsil eden ön yüzün kabartmasını yaratan ön yüzün süslemesidir. Son olarak 1877 yılında mimar Enrique Alberg, heykeltıraş Albert Ernest Carrier-Belleuse'un eseri olan General José de San Martín'in anıt mezarına yer açmak için yan neflerden birini yenilemiştir. Haç İstasyonları'nın on dört resmi İtalyan Francesco Domenighini'nin eseridir ve orijinal olarak Iglesia del Pilar'da yer almaktadır. Yüksek sunak (yaldızlı ve büyük boyutlu) merkezin en belirgin özelliği olarak ortada durmaktadır. 1942 yılında Ulusal Tarihi Anıt ilan edilen Metropolitan Katedrali, Koloni döneminin en önemli mimari eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Katedral aynı zamanda Papa Francis'in onuruna bir müze olarak da hizmet vermektedir, zira Jorge Bergoglio 1998'den 19 Mart 2013'te Yüce Papa olarak takdis edilmesine kadar Buenos Aires Başpiskoposu olarak görev yapmış ve Başpiskoposluk bölgesini yönetmiştir. Ziyaretçiler burada Bergoglio'nun kentte görev yaptığı 15 yıl boyunca kullandığı kişisel ve litürjik objeleri bulabilirler.


[2] La Boca: Renkli evleri, süslü duvarları, ünlülerin heykelleri ve Boca Juniors futbol takımına ev sahipliğiyle ünlü La Boca Mahallesi, Arjantin'in başkenti Buenos Aires'in en renkli mahallesi olarak öne çıkıyor. Başkentin güneyinde, Matanza-Riachuelo Nehri'nin Rio de la Plata Nehri'ne açıldığı ağızda bulunması nedeniyle mahalle ismini, İspanyolca "ağız" anlamına gelen "boca" kelimesinden alıyor. Yaklaşık 3,5 kilometrekare üzerine kurulu La Boca Mahallesi, 50 bin civarında nüfusa sahip. Göçmenlerin, atık çinko levhalardan içinde birden fazla ailenin yaşadığı "conventillos" isimli evler inşa edip liman atölyelerinde artan boyalarla da bu evleri boyamasıyla mahalle çeşitli renklere bürünmüş. Buenos Aires'in ünlü, en renkli ve turistler tarafından en çok ziyaret edilen yerlerinden biri olan Caminito Sokağı da La Boca Mahallesi'nde bulunuyor. Burası uzun süre bakımsız kaldıktan sonra 1950'de aralarında ressamların da olduğu bir grup tarafından restore edilerek halkın kullanımına sunuldu. Şair Gabino Coria Penaloza'nın yazdığı "Caminito" şiirini Tango'nun önde gelen isimlerinden Carlos Gardel'in seslendirmesiyle sokak Tango ile anılmaya başladı. Bugün, Caminito'ya gelen birçok turist civardaki Tango dansçılarının belirli ücret karşılığı sunduğu kostümlerle fotoğraf çektirirken, restoranlarda sunulan Tango gösterisinin tadını çıkarıyor. 1959'da bölge ressamlarının eserlerini sergilediği açık hava müzesi olan Caminito'da bugün pek çok duvar resmi ve Arjantin'in dünyaca ünlü eski futbolcusu Diego Maradona'dan, Katolik dünyasının Arjantinli ruhani lideri Papa Franciscus'a kadar birçok kişinin heykeli bulunuyor. La Boca Mahallesi, ismini verdiği, dünyaca tanınan Boca Juniors futbol takımının "La Bombonera" ismiyle bilinen Alberto J. Armando Stadı'na da ev sahipliği yapıyor. La Bombonera'nın çevresinde de Boca Juniors renkleriyle boyanmış hediyelik eşya dükkanları ve kafeler ziyaretçileri karşılıyor.


[3] Gregorio Aráoz de Lamadrid ya da Gregorio Aráoz de La Madrid (1795 - 1857) Arjantinli bir asker, Arjantin Bağımsızlık ve iç savaşlarının savaşçısı ve üniter partinin lideriydi. Tucumán eyaletinin ve kısa bir süre Mendoza ve La Rioja eyaletlerinin valiliğini yaptı. Sürekli bir savaşçı olan Sarmiento, gözüpeklik derecesinde cesur bir general olarak ün yapmıştır. Domingo Faustino Sarmiento ünlü Facundo adlı eserinde onu "cesurların en cesuru" olarak adlandırır. Arjantin ve Peru'nun bağımsızlık kahramanlarından Francisco Aráoz de Lamadrid'in küçük kardeşiydi.


[4] William Brown (İspanyolca'da Guillermo Brown veya Almirante Brown olarak da bilinir ) (1777 - 1857) İrlanda doğumlu bir Arjantinli amiraldi . Brown'ın Arjantin Bağımsızlık Savaşı , Cisplatine Savaşı ve İngiliz-Fransızların Río de la Plata ablukasındaki başarıları Arjantin halkının saygısını ve takdirini kazandı ve Arjantin'in ulusal kahramanlarından biri olarak kabul edildi. Ülkenin deniz kuvvetlerinin yaratıcısı ve ilk amirali, genellikle " Arjantin Donanmasının babası " olarak bilinir.


[5] Tigre'deki Sarmiento Müzesi: Delta'nın kalbinde, heybetli bir cam kutunun içinde çok özel bir ev var. Bu ev Arjantin'de "sınıfın babası" olarak bilinen Domingo Faustino Sarmiento'ya ait. Kırsal bir kaşif, öğretmen, gazeteci, yazar, politikacı ve Arjantin Cumhuriyeti'nin başkanı (1868-74) olarak Domingo Faustino Sarmiento, bugün bildiğimiz deltanın öncüsü ve vizyonerlerinden biriydi. Sarmiento, Okullar Dairesi Başkanı olarak bölgeyi incelerken deltayla tanıştı ve orada gördüklerinden o kadar etkilendi ki Buenos Aires vatandaşlarını harika adaları, nehirleri ve dereleri doldurmaya teşvik etmek için bir keşif gezisi düzenlemeye karar verdi. Bu olay 1850 civarında gerçekleşti. Ve böylece aralarında arkadaşları Bartolomé Mitre ve Carlos Pelegrini'nin de bulunduğu yaklaşık 500 kişi, kendi deyimiyle "medenileştirmek" için adalara doğru yola çıktı. İlk keşifler ve ilk yolculuklardan sonra turistler de gruba katılmaya ve komşu olmaya başladılar. Adaların her birinde sınırlandırılmış araziler Buenos Aires şehrinin en varlıklı aileleri tarafından işgal edildi ve bu aileler için burası hafta sonlarını geçirmek ya da birikimlerini değerlendirmek için ideal bir yerdi. Delta'daki ev: 1860 yılına gelindiğinde Sarmiento'nun Delta'da bir evi vardı. Tarih kitapları onun, Amerikan fatihlerinin Kızılderilileri topraklarından kovarken yaptıkları gibi, silahıyla havaya sembolik atışlar yaparak adasına sahip olduğunu söyler. Ev, kiremit çatılı küçük ahşap bir binadır. Aralarında María del Carmen Magaz ve María Beatriz Arévalo'nun da bulunduğu evin, tarihçilerine göre zemin kat boşken, üst kat evin tek odasıydı. Prefabrik tahtalarla inşa edilen duvarlar, mimarinin ilk bakışta hayal edilebileceğinden çok daha özenli olduğu fikrini veriyor. Ancak Sarmiento bu evde sadece dinlenip yazı yazmadı. Burada kaldığı 30 yılı aşkın süre boyunca, diğer evlerin inşasında ve o yıllarda Delta'daki yaşamın gerektirdiği olağan sorunların çözümünde danışman olarak görev aldı. 1855'te ilk hasır çubuğu diken ve böylece ada sakinlerinin çoğunun bugün hayatta kaldığı faaliyeti başlatan oydu. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri'ne yaptığı birçok geziden birinden, bugün tüm adalarda yetişen ünlü delta cevizi olan ilk pikan cevizi tohumlarını da geri getirdi. Sarmiento'nun kendisi, deltada neredeyse otuz yıl yaşadıktan sonra, hala ahşap evlerin mantığında ısrar ediyordu. Buenos Aires şehrinde dönemin en önemli gazetelerinden birinde yayınlanan "Mimari ve ada manzaraları" (1885) başlıklı makalesinde "Ne taş ne de tuğla" diye özetledi. "Delta'da söğüt, inşaat için ideal malzemedir. Adalara getirilen yenilik ahşap evdir, Amerikan mimarisidir. Ülkemizin her yerinde uygulanmasını görmek istediğimiz bir gelişme" dedi. Bununla birlikte, Avrupa mimarisinin lüksleri de Delta'ya ulaştı ve Amerikan işlevselliğinin çok az sahip olduğu bir romantizm ve cazibe dokunuşu ile aşılandı. Sarmiento 1895 yılında öldü. Carlos Delcasse evi satın aldı ve daha sonra bir kamu yardım kuruluşuna bağışladı, o da Ulusal Eğitim Konseyi'ne bağışladı. 1966 yılında Başkan Illía'nın bir kararnamesiyle Ulusal Tarihi Anıt ilan edilen ev, bu sayede bugün deltadaki diğer ahşap evler gibi korunuyor. Ev bugün müze ve kütüphane olarak kullanılıyor. Doğanın ve zamanın etkilerinden camla korumakla görevli Tigre Belediyesi'ne göre, ufuktan parlayan cam kutunun cazibesine kapılan yaklaşık 50 bin kişi her hafta sonu buraya geliyor.


[6] Domingo Faustino Sarmiento (1811 - 1888), Arjantinli aktivist, entelektüel, yazar, devlet adamı ve Arjantin'in altıncı devlet başkanı. Yazıları, gazetecilikten otobiyografiye, siyaset felsefesine ve tarihçiliğe kadar çok çeşitli tür ve konuyu kapsamıştır. On dokuzuncu yüzyıl Arjantin’inde büyük etkisi olan 1837 Kuşağı olarak bilinen bir grup entelektüel grubunun üyesiydi. Eğitim konularıyla özellikle ilgilendi ve aynı zamanda bölgenin edebiyatı üzerinde önemli bir etkiye sahipti.


[7] (A) Beyazlı Kadın hikayesi: Oyun yazarı Enrique García Velloso'nun kızı Luz María, 1925 yılında, 15 yaşındayken lösemiden ölmüş. Bir gece, Buenos Aires sosyetesinden genç bir adam Recoleta Mezarlığı'nın arka sokağında tamamen beyazlara bürünmüş bir kızın ağladığını görmüş. Ona yaklaşmış ve güzelliği karşısında gözleri kamaşan kızı kahve içmeye davet etmiş. Kahveden sonra kız adının Luz María olduğunu söylemiş ancak aniden artık çok geç olduğunu haykırarak ayağa kalkmış. Adamın omuzlarına geçirdiği cekete kahve dökülmüş. Adam onu takip etmiş ancak kadın mezarlığın girişinde gözden kaybolmuş. Çaresizlik içinde, bekçi onu içeri alana kadar ısrarla kapıya vurmaya başlamış. Ve girince hayal bile edilemeyecek bir şey görmüş: Yatan bir mermer figürün üstünde kahve lekeli ceket duruyormuş. Adam heykeldeki ağlayan yüzün Luz Maria’nın yüzü olduğunu anlamış.


(B) Başka bir hikaye Rufina Cambacérès’e ait. Rufina Cambacérès zengin bir ailenin kızı olarak doğuyor. Babası Buenos Aires’in ünlü simalarından yazar ve politikacı Eugenio Cambacérès. Babası, Rufina daha 4 yaşındayken tüberkülozdan ölüyor ve Rufina yetim kalıyor. Rufina’nın trajedisi bununla bitmiyor.1902 yılında 19 yaşına basan Rufina, Buenos Aires’in en gözde genç hanımlarından bir tanesi oluyor. Güzelliğiyle insanları büyülüyor. Yine 1902 yılında bir müzikale gitmeye hazırlanırken birden bire yere düşüyor. Doktorlar geliyor ama müdahale için çok geç kalınıyor. Rufina Cambacérès kalp krizinden ölüyor.Cenaze töreni düzenlenip güzeller güzeli Rufina tabuta konuyor. Tabut mühürlendikten sonra küçük bir ev şeklinde olan mozolenin içine yerleştiriliyor. Cenazeden bir gün sonra mezarlığın bekçisi Rufina’nın tabutunun hareket edip yerinden oynadığını fark ediyor. Tabutu açtıklarında ahşap tabuttaki tırnak izlerinden, yüzünün ve ellerinin yaralar içinde olmasından Rufina’nın aslında ölmemiş olduğunu, öldü sanılıp defnedildiğini anlıyorlar. Genç kadın tabuttan çıkmaya çalışmış ama sonunda yorgunluktan ve havasızlıktan (Bu sefer gerçekten) ölmüş. Hikayeye göre bu kızın hayaleti her gece mezarlıkta dolaşırmış. Hatta anlattıklarına göre Rufina’nın hayaletini görenler olmuş. Ellan Edgar Poe’da da narkolepsi (Birden bire uykuya dalma, uyku felci) hastalığı varmış. En korktuğu şeylerden bir tanesi de diri diri gömülmekmiş hatta “The Premature Burial”, “Diri Diri Gömülüş” isimli bir öykü bile yazmış. Rufina’nın durumu narkolepsi miydi bilinmez ama La Recoleta Mezarlığı’na girenler için (Belki de hırsızlar için) korku verici bir hikaye olduğu kesin.


(C) Diğer bir hikaye ise Liliana Crociati de Szaszak’ın hikayesi. Bu hikaye daha yakın bir zamandan, 1970’lerden. Liliana da en az Rufina Cambacérès kadar güzel bir kız ve çevresi tarafından çok seviliyor. 26 yaşında evleniyor ve balayı için eşiyle Avusturya’nın Innsbruck kasabasına kayak tatiline gidiyor. Eşiyle balayındayken çığ düşmesi sonucu genç yaşında ölüyor. Mezarı annesi tarafından dizayn ediliyor ve ünlü bir heykeltraşa kızının gelinlikli bir heykelini yaptırıyor. Köpeği Sabu öldükten sonra gelinlikli heykelinin yanına Sabu’nun bronzdan heykelini de iliştiriyorlar. Mezarın önünde babası tarafından yazılan İtalyanca bir şiir bulunuyor.


(D) Bir başkası, en uyumsuz evliliklerden biri Salvador María del Carril (1798 - 1883) önde gelen bir Arjantinli hukukçu aynı zamanda ülkesinin ilk Başkan Yardımcısıydı) ve karısı Tiburcia Domínguez'in arasındaki idi. Del Carril karısının aşırı masrafları nedeniyle ve söz dinlememesi üzerine alacaklılarına bir mektup yazıp borçlarını üstlenmeyeceğini bildirmiş. Tiburcia, kocasının hareketiyle o kadar aşağılanmış hissetmiş ki, 20 yıl daha evli kalmalarına rağmen onunla hayatında bir daha hiç konuşmamış. Del Carril 84 yaşında öldüğünde Tiburcia eşi için Recoleta'daki en etkileyici cenaze anıtlarından birinin inşa edilmesini emretmiş. Bu anıtta Del Carril bir koltukta oturuyor rahat bir şeklide güneye bakıyormuş. Daha sonra Tiburcia, İtalyan heykeltıraş Camilo Romairone’den Recoleta Mezarlığı'ndaki eşinin mozolesine kendi mezarı için de kendisinin bir büstünü yapmasını istemiş. Ancak yaptırdığı büstü Del Carril'e sırtını dönük olarak yaptırmış. Bu isteğinin sebebi sorulduğunda "Kocamla sonsuza kadar aynı yöne bakmak istemiyorum " demiş.


(E) Ünlü amiralin en sevilen kızı Elisa Brown'unki de güzel ve hüzünlü bir hayalettir. Genç kızlığının ortasında, müstakbel kayınpederinin emriyle Brezilya İmparatorluğu'na karşı sefere çıkan nişanlısı Binbaşı Francis Drummond'un dönüşünü bekliyordu. Ancak kader günü geldi çattı: Monte Santiago savaşında, kahramanca savaştıktan sonra Francis komutanının kollarında öldü. Brown, Buenos Aires'e döndüğünde korkunç haberle birlikte Elisa'ya nişanlısının saatini verir: "Bu onun son arzusuydu" der. Elisa'nın 17 yılı paramparça olur. Gelinliğine sarınarak, belki de sevgilisinin ruhunu bulmak için Río de la Plata'ya atlar. Bugün kalıntıları babasının yanında bir vazoda yatmaktadır. Arkasında, bir başkasında Francis'in kalıntıları.


(F) Ancak mezarlığın her ebedi sakini bir kahraman, önde gelen bir politikacı, iki ya da üç soyadı olan bir karakter, bir çiftlik sahibi değildi. En azından, mezarlığın genç bekçisi David Alleno değil. Alleno sadece kendi mahzenini inşa etmeye karar vermemiş aynı zamanda onu işgal etmek için çok yakında ölmeye karar vermiş. David 1881 ile 1910 yılları arasında orada çalıştı. O yıllar boyunca, iyi yemekten mahrum kalsa bile, arsayı satın almak için para biriktirdi. Pahalıydı elbette. Ancak yetersiz maaşıyla bir mimarın ve duvarcıların hizmetlerini ödemek zorundaydı. İmkansız bir görev. Ama onun takıntısı için değil. Bunu kendi elleriyle yapmaya karar verdi ve başardı. Ama mezarlık idaresi katı estetik kurallara uymasını talep ediyordu. Böylece gönülsüzce son birikimiyle Cenova'ya gitti ve Canessa soyadlı yerel bir heykeltıraşı mezarı bitirmesi için kiraladı. Mermer bir kabartma onu iş kıyafetleri, bir sulama tenekesi, bir süpürge ve anahtarlarıyla birlikte büyük bir asma kilitle gösterir yani bekçinin aletleri ile. Ama son adım eksikti: ölüm. Ve o bunu beklemek istemedi: zehirle intihar etti. Sadece 35 yaşındaydı. Rahatsız olan diğer hayaletler, geceleri alet ve malzeme sesleri duyduklarına yemin ediyorlar. "Kasasından hiçbir zaman tam olarak memnun olmadı. Onu yenilemeye devam ediyor," diye açıklıyorlar.


(G) Ancak Recoleta'da yaşayan tek proleter o değildir: Sáenz Valiente ailesinin azat edilmiş kölesi olan hizmetçi Catalina Doğan, aile mezarlığının yarıçapında, ama dışında yatmaktadır. Efendilerin hizmetkârlarını anıtlarının yakınına gömmeleri alışılagelmiş bir durum değildi. Ancak Rita bir istisnaydı: mezar kitabesinde "sadakati ve dürüstlüğü" belirtilmişti.


(H) 1881'de soğuk bir gecede, Belçikalı genç asilzade Alfonso Kerchowen de Peñarada liderliğinde kendilerine "Gecenin Şövalyeleri" adını veren bir çete, Inés Indart de Dorrego'nun tabutunu kaçırdı. Şaşırtıcı ve o zamana kadar benzeri görülmemiş bir olaydı. Aralık 1828'de Juan Lavalle'nin emriyle vurulan Buenos Aires'in eski valisi Manuel Dorrego'nun baldızı olan kadının kalıntılarını iade etmek için 24 saat içinde beş milyon peso talep ettiler. Bildiri: "Aksi takdirde, bir ulusun haklı eleştirisi sizi utançla kaplayacak ve şanlı soyadınız sonsuza dek lekelenecektir". Merhumun kızı Felisa Dorrego de Miró polisi aradı. Ancak uşağı ona şöyle dedi: "Birinin bu kadar ağır bir tabutu mezarlıktan çıkarmış olması ve bunu kimsenin fark etmemiş olması imkansız". Tamamen saçmalık. Çünkü kadının kalıntıları Requijo ailesinin panteonunda bulundu! Sadece birkaç metre ötede. Fidye ödendi... Sahte banknotlarla. Ancak "Los caballeros de la noche" için mahkumiyet kararı çıkmadı: ceset hırsızlığını cezalandıran bir yasa yoktu. Kısa bir süre sonra Ceza Kanunu'na 171. madde eklendi: "İki yıldan altı yıla kadar hapis". Bir dramdan çok, bir komediydi. En ciddi hayalet bile gülerek kendini öldürür.


(I) 50'lerde tribünlerdeki çocuklar "Bir topun sesini duyuyorsunuz / ve bilmiyorum ve ne olacağını bilmiyorum" şarkısını söylüyorlardı. Ve Recollect hayaletleri de orada ve neredeyse her gece buna yemin ediyor. Görünüşe göre bu seslerin sahibi Jeremías López'in hayaleti, 1920'lerden bir Maradona ya da Messi, topla çok yetenekli ama çok şanssız. Buenos Aires'te soylu bir aileden gelen aşçı, bir kazanı tutarken neredeyse tüm vücudunu kaynar yağla yaktı. Ve daha kötüsü, bacakları. Bir hafta sonra da öldü. O sırada 17 yaşındaydı ve Uruguay'daki ilk Dünya Kupası'nda oynama umudu vardı. Patrici ailesinin reisi onu kendi mahzenine gömdürdü. Efsaneye göre geceleri, evet, top sesleri, koşma sesleri ve mahzen duvarlarında sekme sesleri duyabilirsiniz. Ve eğer birisi mahzenin kapısına bir top bırakırsa... top kaybolurmuş. Diğer hayaletler birbirlerine bakar ve inanmazlar. Belki de futbol hakkında hiçbir şey bilmedikleri içindir.


[8] El Ateneo Grand Splendid, Buenos Aires , Arjantin'de bulunan bir kitapçıdır . 2008'de The Guardian burayı dünyanın en güzel ikinci kitapçısı ilan etti. 2019 yılında National Geographic tarafından "dünyanın en güzel kitapevi" seçildi. Barrio Norte'deki Santa Fe Caddesi üzerinde yer alan bina mimarlar Peró ve Torres Armengol tarafından emprezaryo Max Glücksmann (1875-1946) için tasarlanmış ve Mayıs 1919'da Teatro Gran Splendid adlı bir tiyatro olarak açılmıştır. Eklektisist binanın tavan freskleri İtalyan sanatçı Nazareno Orlandi tarafından boyanmış ve Troiano Troiani'nin heykelleri de Palacio de la Legislatura de la Ciudad de Buenos Aires'in kornişini süslemiştir. Tiyatro 1.050 kişilik oturma kapasitesine sahipti ve tango sanatçıları Carlos Gardel, Francisco Canaro, Roberto Firpo ve Ignacio Corsini'nin gösterileri de dahil olmak üzere çeşitli performanslar sahneledi. Glücksmann 1924 yılında kendi radyo istasyonunu (Radio Splendid) kurdu ve bu istasyon, kayıt şirketi Nacional Odeón'un günün büyük tango şarkıcılarının ilk kayıtlarından bazılarını yaptığı binadan yayın yaptı. Yirmili yılların sonlarında tiyatro sinemaya dönüştürüldü ve 1929 yılında Arjantin'de gösterilen ilk sesli filmler gösterildi. Süslü eski tiyatro Şubat 2000'de Grupo Ilhsa tarafından kiralandı. Ilhsa, Tematika aracılığıyla El Ateneo ve Yenny kitapçılarının (toplam 40'tan fazla mağaza) yanı sıra El Ateneo yayınevinin de sahibidir. Bina daha sonra yenilenmiş ve mimar Fernando Manzone yönetiminde bir kitap ve müzik mağazasına dönüştürülmüştür; sinema koltukları kaldırılmış ve yerine kitap rafları yerleştirilmiştir. Yenileme çalışmalarının ardından 2.000 m2 (22.000 sq ft) büyüklüğündeki El Ateneo Grand Splendid grubun amiral mağazası haline geldi ve 2007 yılında 700.000'den fazla kitap sattı; yılda bir milyondan fazla kişi kapılarından içeri giriyor. Hala sağlam olan tiyatro locaları da dahil olmak üzere binanın her yerine müşteri oturma yerleri yerleştirildi ve bir zamanlar sahne olan yerin arkasında bir kafe oluşturuldu. Tavan, süslü oymalar, kıpkırmızı sahne perdeleri, oditoryum aydınlatması ve pek çok mimari detay hala yerinde duruyor. Yapılan değişikliklere rağmen, bina bir zamanlar sahip olduğu büyük tiyatro hissini hala korumaktadır.


[9] San Nicolás de Bari Bazilikası, Arjantin'in Buenos Aires şehrinde bulunan ve San Nicolás de Bari'nin onuruna inşa edilmiş Fransız Akademik tarzında bir dini tapınaktır. Orijinal şapel 1733 yılında Domingo de Acassuso'nun girişimiyle (kendisi Buenos Aires Eyaleti'nde, aynı adı taşıyan bölgede bulunan mevcut San Isidro Katedrali'nin inşasını emretmişti) şimdiki Avenida Corrientes ve Carlos Pellegrini'nin köşesinde inşa edilmiştir. Diagonal Norte'nin genişletilmesi nedeniyle 1931 yılında yıkılana kadar 1767 yılında yeniden inşa edilmiştir. 29 Kasım 1935'te (1352 Santa Fe Caddesi'nde bulunan) mevcut binanın açılışı yapıldı ve iki yıl sonra, 1937'de küçük bir Bazilika'ya yükseltildi. 23 Ağustos 1812'de Buenos Aires şehrinde ulusal bayrak ilk kez dini bir tören vesilesiyle eski kilisede göndere çekilmiştir.Dış cephe: Ön cephesi, biri eski kilisenin orijinal çanlarını barındıran iki yan kulesi ve kabartma figürlü üçgen cephesi ile simetrik bir yapıya sahiptir.Kilisenin girişinin solunda, İspanya'dan gelen ve eski kilisede bulunan Valensiya'nın koruyucu azizi Virgen de los Desamparados'un resmine ev sahipliği yapan bir şapel bulunmaktadır. İç mekan: Bir orta nef ve iki yan nefe sahip olan iç mekanda, venetit kakmalı altı duvar resminin yanı sıra bronz apliklerle süslenmiş sıralar bulunmaktadır. Ana sunağın sağında, Kutsal Ayin Şapeli'nde, ilk Arjantinli aziz olan Aziz Héctor Valdivielso'nun bir resmi bulunmaktadır. San Nicolás Tesbihli Meryem Ana Şapeli ise bir yan sunakta yer almaktadır.


 
 
 

Comments


bottom of page