top of page
Ara

TAHRAN İRAN SEYAHATİ-3

  • Yazarın fotoğrafı: ÖMER SUHA TOPALAK
    ÖMER SUHA TOPALAK
  • 23 Ağu 2023
  • 40 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Oca 2024


1979 yılına kadar İran bayrağında olan Pers sembolü Güneş ve Aslan Gülistan sarayı duvarında

Seyahatin 3. Günü 18.05.2023 Perşembe TAHRAN

Oteldeki kahvaltımızdan sonra hemen Tahran’ı turlamaya başladık. İlk adresimiz Sadabat Sarayı [1] oldu. Saadabad'ın güzel havası nedeniyle Kaçar Hanedanı [2] Şahları burayı yazlık evleri olarak kullanmışlar. 1920’lerde Pehlevi hanedanı [3] iktidara geldiğinde, burası Rıza Han'ın emriyle farklı mimari tarzlarda irili ufaklı 18 saray inşa edilerek genişletilmiş. Turla anlaşmamızda müze girişleri bizim tarafımızdan ödenecekti. Ancak şansımıza bugün İran’da müzeler günü imiş o nedenle giriş ücreti ödemedik. Rehberden öğrendiğime göre turiste giriş 100.000 Riyal, Beyaz Saray 100.000 Riyal diğer saraylarda 50.000 Riyal imiş. Ancak ücretsiz olduğunu bilen Tahran’lılar da müzeleri doldurmuşlardı epey kalabalıktı.

Ana kapıdan girip epey yürüdükten sonra öncelikle Millet (Mellat) veya Beyaz Saray’a gittik.

Bizi bahçede Okçu Araş [4] karşıladı. Mellat Sarayı 2164 m2 bir arsa üzerinde kurulu, iki kat ve bir bodrum katı ile yaklaşık 5000 m2 bir inşaat alanına sahip ve 54 odalı, 10 salonlu. Muhammed Rıza Şah ve eşi Farah Diba’nın yazlık ikâmetgâhı imiş.

Giriş katında tavan yüksekliği 6 m. büyük giriş holü, muhafız odası, ziyaretçi soyunma odası, resepsiyon salonu, küçük yemek salonu veya toplantı salonu, Şah’ın ofisi, özel banyosu, sinema ve sanat müzesi girişi, tören şefi ofisi, adliye bakanı ofisi, bekleme odası, bilardo salonu ve özel kuaför salonu var. Ortada üstünde İran çiçek motifleri bulunan 51 m2 antika halı bulunuyor. Dolaplarda hediye edilmiş fildişi ve kemikten yapılmış heykeller var. Diğer heykeller: 1-Fransız heykeltıraş Charles Levy - Faneur, 19. yy 2- Claude Michel (Clodion) bronz heykel, Rokoko tarzı Fransa, 18. yüzyıl 3- Fransız heykeltıraş Jean Baptiste Pigalle - Merkür ya da Hermes, tanrıçanın habercisi, 18. yüzyıl 4- Fransız heykeltıraş Jean-Baptiste Germain'den Excelsior,19-20. yy. 5-İspanyol heykeltıraş Juan de Avalos Garcia-Taborda'dan granit üzerine beyaz mermerden yapılmış bir kadın büstü (Farah Diba), 20.yy ve Piyano, İkinci Nikolay Hanedanı, Saint Petersburg 19. yy.Beker atölyesi tarafından yapılmış.

Sonra birinci kata çıktık. Burada ana büyük giriş salonu, yemek odası veya tören yemek salonu, tören salonu veya büyükelçiler için özel resmi resepsiyon, Farah'ın ofisi, Farah'ın müzik ve resepsiyon salonu, aile oturma odası, her iki tarafta Şah ve Farah için iki ayrı özel yatak odası ve giriş holü, banyo ve giyinme odası bulunuyor. Yerler parke ve üstlerinde yine çok büyük halılar var. Bu binadaki en büyük oda, yemek odası olarak kullanılan 220 m2.’lik bir oda ve binanın en büyük halısı ise 145 m2.

Üst kattaki güneş ile aydınlanmayı sağlayan bölümde İran'ın meşhur mitlerini konu alan dört büyük yağlıboya duvar resmi var.

Şahın Dinlenme Odası’nda "Antika yün ve pamuk Kerman Halısı, 55 m3 20. yy, İran çiçek motifli Lachik Terang deseni, *Tablolar: Damgalı Lecoules koleksiyonları, Fransa, 18. yy, *Dolap: Siyah abanoz ve bronz, Grohe atölyesi Fransa, 19. yy, "Bronz heykel: "Veda Öpücüğü", Eric Schmidt Kestner Germany, 20. yy, "Bronz heykel: Avdan dönen Kabyle - Arthur Waagen tarafından yapılmış. Almanya 18. yy sonu,“ Thwaites & Reed tarafından alaşımdan yapılmış şapka asmak için kullanılan masa saatleri İngiltere, A. Sulka & Company, Amerikan Şirketi tarafından üretilen ipek pijamalar var.

Kraliçenin yatak odasında ise *Antik Kerman Halısı: 65 m2, 20. yy, desen: Lachak - Toranj, İran çiçek motifleri ile, *Kanopi yatağın örtüsü ve perdeleri el yapımı, nakış tasarımlı, Christian Dior stiline benzer, 20. yy *Minyatür resim: Mahmood Farshchian tarafından yapılmıştır, 1955, *Oyma vitrin: Guerlain parfümleri, Fransa 19. yy , Kozmetik şişeleri, Vincennes, Fransa 18. yy , *Komodinler ve ahşap dolaplar: P. Sormani, Fransa ve Mellier & CO İngiltere 19. yy ,*G5 fabrikası tarafından üretilen elektrikli masaj sistemi, Fransa 20. yy, *Telefon: BELL Telefon Şirketi, Belçika-ABD 19. yy, *Rusya İmparatorluk Lomonosov porselen fabrikasından antika porselen ateş kuşu/horoz şarkılı sürahi, *Bonsai yeşim çiçek vazoları, Doğu Asya tarzı , * Limoges co, Fransa'dan kahve seti 18. yy bulunuyor.

Şahın heykelinden kalanlar: Çizmeleri

Dışarıda ki şahın devasa bronz heykeli devrim sırasında protestocular tarafından parçalanmış ve geriye sadece çizmeleri kalmış. Halkın bu çizmelere vaktinde şöyle bir garezi varmış. Şah camilere gittiğinde bu çizmelerini çıkarmadan içeri girer ve halılara basarmış. Bu da Müslüman halkta gönül kırıklığı yaratırmış.

Buradan Üstat Behzat Müzesine gittik. Bu binada ünlü İranlı minyatür sanatçısı Hüseyin Tahirzade Behzat’ın[5] eserleri sergilenmekte. Bu müze, usta minyatürcü Hüseyin Behzad doğumunun yüzüncü yıldönümü vesilesiyle 1994 tarihinde açılmış. Bu müzede yer alan üç yüze yakın resmin tamamı, oğlu Perviz Behzad tarafından bağışlanmış.

Daha sonra Kraliyet Mutfak Müzesine gittik. 800 m2 alana sahip Kraliyet Mutfağı ikinci Pehlevi döneminde Beyaz Saray'ın mutfağı olarak inşa edilmiş. Merkezi bir salon ve bakkaliye kileri, soğuk hava deposu ve bir mutfakta olması gereken bütün ocaklar, aletler, dolaplar, makineler halen duruyor. Yemeklerin nasıl hazırlandığını gösteren her şeyin balmumundan taklidini yapmışlar, aşçının bile.

Oradan Mir İmad [6] Hat Müzesine gittik. Bu iki katlı müzede 1554 doğumlu Mir Emad, Yakut El-Musta’sımi, Şemseddin Ahmed Neyrizi, Mirza Mohammad Reza Kalhor gibi İran'ın İslami dönemlerinin ünlü hattatlarının seçilmiş eserlerinin koleksiyonları bulunmakta. Bende bu tür Hat örneklerini daha önce görmemiştim.

Son olarak Kraliyet Arabaları Müzesine gittik. Pehlevi hanedanının kullandığı 1000 adet kraliyet arabasından geriye kalan 41 adet burada sergileniyor. Özellikle şahın özel günlerde kullandığı kurşun geçirmez Mercedes Benz 600, 10 adet Rolls Royce, Kraliçe Farah Diba'nın arabası Cadillac Eldorado (Gümüş) , şahın oğluna ait oyuncak araçlar, motorlu bisikletler ve at arabaları dikkat çekiyor. Tahran’da daha gezecek çok yer olduğundan diğer saraylara uğrayamadan otobüse döndük.

Hemen Golestan/Gülistan sarayına [7] gittik. Giriş normalde bütün bölümler için 650.000 İran Riyal imiş ancak müzeler günü nedeniyle buraya da para vermedik ancak kalabalığa katlanmak zorunda kaldık. Önce çok uzun dikdörtgen sonra oval iki havuz sizi karşılıyor. Ancak içleri temizlik sebebiyle boştu. Binayı dıştan gördüğünde zaten içerisini tahmin edebiliyorsun. Çini süslemeler o kadar güzel ki insan hepsini tek tek incelemek istiyor.

Geziye önüne güneşten korunması için bir perde asılmış olan açık revaktan başladık. Burada insanı en çok etkileyen tabii ki Yezd Eyaleti'nin ünlü sarı mermerinden yapılmış Takht-e Marmar/Mermer Taht. Ağa Muhammed Han Kaçar’ın taç giyme töreni bu binada gerçekleşmiş. Kaçar döneminde krallar, valileri burada ağırlar ve Nevruz kutlamalarında sıradan insanlarla selamlaşırmış. Tahtı Mirza Baba Shirazi tasarlamış ve zamanın ünlü oyma ustalarından Üstad Muhammed İbrahim İsfahani tarafından altmış beş parça mermerden yapılmış.

Tahtın destekleri erkek, kadın, melek ve şeytan şeklinde oyulmuş. Çıkış basamaklarının yanlarında, sundurmanın önünde, aslan şeklinde iki heykel var. Balkonun ikiz taş sütunu Ağa Muhammed Han'ın emriyle Şiraz'dan Tahran'a nakledilmiş.

Terasın duvarlarının alt kısımlar mermer oyma, üst kısımlar ise ayna. İki Avrupai kıyafetli, dört geleneksel kıyafetli ve göğüsleri açıkta bırakılmış altı kadının resimleri köşelere yerleştirilmiş. Tahtın arkasındaki eyvanın aydınlanma bölümü ise komple renkli vitray. Eyvanın yanlarındaki iki odanın kapıları müthiş ahşap oyma.

Tekrar dışarı çıkıp aynı binanın köşesinde başka bir açık terasa geliniyor: Khalvat-e Karim Khani/Kerim Hanın Halveti - köşesi. 1759 yılına tarihlenen bu bina, Zand hanedanından [8] Kerim Han'ın hareminin bir parçası imiş. Burada da terasın ilk basamakları ile çıkılan yerde Fath Ali Şah'a ait daha az süslü yatak misali bir mermer taht bulunmakta. Kerim Han Köşesi ile ilgili rehberin söylediği ilginç bilgi, Kaçar hanedanından Ağa Muhammed Han’ın, babasını öldüren, kendisini esir olarak tutan ve hadım eden Zand hanedanından Kerim Han’a olan nefretinin ifadesi olarak onun Şiraz’da bulunan mezarından kemiklerini çıkarttırıp, çıkış merdivenlerin üçüncüsü altına gömdürüp, her gün üstünden basarak geçmesi oldu. Rıza Pehlevi iktidara geldiğinde buradan kemikleri çıkarttırıp Kum Kentine gömdürmüş.

Basamakla çıkılan ikinci bölümde ise Nassereddin Şah'ın mermer mezarı var. Kaçar hanedanından Nassereddin Şah bu köşeyi çok seviyormuş, burada dinlenmek ve istirahat etmek için çok zaman harcar, sessiz bir düşünce içinde piposunu tüttürmüş. Hatta bazıları bu yapıya Khalvat (köşe) adını verenin Nassereddin olduğuna inanmakta imiş. Sıra dışı gibi görünse de Nassereddin Şah'ın değerli mezar taşı bir süre kaybolduktan sonra nihayet sarayın bu sessiz köşesine ulaşmış. Üzerinde Nassereddin Şah'ın resminin işlendiği mermer taş gerçekten de görülmeye değer. Bu terasın iki merdiven arasındaki bölümün de ortada boş bir havuz var. Tavan ve duvar çinileri özellikle o dönemin kıyafetleri ile resmedilen insan figürleri müthiş.

Oradan hemen yan binaya Kaçar hanedanı dönemini yansıtan birçok güzel resmin bulunduğu Negar Khaneh / Müze Salonu’na geçtik. Kaçar öncesi ve sonrası dönemde resmin gelişimini gösteren çok güzel örnekler var.

Ağa Muhammet Han Kaçar Tacı

Buradan Makhsos Museum / Özel Hediyelik Eşya Müzesine geçiliyor. Kaçar krallarına hediye edilen çini ve gümüş eşyaların deposu olarak kullanılmış. Pehlevi hanedanı zamanında Kaçar krallarına verilen nadide hediyelerin sergilendiği bir müzeye dönüştürülmüş. Çok kalabalık olduğundan ve gurup hızlı dolaştığından fotoğraf ve video çok az çekebilmişim. Burada olan önemli nesneler: Kral I. İsmail’in miğferi, Kral Nader'in yayı ve okları, Fath Ali Shah'ın Kol Bandı, Kaçar Mühürleri koleksiyonu, Ağa Muhammed Han'ın tacı.

Buradan Ana Hole ve Talar-e Salam /Resepsiyon Selam Salonu alt giriş merdivenlerine geliyorsunuz, çevreniz, tavanlar tamamen şıkır şıkır ayna. Buradan sonra ayağınıza galoş giymek zorundasınız. Merdivenleri çıkarken duvarlar alçı ile iğne oyası gibi işlenmiş. Yukarı kata çıkıp salona giriyorsunuz. Bu salon Nassereddin Şahın Avrupa’ya yaptığı seyahatler sonun da etkilendiği müze ve salonlar örnek alınarak yapılmış. Tavan ve duvarlar alçı sıva, zeminler ise mozaik kaplı. Ancak her yerde bu sıvalar üzerinde enfes iğne oyası gibi ayna işçiliği var. Sağdan başlayıp salonu dönerseniz duvarlarda içlerinde Kemal el-Mülk'ün [9] de bulunduğu İranlı ressamların nefis tabloları ve ayrıca bazı nefis objeler teşhir ediliyor.

Camla kaplanmış bir koltuk dikkatimi çekti. Bu Nassereddin Şah'ın koltuğu imiş. Nassereddin Şah'ın Nisan 1896'da Mirza Rıza Kermani tarafından Şah Abdülazim Türbesi'nde öldürülmesinden sonra bu koltuğa oturtulmuş. Şah'ın akan kanları koltuğun üzerinde görülebiliyor.

Bu salonda bulunan belki de en önemli şeyler, yatak başlığındaki parlak güneş kursundan dolayı Güneş Tahtı da denen Tavus Kuşu Tahtı ve Kaçar Şahlarının taç giyme tacı, Mitolojik Kiani Tacı olarak bilinen taç ve Nadir Şahın Tahtı olacaktı ancak her üçü de Ulusal Mücevher Müzesi'ne nakledilmiş, burada Nassereddin Şahın balmumu heykelinin oturduğu Tavus Kuşu Tahtı, cam fanus içindeki Kiani tacı ve Nadir Şah tahtı ise birer kopya imiş. Orijinal Kiani Tacında 7 mm. çapında üzerine dikilmiş 1800 küçük inci, 300 zümrüt ve 1800 yakut varmış. Taç 32 cm yüksekliğinde ve 19,5 cm. genişliğinde imiş.

Oradan hızlıca ünlü Talar-e Ayeneh / Aynalı Salona bakıp, Talar-e Adj / Fildişi Salonuna geçtik burası yemek odası olarak kullanılıyormuş. Duvarlarda Muzaffereddin Şah, Nassereddin ve son Kaçar Şahı Ahmet Şah Kaçar’ın resimleri vardı. Birde ortadaki aynanın iki yanında iki büyük fildişi duruyordu.

Ara holde insanın beline kadar ki bölümde o dönemki olayları savaşları askerleri hayvanları gösteren kabartma rölyef çiniler vardı.

Oradan Talar-e Zoruf / Tabak galerisine geçiliyor. Burada Avrupalı krallar tarafından Kaçar şahlarına ithaf edilen çeşitli eşyalar vitrinlerde görülebiliyor. Nassereddin Şah zamanında uzaydan dünyaya düşen 54 Kg. ağırlığında bir meteorit’de burada sergileniyor. Birde Roma Collesium’unun bir resmi duvarda duruyor ancak yağlıboya ile değil mozaik gibi küçük seramik parçaları ile yapılmış. Galeri önce uzun bir koridor olarak bir sürü dolu vitrinle devam ediyor sonra basamaklarla alt kata inilip yine uzun bir koridor boyunca vitrinlerle devam edip sağa dönüp Talar-e Brelian / Parlak Salon ile sonlanıyor.

Parlak Salon ayna işçiliği ve avizeleriyle şahane görünüyor. Bende kendimi bu ışıltıya kaptırıp bol bol selfi çekmişim. Parlak salonun bir köşesi Bulur Room/Kırmızı Oda yemek odası olarak düzenlenmiş. Rehberimiz bu kadar küçük ayna parçalarından süsleme yapma sanatının nasıl çıktığı konusunda, şahın Avrupa’ya verdiği ayna siparişlerinin hep kırık gelmesi sonucu İranlı ustaların biz işleriz diyerek sanatlarını icra etmeleri sonucu doğduğunu anlattı.

Sonra dışarı çıkıp sarayın bahçesinde duvarlardaki şahane çinilerle fotoğraf çektirerek yürüyüp Shams ol Emare / Güneşin Yapısına geldik.

Kaçar hanedanının dördüncü kralı Nassereddin Şah Kaçar, Avrupa ziyaretinden önce İsfahan'ın Ali Kapı’sı ile rekabet edebilmek için başkentinde bir konak inşa etmeyi düşünmüş. Çatısına çıkıp tüm Tahran'ı görebileceği yüksek bir bina. İnşasına 1865 yılında başlanmış ve iki yılda tamamlanmış. Nassereddin Şah, başkenti göstermek için misafirlerini bu binanın çatısına çıkarırmış. Bina 35 m. yüksekliğinde ve beş katlı inşa edildiğinde Tahran'daki en yüksek bina ve yapısında metal kullanılan ilk bina olmuş. Üst katlardaki tüm sütunlar dökme demirmiş. Binanın aynı şekilde iki kulesi ve ortasında İran’da ilk kez görülen Birleşik Krallık Kraliçesi Victoria tarafından hediye edilen saat ve kulesi var. Kalabalıkta hızlıca ilk katı gezmeye çalıştım. Birinci katta, mükemmel ve minimalist aynalarla kaplı kralın sundurması ve salonu, yanlarında odalar var. Kral sundurmasının zemini ve cephesi, Kaçar tarzında yedi renkli çinilerle dekore edilmiş. Döşeme, Avrupa'nın doğası ve batı mimarisinden çizimler içeriyor. Bir odada Kaçar döneminden fotoğraflarla bir sergi var. Birde ilginç kıyafetli bir kız ilgimi çekti. Eski Fransız filmlerindeki gibi giyinmiş, başında ressam şapkası ve boynunda haç vardı. Rehber Armin’e göre özenti yeni nesil. Müzenin arka girişinde kitap satış reyonu vardı ancak turiste çok pahalı fiyat söylüyorlar neyse pazarlıkla “Golestan Palace” kitabını 500.000 Riyale yani 200 TL’ye aldım.

Sonra dışarıdan serinletici rüzgârın yapı içinde hareket etmesini sağlamak için inşa edilmiş mavi, sarı ve siyah çinilerle özenle dekore edilmiş 26 metre yüksekliğindeki Rüzgâr Kuleleri ve içinde fotoğraf galerisi olan binasını-Emarat-e Badgiri ; binanın içindeki olağanüstü ayna işçiliği nedeniyle Elmas Salonu olarak adlandırılan Talar-e Alması gördük. Yine çıkışa yakın dışarıdan şimdi Antropoloji Müzesi olan Abyaz sarayını gördük. Osmanlı Sultanı Abdülhamid’in, Nassereddin Şah'a gönderdiği değerli hediyeler o kadar çokmuş ki Kaçar hükümdarı, Golestan Sarayı'nın sınırları içinde bu hediyelere layık Abyaz Sarayını inşa ettirmiş. Gülistan sarayından zor da olsa ayrıldık.

Burada gruptaki bazı arkadaşlar ayrılıp kendileri gezmek istedi bizde küçük bir grup hemen yakındaki Tahran Kapalıçarşısına daldık. Ama Perşembe olmasına rağmen o kadar kalabalık ki hafta sonunu düşünemiyorum. Alanı yaklaşık 105 hektara ulaşan bu pazarın çekirdeğinin Safevi döneminde atıldığını, Kafashan pazarı, Abbas Abad pazarı, kuyumcu pazarı, Chahar souq büyük pazarı, Ahangaran pazarı, Mesgaran pazarı vb. gibi önemli kısımların Kaçar döneminden kaldığını öğreniyoruz.

Pazar girişinde boynuna müzik kolonu asmış darbuka çalan bir adam ve oynayan küçük bir çocuk bizi karşılıyor.

Yol bizi çarşının içinde İmamzade Zeyd isimli zatın bulunduğu Bazar mahallesinde Bazazan Çarşısı'nın güney ucuna getirdi. İmamzade Zeyd'in (a.s.) soyu İmam Hasan Müctebi'ye (a.s.) kadar uzanmakta imiş. O imamın soy kütüğünde Yahya bin Zeyd bin Ali bin El-Hüseyin'in çocuklarından biri olduğu da belirtilmekteymiş. Binasını Asıf el-Devle, eyvanı ve avlusunu Kamran Mirza Naib al-Sultaneh yaptırmış. Zand hanedanının son şahı Lotf Ali Khan Zand'ın mezarı da mezarın yanındaki sundurmada yer alıyor. Lotf Ali Khan Zand (1183 AH - 1209 AH) arasında altı yıl boyunca İran'ı yöneten Zand'ın dokuzuncu ve son hükümdarı imiş. Türbenin bulunduğu alanın tavanı aynalar yüzünden karanlıkta uzaya bakınca görülen yanıp sönen yıldızcıklar ile dolu sanki. Sabzeh meydanına geri döndük. Çarşının dışı yere tezgah açanlar nedeni ile daha da kalabalık yürümek zor, her yer çok hareketli. Birde restoranlarda yemek için sıra bekleyenler var.

Biz kendimizi otobüse attık yol üstünde Bagh-e Melli kapısını [10] gördük ve İran Ulusal müzesi yakınında indik. Müzenin yan sokağında sıra sıra fast food tezgahları ve büfe tarzı yerler var. Yiyeceğini alıp karşıda bulunan masa yerine yüksek varil üstünde, tabure olarak alçak varillere oturup yiyorsun. Biz odun ateşinde köfte yedik. Ben 300.000 riyal yani 128 TL ödedim.

Oradan hemen Ulusal Müzeye [11] gittik. Giriş 100.000 Riyaldi ama ödemedik. Müzenin giriş tonozu çok güzeldi. (Tonoz; mimarlıkta kemerlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan, genellikle tavan örtüsü olarak işlev gören yapı parçasıdır.) Rehber Arvin daha önce Tebriz Arg’ındaki Alişah Camii ve burada yapılan tonoz denemelerinin aslında Bağdat bulunan Kisra sarayı [12] örnek alınarak yapıldığını ve içerideki büyük İran haritasında İran’ı anlattı. Sonra müzeyi gezmeye ve Antik Pers - Ahameniş İmparatorluğundan kalan çok güzel eserleri görmeye başladık. Bu imparatorluk ile detayları Persepolis’i gezerken vereceğim. Buradaki eserler alt paleolitik çağlardan başlayıp Kaçar hanedanına kadar 21 dönemde sergileniyor.

Özellikle Persepolis’ten gelen taş kabartmaları görünce beni buraya hapsedin dedim, Persepolis’i görme isteğim bir kat daha arttı. 2500 sene öncesinden gelen saç sakal ayakkabı gibi detaylar o kadar büyük incelikle işlenmiş ki şaşırtıyor. Burada Part İmparatorluğundan [13] da at binme kıyafeti ile bir asılzadenin çok farklı bronz bir heykeli vardı. Burayla ilgili anlatılacak çok şey var ancak yerimiz yok. Müzenin Görsel turu mevcut meraklısı gezebilir. https://irannationalmuseum.ir/Virtula-Tour/National%20Museum%20Virtual%20Tour.html Müzenin hemen yanında İslami Dönem Müzesi, Malek Ulusal Müzesi ve Kütüphanesi var ancak biz gezemedik.

Tekrar otobüse binerek yarım saat mesafede bu sefer yakındaki başka bir şehre Rey şehrine [14] ; Selçuklu İmparatorluğu'nu kuran Türkmen reisi Tuğrul beyin mezarının olduğu iddia edilen Tuğrul Kulesine [15] gittik. Burada bizi Türbenin bekçisi eski bir savaş gazisi olan Kamberi isimli bey karşıladı ve burayla ilgili bilgileri kendisi Arvin’e Farsça anlattı o da bize çevirdi. Arvin bilmesine rağmen Kamber bey bu işi çok güzel içselleştirmiş ve buranın sahibi gibi davranıyor ancak güzelde korumuş. Bizde kendisine memnuniyetimiz belirten bir bahşişi takdim ettik. Dönüş geç olduğu için otobüs gitmişti bizde taksi çağırdık. İran üretimi kendilerinin tabut diye çağırdıkları Peykan marka bir araçla otelimize döndük.



NOT: Açıklamalar için yazıdaki sayının üzerine tıklarsanız açıklamaya gelirsiniz. Açıklamadaki sayıyı tıklarsanız yazının ilgili bölümüne geri dönersiniz.


Aşağıdaki kaynaklardan yararlanılmıştır:

İran Gezi rehberi – Zafer Bozkaya

İran Yolculuğu – Sarı Otobüs-1 – Özcan Yurdalan

Golestan Palace – The Everlasting Heritage - Davood Vakilzadeh

Büyülü Bir Yolda (İran, Pakistan, Hindistan, Nepal) - Işıl Özgentürk

Anadolu'ya ve İran'a Seyahat - Josaphat Barbaro

Chardin Seyahatnamesi - İstanbul, Osmanlı , Gürcistan, Ermenistan, İran 1671 - 1673

Deylem'den Dersim'e (İran'a Seyahat) - Ali Kaya

Portekizli Seyyahlar - İran,Türkiye,Irak,Suriye ve Mısır Yollarında - Salih Özbaran

XVII.Asır Ortalarında Türkiye Üzerinden İran’ a Seyahat - J.B. Tavernier

Şemseddin Günaltay - İran Tarihi

Gene R. Garthwaite - İran Tarihi - Pers İmparatorluğundan Günümüze

Josef Wiesehöfer - Antik Pers Tarihi


AÇIKLAMALAR:


[1] Sadabad Kültürel-Tarihi Kompleksi: Tahran'ın en kuzey bölgesindeki yerleşim olan Şemiranat şehristanı'nda Zaferaniye semtinde, Kemal Taheri sokağında yer almaktadır. Kaçarlar ve Pehlevi Hanedanı tarafından 3000 dönümlük arazide yapılan bu kompleksin 1800 dönümünü doğal orman, pınarlar, yer altı su şebekeleri ve bahçeler oluşturmaktadır. Caferabad Irmağı bu kompleksin ortasından geçmektedir. 19 müzeden oluşan bu kompleksin inşası Kaçarlar döneminde başlanıp, Pehlevi döneminde devam etmiş ve İran İslam Cumhuriyeti devrimine kadar da çeşitli eklemeler yapılmıştır. Bu kompleks ilk olarak Kaçar hanedanı ailesinin yerleşimi için tasarlanmış, Kaçarlar döneminin bitmesiyle, Pehlevi hanedanı saraya yerleşmiş ve Pehlevi Hanedanı’ndan sonra günümüzde kompleksin içinde bulunan saraylar çeşitli müzelere dönüştürülmüştür.

Müzeler:

Ahmet Şâhi Sarayı: 1918 yılında inşasına başlanan bu saray, Saadabat Kompleksi’nin en eski yapısıdır ve Kaçar şahı Ahmet Şah Kaçar'ın saltanatının son yıllarına doğru yapılmıştır. Saray, Pehlevi Hanedanı'nın kurucusu Rıza Şah'ın döneminin savunma bakanlığı zamanında yapılmış ve günümüzde İran Devrim Muhafızları’nin karargahı olarak kullanılmaktadır.

Yeşil Saray: Eski adı Şehvend Sarayı olan bu müze, İran'daki en seçkin mimariye sahip saraylardan sayılabilir. Dış cephesinde yeşil taşların kullanımından dolayı Yeşil Saray adıyla anılan bu saray ilk Rıza Şah'ın ofisi olarak kullanıldı. 1923-1929 yılları arasında Reza Shah, bu binayı “Mirza Jafar Memar Bashi” adlı bir mimara yeniletti. Dış görünüm, Zanjan eyaletinden gelen nadir inci yeşili taşlarla kaplıdır, bu nedenle Yeşil Saray olarak adlandırılmıştır. Bu saray 1203 metrekarelik bir alanda iki katlı bir yapıdır. Bu bina İran’ın süsleme sanatının bir örneği olarak sayılabilir. Bu sarayın en ilgi çekici kısmı, Meşhed'deki ünlü Amoughli halı atölyesinde dokunan yetmiş metrekarelik ısmarlama halının bulunduğu aynalı salondur.

Bahman Sarayı: Bu saray Muhammed Rıza Şah dönemine aittir ve Pehlevi Hanedanı'nın ikinci şâhının oğlu Gulamrıza Pehlevi’nin ikamet yeri olarak kullanılmıştır. Derbent kapısının yakınında olan bu saray şimdi İran'ın UNESCO ofisi olarak kullanılmaktadır.

Özel Saray: Güzel Sanatlar Müzesi’nin batısında olan bu saray İran İslam Devrimi’nin ilk yıllarında Doğa Tarihi Müzesi olarak kullanılıyordu. Bina şimdi İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi olarak kullanılmaktadır.

Meleke Mader Müzesi: Rıza Şah’ın Muris Adasına sürülmesinden birkaç yıl önce Şah’ın annesine ait olan bu bina şimdi İran Cumhurbaşkanının özel misafirlerine ayrılmıştır.

Millet (Mellat) Sarayı (Beyaz Saray): Bu bina Sadabat Sarayları’nın en büyük binasıdır ve beyaz rengi için Beyaz Saray olarak da adlandırılmıştır. Muhammed Rıza Şah ve eşi Farah Diba’nın yazlık ikâmetgâhı olan bu bina resmi kabul salonu olan büyük tören salonu dahil 54 oda ile 10 ağırlama salonuna sahiptir. 5 yıl içinde yapımı tamamlanan binanın planı Bay Khorsandi tarafından tasarlandı ve mühendislik çizimleri Leon Taavosyan, Pesyan ve Rus Boris tarafından geliştirildi. İç mimarlığı ise Gulamrıza Pehlivan, Abdülkerim Şeyhan, Hüseyin Kaşi ve Rıza Melaike gibi mimarlar tarafından yapılmıştır. Bu binadaki en büyük oda yemek odası olarak kullanılan 220 metrekaredir. Bu sarayın içindeki halılar dünyaca meşhurdur ve binanın en büyük halısı ise 145 metrekaredir. Sarayın içinde İtalya, Fransa, Çek ve Slovakya yapımı eşyalar bulunmaktadır.

Su Müzesi: Muhammed Rıza Pehlevi’nin özel kalemine ait olan bu bina şimdi Su Müzesi olarak kullanılmaktadır. İkinci Pehlevi döneminde yapılan bu bina, saray mensuplarının ve müşterilerin ağırlanması için kullanılan Muhammed Rıza Şah'ın özel ofisiydi. Daha sonra General Kasraee'ye (Askeri Korumadan Sorumlu Kişi) tahsis edilmiş ve İran İslam Devrimi'nden sonra Su Müzesi olarak değiştirilmiştir. Bu 2670 metrekarelik bina, Saadabad Kompleksi'ndeki Yeşil Saray'ın güneydoğusunda yer almaktadır ve bu müze, su takviyesi ve dağıtımı için eski ve geleneksel tekniklerin ve aletlerin sergilendiği bir sergidir. Su rezervuarları ve geleneksel buz evleri gibi suyla ilgili çeşitli yapılar burada tanıtılmaktadır. Bazı eski su barajları ve bunlarla ilgili kraliyet emirleri de sunulmaktadır.

Üstat Behzat Müzesi: Bu binada ünlü İranlı minyatür sanatçısı Üstat Behzat’ın eserleri sergilenmektedir. Kaçar döneminde (1794-1925) inşa edilen bu bina, ilk Pehlevi döneminde Rıza Şah'ın ikametgahı ve makamıydı. Daha sonra, İran'ın eski şehzadesi Reza Pehlevi'nin çocukluğunda yazlık konutu olarak kullanılmış, bu binaya “Prens Sarayı” adı verilmiştir. İran İslam devriminden sonra 1994 yılında Hossain Behzad Usta'nın bazı eserlerinin oğlu tarafından Kültürel Miras Kurumu'na bağışlanmasıyla bu büyük sanatçının 100. doğum gününde bu bina Behzad Usta Müzesi olarak hizmete açılmıştır. Çağdaş resim sanatının kurucularından olan Behzad Usta'nın fikirleri, görüşleri ve çağdaş İran sanatında köklü değişikliklere yol açan eserleri bu müzede sergileniyor.

Omidvar Kardeşleri Müzesi: Bu müze, Saadabad kompleksinin kuzey batısında yer alır ve Kaçar döneminde inşa edilmiştir. Güzel sıva işleri ile dekore edilmiş dört odadan oluşmaktadır. Burası kralın faytoncularının ikametgahı olarak kullanılmış. 2003 yılında onarılmış ve yenilenmiştir. Uluslararası Turizm Günü vesilesiyle, dünyayı dolaşan Omidvar kardeşler olarak adlandırılan ilk İranlı turistlerin adını almıştır. 1954 yılında sadece 90 $ ile yolculuklarına başladılar ve on yıl boyunca seyahat ettiler. Burada bu ilk İranlı seyyahların eserleri sergilenmektedir. 1950’li yıllarda dünyayı gezmeye azmeden bu seyyahlar Afrika, Kuzey Kutup gibi bölgelerden birçok eseri kendileriyle İran’a getirmişlerdi.

Mir İmad Hat Müzesi : Bu binada 1554 doğumlu İran'ın meşhur hat üstadı Mir İmad’ın eserleri bulunmaktadır. Bu müze, Sadabad'ın tarihi yapılarından birinde yer almaktadır. Başlangıçta bu bina Pehlevi'nin çocuklarının (Farahnaz ve Ali Rıza) ikametgahıydı. İki katlı bir yapıdır ve mimarisi geç Kaçar (1794-1925) ve erken Pehlevi dönemine (1925-1979) aittir.1997 yılından itibaren Safevi hanedanının (1501-1722) en ünlü hattatı MirEmad Usta'nın Hat Müzesi olarak kullanılmıştır. Bu iki katlı müzede MirEmad, Mustasimi, Ahmad Neyrizi, Kalhor gibi İran'ın İslami dönemlerinin (MS 10. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar) ünlü hattatlarının seçilmiş eserlerinin Koleksiyonları bulunmaktadır.

Eşref Sarayı : Bu bina el sanatları müzesi olarak kullanılmaktadır.

Abkar Müzesi : Leyla Pehlevi'nin ikametgâhı olan bu bina minyatürist Klara Abkar’ın eserleri sergilenmektedir.

Ferşçiyan Müzesi : Bu binada ünlü İranlı minyatür sanatçısı Mahmoud Farshchian'ın eserleri sergilenmektedir. Bu müze, SaadAbad'ın orta kesiminde yer alır ve Kaçar döneminde inşa edilmiştir. Bu bina Rıza Şah ve dördüncü eşi kraliçe Esmat'ın ikametgahıydı. Muhammed Rıza Pehlevi döneminde kardeşi ve daha sonra aşçıbaşısı burada yaşarmış. 2002 yılında bu bina Usta Mahmood Farshchian Müzesi'ne dönüştürülmüştür. Beş salonunda bu seçkin sanatçının elli resmine ev sahipliği yapıyor.

Güzel Sanatlar Müzesi : Sadabad'ın görkemli yapılarından biri de 1968 – 1979 yılları arasında kraliyet sarayı olarak kullanılan Güzel Sanatlar Müzesi'dir. 1983 yılında “Güzel Sanatlar Müzesi” olarak hizmete açılmış ve birçok sanatseverin ilgisini çekmiştir. Bu bina Saad Abad'ın güney kesiminde yer almaktadır ve 3600 metrekarelik bir alanı kapsayan üç katlı bir binadır. Birbirinden güzel batılı ve doğulu tablolar sergilenmektedir. Bu resim galerisi, Sohrab Sepehri, Hossein Mahjobi, Faramarz Pilaram, Hossein Zende Roodi gibi İranlı yeni ünlü ressamların eserlerinden ve Usta Hossein Behzad ve Kelara Abkar'ın minyatür resimlerinden ve ayrıca Safevi döneminden (1501-1722) İranlı ressamların tablolarından oluşmaktadır. Bu sarayın geri kalan bölümlerinde 17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar uzanan batı tarzı tablolar bulunmaktadır. Ressamlardan bazıları Salvador Dali, Peter Graham, Ivanovic Shishkin ve Joule Berton'dur.

Kraliyet Kostüm Müzesi : Bu bina Şems Pehlevi'ye (Rıza Şah'ın kızı) aitti. İran ve Avrupa mimarisinin bir karışımıdır. 1936-1940 yılları arasında Rıza Şah tarafından yaptırılmıştır. Shams Pehlevi bu binayı yazlık konutu olarak kullandı ve ardından 1964'te Mohammad Reza Pehlevi'ye sattı. 1964-1979 yılları arasında bu saray, Pehlevi hanedanının özel bir müzesi olarak kullanılmış ve çok sayıda antika ve kraliyet hediyesi barındırmıştır. 1995'ten 2004'e kadar olan devrimden sonra burası Antropoloji Müzesi olarak kullanıldı. Daha sonra Şubat 2010'de “Pehlevi Hanedanlığının Çağdaş Tarihi ve Kraliyet Armağanları” müzesine dönüştürülmüştür. Pehlevi ailesinin (kraliçe, Muhammed Rıza Şah, Rıza Şah ve ailesi) kraliyet kıyafetleri bu müzede sergilenmektedir.

Kraliyet Albümleri ve Tarihi Belgeler Müzesi : Tarihi Belgeler Müzesi, Ziyaretçilerin ilgi düzeyini değerlendirmek için Mart 2012'de (İran Yeni Yılı) geçici bir merkez olarak kuruldu. Bu merkez, Saadabad'a ve Kraliyet Mahkemesi Binasının yeri olarak önemine odaklanarak çağdaş tarihin (Pehlevi dönemi) belgelerini göstermek için oluşturulmuştur. Bu sergide bazı yazılı ve görsel belgeler, albümler, farklı mühürler ve altın plaketler, farklı türde zarflar, çarşaflar vb. yer almaktadır.

Kraliyet Arabaları Müzesi : Pehlevi hanedanının kullandığı kraliyet arabaları bu sergide sergileniyor. Mercedes Benz 600, Rolls Royce, Cadillac ve benzeri otomobillerin her biri kendi teknik özelliklerine ve uygulamasına sahiptir. Bu müze Zaferanieh girişinin yakınında yer almaktadır. Kraliyet Silahları Müzesi : Bu müze, Saadabad kompleksinin kuzeyinde yer almaktadır. Aslen bu bina Mohammad Reza'nın kardeşi Gholam Reza Pehlevi'nin ikametgahıydı. Bu koleksiyon, Remington, Winchester, Spring Field ve Brno gibi bazı ünlü üreticilerde üretilmiş 70'den fazla savaş silahı ve çok sayıda av tüfeği içerir. Bu müzede ayrıca İran Kraliyet ordusu tarafından yapılan eski silahlardan bazıları da bulunmaktadır. Kaçar döneminden kalan bazı barut deri çantalar var. Bu müzenin öne çıkan özelliklerinden biri, Hindistan'da yapılan 16. yüzyıla ait çekici ile öne çıkan önden yüklemeli bir tüfek.

Kraliyet Sofra Müzesi : Kraliyet Sofra Müzesi, Saadabad'ın doğu kesiminde yer almaktadır. 2600 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Bu iki katlı bina 1937-1940 yılları arasında Rıza Şah'ın emriyle Farman Farmaeeyan adlı ünlü bir mühendis tarafından yaptırılmıştır. Aslen bu bina oyma taşlarla kaplıydı, 1972'de Eşref Pehlevi'nin emriyle bina genişletilerek yenilendi ve dış duvarları kaymaktaşı taşlarla kaplandı. 1994 yılında burası Tabaklar Müzesi olarak kullanılmak üzere yeniden düzenlenmiştir.

Askeri Müze : 1939 yılında Rıza Şah tarafından yaptırılan bu bina, Rıza Şah'ın ikinci eşi ve Kral Muhammed Rıza Şah'ın annesi TajolMolok için yapılmış, 3000 metrekarelik bir alanı kaplayan iki buçuk katlı bir yapıdır. 1973-1974 yılları arasında bu bina SaadAbad mühendisleri tarafından yenilenerek Shahram'a (Şah'ın yeğeni) hediye edilmiş ve bu nedenle “Shahram's Palace” olarak anılmıştır. 1984 yılında bu bina askeri müze olarak değiştirildi ve şimdi İran Askeri Tarihini gösteriyor ve her türlü silah, üniforma, resim, kitap ve diğer ilgili öğeleri içeriyor. Nations Art Museum : 1967-1971 yılları arasında Kraliçe Farah Pehlevi'nin emriyle Beyaz Saray'ın bodrum katı özel bir sanat müzesine çevrilmiştir. 1992'deki devrimden sonra Milletler Sanat Müzesi adını aldı. Burası, İslam öncesi uygarlık, İslam dönemi, Afrika, Hindistan, Uzak Doğu, Malaya sanatları ve ayrıca İran ve çağdaş sanatlardan dünyanın her yerinden satın alınmış veya hediye edilmiş eşsiz bir sanat eseri koleksiyonunu içeriyor. dünyanın geri kalanı.

Kraliyet Mutfak Müzesi: 800 metrekare alana sahip Kraliyet Mutfağı, Saadabad kompleksinin orta kesiminde, Darband Nehri'nin yanında yer almaktadır. İkinci Pehlevi döneminde Beyaz Saray'ın mutfağı olarak inşa edilmiştir. 1975 yılında, mutfağı modern mutfak eşyaları ile donatmak için bir Alman şirketi görevlendirildi. Krala, kraliçeye ve çocuklara hizmet etmek için özel aşçılar görevlendirildi. Son zamanlarda burası halka açıldı. Ana salon ve 4 odadan oluşmaktadır.


[2] Kaçar Hanedanı (1794-1925), İran'daki Azerbaycan Türklerinin Kaçar boylarından olan Kovanlı kolu tarafından kurulmuş ve 1794 ile 1925 yılları arasında hüküm sürmüş İran devleti.

Kaçarlar Anadolu'nun Kırşehr-i ve Bozok (Yozgat) bölgesinden 15. yüzyılın bitimine doğru Azerbaycan’ın Gence yöresine göçen Türkmen oymağıdır. Şam Bayatı, Akça Koyunlu ve Akçalu olmak üzere üç Türkmen obasından oluşuyorlardı. Bir kısmı 17. yüzyılda sınır muhafızı görevi için Gürgan bölgesine Esterabad civarına gönderilmişlerdir.

Kuruluş dönemi: Kaçar boyları, 18. yüzyılda Develi kolu ve Koyunlu (Kovanlı) kolu olmak üzere iki koldan oluşan boylar birliği olup, iki kol arasında güç mücadelesi yaşanmaktaydı. Bu mücadeleyi kazanan Koyunlu kolundan Muhammed Hasan Han, Afşar Hanedanı'nın kurucusu Nadir Şah'ın ölümünden sonra Gilan, Mazenderan ve Cürcan olmak üzere Hazar Denizi sahilini alarak Güney İran'da Zend hanedanını kuran Kerim Han Zend ile mücadele etmeye başlamıştır.

Kerim Han Zend, Kaçarların iç mücadelesinden istifade etmek için Muhammed Hasan Han'ın oğlu Ağa Muhammed'i Şiraz'daki sarayında tutsak alarak Develiler'e destek vermiştir. 1758'da Muhammed Hasan Han, Koyunlu kolunun başına geçmiş ve Zend Hanedanı içinde yer almıştır.

Ağa Muhammed, Kerim Han Zend'in ölümünden sonra 1779'da Şiraz'dan kaçmayı başarmış ve 1781'de Çarlık Rusyası'nı geri çevirerek Astarabad'da Develi kolunu yenerek Kaçar konfederasyonunu birleştirmiştir. 1796'da İran'ı birleştirerek başkenti Tahran olan Kaçar Hanedanı'nı kurmuştur.

Ağa Muhammed bir yandan Güney İran'daki Zend Hanedanı ile mücadele ederek öte yandan Kuzey İran'da hakimiyetini genişlemeye devam etmiştir. 1785'te Hazar Deniz sahilini elde etmiş ve merkezini Tahran'a taşımıştır.

1794'te Lütf Ali Han'ı esir alarak Zend Hanedanı'nı yıkmış ve 1795'te Rusya'nın himayesini isteyen Gürcistan'ı fethederek üstünlüğünü kabul ettirmiştir. Tiflis'i aldıktan sonra Tahran'a dönerek 1796'da Şah olarak tahta çıkıp Ağa Muhammed Şah olmuş ve ardından Meşhed'i alarak ismen devam etmekte olan Afşar Hanedanı'nı tamamen yıkmıştır.

1796'te Çarlık Rusyası Gürcistan seferini hazırlamış fakat II. Kazalin'in ölümünden dolayı iptal edilmiştir. Rusya'nın güneye inişinden endişelenen Ağa Muhammed Şah, Buhara seferini iptal ederek Gürcistan'a doğru hareket etmiş ancak yolun ortasında 19 Haziran 1797'de suikast sonucu öldürülmüştür.

Rusya ile mücadele

Ağa Muhammed Şah, çocukken kısırlaştırıldığı için evlat bırakmamıştır. Sadrazam İbrahim Karantar Şirazi Fars valisi Sultan Baba Han'ı getirerek Feth Ali Şah olarak tahta çıkarmıştır.

1798'de Feth Ali Şah, Azerbaycan'da Sadık Han Şagagi, Güney İran'daki Muhammed Han Zend, öz kardeşi olan Hüseyin Kuli Han ile mücadele etmiştir.

1801'de Fars memurları ('Tacik')'nın gücünü azaltmak amacıyla sadrazam İbrahim Karantara Şirazi'yi azlederek idam etmiştir. Tebriz'e veliaht Abbas Mirza'yı tayin ederek Azerbaycan'ı kontrol altında tutmaya çalışmıştır. Bundan sonra Kaçarların veliahtları hep Tebriz valisi olmuştur.

1800'de Doğu Gürcistan Rusya'ya ilhak edilmiş ve bunu kabul etmeyen Kaçarlar ile Rusya arasında 1804'ten sonra silahlı çatışmalar yaşanmaya başlanmış ve Birinci İran-Rusya Savaşı patlak vermiştir.

Kaçar ordusuna komuta eden Abbas Mirza ordunun ıslahat ihtiyacını hissederek Nizam-ı Cedid'i teşkil etmiştir. Abbas Mirza Aras Nehri'ni aşarak Erivan'ı elde etmiş ve savaşta üstünlüğü sağlamıştır. Bunun için 1810'de Rusya barış istemiş fakat bunu Kaçarlar reddetmiştir.

1812'de Aslan Decu'da kesin yenilgiye uğradıktan sonra Büyük Britanya'nın aracılığıyla 13 Eylül 1813'te Gülistan Antlaşması imzalanmış ve Kaçarlar, Gürcistan ve Kuzey Azerbaycan'ı kaybetmiştir. Aynı dönemde Osmanlı ile de savaşılmış ve Bağdat'ın kapısına dayanmıştır ancak yine Britanya'nın aracılığıyla Erzurum Antlaşması imzalanmış ve Kasr-ı Şirin Antlaşmasında belirtilen sınırlar tekrar onaylanmıştır.

Britanya'nın yarı sömürgesi

1836'de Feht Ali Şah'ın torunu Muhammed Şah tahta çıkmıştır. Bu dönemde Britanya güneyden İran'ı yarı sömürgesi yapmaya başlamıştır.

İsmaililiğin önderi Ağa Han isyanı ettiyse de bastırılarak Hindistan'a sığınmıştır. 24 Mart 1844'te Seyyid Ali Muhammed vahiyin indiğini ve kendisinin kayıplara karışan 12. imam olduğunu iddia ederek Babiliğini örgütlemeye başlamıştır. Babiler, Kaçarların siyasetini, mevcut Şiiliğini ve başta Rusya ve Britanya olmak üzere Avrupalıların sömürgeciliklerini eleştirmiştir.

1848'de Muhammed Şah öldüğünde Babiler isyan etmiş ve Nasreddin Şah Rusya'nın yardımıyla Babileri bastırmaya çalışmıştır. Babileri bastırmakla başarılı olan sadrazam Emir Kabir İran'ın ıslahatını başlatmış ancak 1852'de Nasreddin Şah tarafından öldürülünce ıslahat hareketi de sona ermiştir.

1870'da Kaçar Hanedanı'nın ekonomisi iflas etmiş ve Avrupalı yatırımcılara ekonomik ayrıcalık haklarını vermeye başlamıştır. Böylece İran, Rusya ve Britanya'nın yarı sömürgesi haline gelmiş ve dünya ekonomisinin de parçası olup dışarıdan ucuz malları girdikleri için İran'ın ekonomik gücü zayıflamıştır.

Britanya'ya gizlice tütün üretimi ve satışının 50 yıllık hakkını tekel olarak verilmiştir. 1890'de İstanbul'da çıkan Akhtar gazetesi tarafından bu ortaya çıkarılınca İran'da ulemalar ve kapalıçarşı esnafı Bazariler 'Tütün Kıyamı' adlı protesto hareketini başlatmış ve Kaçar Hanedanı tütün ile ilgili ayrıcalık haklarını Britanya'dan geri almıştır.

Kaçar Hanedanı Devletinin Şahları (1794-1925)

İsim

Resim

Unvan

Baba ismi

Hayatı

Tahta Geçme

Tahttan Ayrılma

1


Hakan, Şahenşah

1742–1797

20 Mart 1794

17 Haziran 1797

2


Hakan, Hakan ibn Hakan, Şahenşah

1772–1834

17 Haziran 1797

23 Ekim 1834

3


Şah, Hakan, Şahenşah

1808–1848

23 Ekim 1834

5 Eylül 1848

_


Mehdi-Ülya

Muhammed Şah'ın karısı

1814-1888

5 Eylül 1848

5 Ekim 1848

4


Şahenşah, Hakan

1831–1896

5 Ekim 1848

1 Mayis 1896

5


Şahenşah, Hakan

1853–1907

1 Mayıs 1896

3 Ocak 1907

6


Şahenşah, Sultan

1872–1925

3 Ocak 1907

16 Temmuz 1909

7


Sultan

1898–1930

16 Temmuz 1909

15 Aralık 1925



[3] Pehlevî Hanedanı: İran Şahanşah Devleti'ne 54 yıl boyunca hükmetmiş Mazenderan kökenli hanedan.

1921'de İran Kazak Tugay'nın eski bir tuğgenerali olan Rıza Han (1919 yılında Pehlevi soyadını almıştır) 3.000-4.000 kişilik güçlü müfrezesi ile Tahran'a girip Kaçar Hanedanı içinde iktidarı ele geçirmiş, 1925 yılında Ahmed Şah Kaçar'ı tahttan indirip kendini Şah ilan etmiştir. Başlangıçta, Pehlevi çağdaşı Atatürk'ün Türkiye'de yaptığı gibi cumhuriyet ilan etmeyi planlamıştı. Ancak İngiliz ve din adamlarının muhalefeti karşısında bu fikirden vazgeçti.

II. Dünya Savaşı sırasında Temmuz 1941'de güneyden İngiltere ve kuzeyden SSCB'nin İran'a saldırarak işgal etmesi üzerine, Rıza Şah Pehlevi tahtını oğlu Muhammed Rıza Pehlevi'ye bırakıp Güney Afrika'ya kaçmıştır.

Yıkılış

1970'lerin ortalarında, artan petrol gelirlerine güvenen Muhammed Rıza, ülkesinin ilerlemesi ve Beyaz Devrim reformlarınca bir dizi daha hırslı ve daha cesur planlara başladı. Ancak sosyoekonomik ilerlemeler din adamlarını rahatsız etti. İnsanlar İslami ilkelere bağlı bir ideoloji altında toplanmaya başladı. Ayetullah Humeyni de bunun lideri oldu. Pehlevi rejimi Ocak 1979'da Ayetullah Humeyni önderliğinde gerçekleştirilen İran Devrimi sonucunda hanedan yıkılmış ve Muhammed Rıza Pehlevi Enver Sedat'ın onur konuğu olarak ailesiyle Mısır'a sığınmıştır.Muhammed Rıza Pehlevi'nin ölümünün ardından Prens Rıza Pehlevi hanedanın varisi oldu.

Hanedan Reisleri Listesi

Ad

Portre

Doğum

Ölüm

Reislik başlangıcı

Reislik sonu

1


15 Mart 1878

26 Temmuz 1944

15 Aralık 1925

16 Eylül 1941

2


26 Ekim 1919

27 Temmuz 1980

11 Şubat 1979

11 Şubat 1979

1


26 Ekim 1919

27 Temmuz 1980

11 Şubat1979

27 Temmuz 1980

· (Naip)[5]


14 Ekim 1938

-

27 Temmuz 1980[5]

31 Ekim 1980[5]

2


31 Ekim 1960

-

31 Ekim 1980[5]

Hala görevli


[4] Okçu Araş İran mitolojisinde kahraman bir okçu figürüdür. İran folkloruna göre, İran ile Turan (Türkler) arasındaki sınır, okun fırlatılmasına kendi hayatını koyduktan sonra Arash tarafından fırlatılan bir okla belirlendi. Arash oku uzağa atmak için yayını öyle bir germiş ki, buna dayanamayan vücudu param parça olmuş. Ok günlerce yol aldıktan sonra nihayet Oxus'un diğer tarafına, bir dağın tepesindeki ilk fırlatma yerinden yüzlerce mil uzaktaki bir ceviz ağacının kabuğuna inmiştir. Okçunun temel hikâyesi şu şekildedir: İranlılar ve Turanlılar arasında "kraliyet zaferi" için yapılan bir savaşta, Turanlı general Afrasiab, dürüst Manuchehr'in güçlerini kuşatır ve iki taraf barış yapmak için anlaşır. Her ikisi de bir yay atışı menziline giren her toprağın Manuçehr ve İranlılara geri verileceği ve geri kalanının Afrasiab ve Aniranlıların olacağı konusunda anlaşmaya varırlar. Bir melek (El-Biruni'de İsfandaramad, yani Amesha Spenta Spenta Armaiti, Orta Farsça'da Spendarmad olarak adlandırılır) Manuçehr'e özel bir yay ve ok yapmasını söyler ve Araş'tan okçu olması istenir. Araş daha sonra şafak vakti özel olarak hazırlanmış oku ateşler ve ok büyük bir mesafe kat ederek sonunda yere düşer ve böylece İranlılar ile Aniranlılar arasındaki gelecekteki sınırı belirler.Talebi ve Bel'ami'de Araş okla yok edilir ve ortadan kaybolur. Taberî'de ise halk tarafından yüceltilir, okçuların komutanı olarak atanır ve hayatını büyük bir onurla sürdürür. Okun kat ettiği mesafe değişir: birinde bin fersah, diğerinde kırk günlük yoldur. Bazılarında ok şafaktan öğlene kadar, bazılarında ise şafaktan gün batımına kadar yol alır. Araş ismi İranlılar arasında popüler bir isim olmaya devam etmektedir.


[5] Hüseyin Tahirzade Behzat (1889–1962) veya Hossein Tahirzadeh Behzad Tabrizi , İranlı minyatür ressamı, hattat, eğitimci ve halı tasarımcısıydı. İran'ın en önemli minyatür sanatçılarından biri olarak kabul edilir ve yaklaşık 400 makale ve sanat eseri üretmiştir. Günümüzde minyatürleri ve halı tasarımları büyük ilgi görmektedir. Tahirzade Behzat 1889 yılında İran'ın Tebriz şehrinde doğdu. İstanbul (şimdiki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ) ve Tiflis'teki (şimdiki Tiflis Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ) akademilerde resim eğitimi aldı ve ardından İran'a döndü. Zanaatkarlar ve mimarlardan oluşan bir ekiple işbirliği içinde Rıza Şah'ın saraylarını dekore etmek için İran'ın kahramanca bir ulusal stili geliştirmesiyle tanınır. Pehlevi modernitesini geliştirdiği için kendisine itibar kazandıran bu büyük ölçekli duvar resimlerinin yaratılmasını yarattı ve / veya yönetti . Negaristan Bahçeli Sarayı'nın bir bölümü 1930 yılında Behzat'ın gözetiminde müzeye çevrilmiştir. Behzat, 1947'den itibaren İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde minyatür ve hat dersleri verdi. Akademideki öğrencileri arasında Neşe Aybey ve diğerleri vardı. Müzeyyenü'l Sultan lakabıyla onurlandırıldı . 2015 yılında Tahran'da düzenlenen bir sergide Behzat'ın işleri ve çalışmalarında kullandığı aletler sergilendi.


[6] Mir Emad (Emad al-Molk Qazvini Hasani) (1554 - 1615) belki de en ünlü Fars hattatıdır. Nastaʿlīq üslubunun Mir Emad'ın eserlerinde en yüksek zarafetine ulaştığına inanılmaktadır. Mir Emad Kazvin'de doğdu ve ilk eğitimini burada aldı. Mir Emad'ın ailesi Safevi sarayında kütüphaneci ve muhasebeci olarak görev yapmıştır. İlk olarak İsa Rangkar ve ardından Malek Deylami tarafından hat eğitimi aldı. Mir Emad daha sonra Muhammed Hüseyin Tebrizi ile çalışmak için Tebriz'e taşındı. Daha sonra Osmanlı Türkiyesi, Bağdat, Halep ve Hicaz'a seyahat etti. Semnan'a döndü ve Şah Abbas'ın kütüphanesinde ve daha sonra başkent İsfahan'daki sarayında kâtip olarak çalıştı. Şah Abbas'ın sarayındaki tek hattat Mir Emad değildi. Bir diğer ünlü hattat Ali Rıza Abbasi Tebrizi de Şah'ın himayesi altındaydı. Ali Rıza Abbasi de Muhammed Hüseyin Tebrizi'nin (Mir Emad'ın hocası) öğrencisiydi ve daha sonra Mir Emad'ın rakibi oldu. Mir Emad daha sonra Safeviler tarafından hoş görülmeyen İslam'ın bir kolu olan Sünni olmakla suçlandı ve Şah Abbas tarafından dolaylı olarak ölüme mahkûm edildi. Mir Emad bir gece Hamam'a giderken Mesud Beik Mesgar Kazvini tarafından öldürüldü ve birkaç gün boyunca kimse cesedini gömmeye cesaret edemedi. Sonunda öğrencisi Ebu Torab Hattat Esfahani onu Maghsoudbeyk camisine gömdü. Mir Emad için bir türbe inşa etmesine izin verilmedi.


[7] Gülistan Sarayı : Farsçadan Gül Bahçesi Sarayı olarak çevrilen Golestan Sarayı 16. yüzyılda inşa edilmiş, 18. yüzyılda yenilenmiş ve son olarak 1865 yılında yeniden inşa edilmiştir. Tahran'daki eski resmi Kaçar kraliyet kompleksidir. Tahran kentindeki en eski tarihi eserlerden biri olan ve dünya mirası statüsüne sahip Golestan Sarayı, bir zamanlar Tahran'ın arg'ının ("kale") çamur sazdan duvarları içine alınmış bir grup kraliyet binasına aittir. Bahçeler, kraliyet binaları ve 18. ve 19. yüzyıllara ait İran el sanatları ve Avrupa hediyeleri koleksiyonlarından oluşmaktadır. Tahran'ın arg'ı ("kale") Safevi hanedanından (1502-1736) I. Tahmasp (hükümdarlığı 1524-1576) döneminde inşa edilmiş ve daha sonra Zand hanedanından Kerim Han (hükümdarlığı 1750-1779) tarafından yenilenmiştir. Kaçar Hanedanı'ndan Ağa Muhammed Han (1742-1797) Tahran'ı başkent olarak seçti. Arg, Kaçarların (1794-1925) merkezi haline geldi. Golestan mahkemesi ve sarayı Kaçar hanedanının resmi ikametgahı haline geldi. Saray, 1865 yılında Haji Ab ol Hasan Mimar Navai tarafından bugünkü haliyle yeniden inşa edilmiştir. Pehlevi döneminde (1925-1979), Golestan Sarayı resmi kraliyet resepsiyonları için kullanıldı ve Pehlevi hanedanı Niavaran'da kendi saraylarını (Niavaran Kompleksi) inşa etti. Pehlevi döneminde sarayda düzenlenen en önemli törenler Rıza Şah'ın (1925-1941 arası) Mermer Taht'ta taç giymesi ve Muhammed Rıza Pehlevi'nin (1941-1979 arası) Müze Salonu'nda taç giymesi olmuştur. 1925 ve 1945 yılları arasında Rıza Şah'ın emriyle kompleksin binalarının büyük bir kısmı yıkıldı. Şah, asırlık Kaçar sarayının modern bir şehrin büyümesini engellememesi gerektiğine inanıyordu. Eski binaların yerine 1950'li ve 1960'lı yılların modern tarzına sahip ticari binalar inşa edildi.

Yapılar

Golestan Sarayı kompleksi saraylar, müzeler ve salonlar dahil olmak üzere 17 yapıdan oluşmaktadır. Bu kompleksin neredeyse tamamı Kaçar krallarının 131 yıllık yönetimi sırasında inşa edilmiştir. Bu saraylar taç giyme törenleri ve diğer önemli kutlamalar gibi birçok etkinlik için kullanılmıştır. Ayrıca fotoğraf arşivi, el yazmaları kütüphanesi ve belge arşivi olmak üzere üç ana arşivden oluşmaktadır.

Mermer Taht (Takht e Marmar) : Mermer Taht olarak bilinen bu muhteşem teras 1806 yılında Kaçar hanedanından Feth Ali Şah'ın (hükümdarlık dönemi 1797-1834) emriyle inşa edilmiştir. Resimler, mermer oymalar, çini işçiliği, alçı, aynalar, mineler, ahşap oymalar ve kafes pencerelerle süslenmiş olan taht, İran mimarisinin en güzel örneklerini barındırmaktadır. Mermer Taht, tarihi arg'ın en eski binalarından biridir. Terasın (eyvan) ortasında yer alır ve Yezd Eyaleti'nin ünlü sarı mermerinden yapılmıştır. Taht altmış beş parça mermerden yapılmış ve Kaçar sarayının Mirza Baba Shirazi, Nakaş Başi ("baş ressam") tarafından tasarlanmıştır. Kraliyet Taş Ustası Mohammad Ebrahim Esfahani yapımını denetlemiş ve dönemin birçok ünlü ustası bu şaheserin icrasında çalışmıştır. Terasın mimari detayları ve diğer süslemeleri Feth Ali Şah ve Nasır ed Din Şah (hükümdarlık dönemi 1848-1896) dönemlerinde tamamlanmıştır. Kaçar krallarının taç giyme törenleri ve resmi saray törenleri bu terasta yapılmıştır. Mermer Taht'ta yapılan son taç giyme töreni 1925 yılında Pehlevi hanedanından Rıza Şah'ın taç giyme töreni olmuştur.

Karim Khani Nook (Khalvat e Karim Khani) : 1759 yılına tarihlenen bu bina, Zand hanedanından Kerim Han'ın iç ikametgahının bir parçasıydı. Karim Khani Nook'un temel yapısı Mermer Taht'a benzemektedir. İkincisi gibi bu da bir terastır. Terasın içinde küçük bir mermer taht bulunmaktadır. Yapı Mermer Taht'tan çok daha küçüktür ve çok daha az süslemeye sahiptir. Bir zamanlar bu terasın ortasında fıskiyeli küçük bir havuz vardı. Yeraltındaki bir dereden (kralın kanatı) gelen su çeşmeden gölete akar ve daha sonra saray arazisini sulamak için kullanılırdı.Kaçar hanedanından Nasır ed Din Şah, Golestan Sarayı'nın bu köşesini çok severdi. Burada dinlenmek ve istirahat etmek için çok zaman harcadığı, sessiz bir düşünce içinde piposunu tüttürdüğü söylenir. Hatta bazıları bu yapıya Khalvat (köşe) adını verenin Nasır od Din olduğuna inanmaktadır. Sıra dışı gibi görünse de Nasır ed Din Şah'ın değerli mezar taşı bir süre kaybolduktan sonra nihayet sarayın bu sessiz köşesine ulaşmıştır. Üzerinde Nasır ed Din Şah'ın resminin işlendiği mermer taş gerçekten de görülmeye değer.

Gölet Evi (Howz Khaneh) : Kaçar sarayına sunulan Avrupalı ressamların eserleri Göletli Ev'de yer almaktadır. Göletli Ev, Kaçar döneminde yazlık bir oda olarak kullanılmıştır. Özel bir soğutma sistemi, yeraltındaki akarsu sisteminden odaların içindeki küçük havuzlara su pompalıyordu. Sistem, gerektiği kadar çok yaz odasından geçecek şekilde tasarlanmıştır. Su daha sonra kraliyet bahçelerini sulamak için dışarıya yönlendiriliyordu. Nemin zararlı etkileri nedeniyle bu sistem artık kullanılmamaktadır.

Parlak Salon (Talar e Brelian) : İranlı zanaatkârların parlak ayna çalışmalarıyla süslendiği için bu adı almıştır. Salon, Nasır ed Din Şah'ın emriyle Talar e Bolour ("Kristal Salon") adlı başka bir salonun yerine inşa edilmiştir. Feth Ali Şah'ın emriyle inşa edilen Kristal Salon rutubet nedeniyle harabeye dönmüştü. Parlak Salon ayna işçiliği ve avizeleriyle ünlüdür. Yahya Han'ın (Sani ol Molk Ghafari), Mozafar ed Din Şah (1896-1907) tarafından yapılan tadilattan önce bu salonun dekorasyonunu gösteren bir yağlı boya tablosu Golestan Sarayı'nda bulunmaktadır.

Zoruf Salonu (Talar e Zoruf) : Bu bina, Fildişi Salonu'nun (Talar e Adj) kuzeyindeki Narenjestan binasının yerini almıştır. Avrupalı krallar tarafından Kaçar krallarına ithaf edilen tüm çini eşyalar bu odaya götürülmüş ve bu amaçla inşa edilen vitrinlerde düzenlenmiştir. Bu salondaki çiniler arasında en müstesna olanları bunlardır:

Napolyon Bonapart tarafından ithaf edilen Napolyon Savaşları'nı gösteren çini.

Rusya Kralı I. Nicholas tarafından ithaf edilen porselenler.

Kraliçe Victoria tarafından adanan, mücevher ve taşlarla süslü porselen takım.

Wilhelm II tarafından İran veliaht prensine ithaf edilen porselen takım.

Rusya Kralı Alexander III tarafından ithaf edilen malakit taşından yapılmış bir set.

Fildişi Salon (Talar e Adj) :Fildişi Salon, yemek odası olarak kullanılan büyük bir salondur. Avrupalı hükümdarlar tarafından Nasır ed Din Şah'a sunulan bazı hediyelerle dekore edilmiştir. Golestan Sarayı koleksiyonları arasında yer alan Mahmoud Khan Saba (Malek osh Shoara) imzalı bir suluboya, Kaçar döneminde bu salonun dış görünüşünü göstermektedir.

Aynalı Salon (Talar e Aineh) : Aynalı Salon, Golestan Sarayı'nın salonlarının en ünlüsüdür. Nispeten küçük olan bu salon olağanüstü ayna işçiliğiyle ünlüdür. Salon, Haj Abd ol Hossein Memar Bashi (Sanie ol Molk) tarafından tasarlanmıştır. Mimarlık Bakanı olan Yahya Han (Mowtamed ol Molk) tasarımcıya danışmanlık yapmıştır.

Selam Salonu (Talar e Salam) : Salam ("Resepsiyon") Salonu başlangıçta bir müze olarak tasarlanmıştı. Güneş Tahtı (Takht e Khorshid) İran Merkez Bankası'ndaki Kraliyet Mücevherleri Müzesi'ne taşındıktan sonra, bu salon kralın huzurunda özel resepsiyonların düzenlenmesi için tahsis edildi, dolayısıyla Salam Salonu adını aldı. Bu salon enfes ayna işçiliklerine sahiptir. Tavan ve duvarlar alçı kalıplarla süslenmiş ve zeminler mozaikle kaplanmıştır. Nasır ed Din Şah döneminde bu salon, İran sarayına sunulan hediyelerin yanı sıra İran ve Avrupa resimlerinin sergilenmesi için kullanılmıştır. Kraliyet mücevherleri de camekânlar içinde sergilenirdi. Bu mücevherler günümüzde İran Merkez Bankası Kraliyet Mücevherleri Müzesi'nde sergilenmektedir.

Elmas Salonu (Talar e Almas) : Elmas Salon, Golestan Sarayı'nın güney kanadında, Rüzgârgülleri binasının yanında yer almaktadır. Binanın içindeki olağanüstü ayna işçiliği nedeniyle Talar e Almas ("Elmas Salonu") olarak adlandırılır. Bu salonun inşası Feth Ali Şah dönemine kadar uzanmaktadır. Nasır ed Din Şah bu salonu yenileyerek görünümünü değiştirmiş ve salonun oval kemerlerini Roma kemerleri ile değiştirmiştir. Ayrıca duvarların Avrupa'dan ithal edilen duvar kağıtlarıyla kaplanmasını emretmiştir. Temel yapısı Feth Ali Şah dönemine dayandığından, bu salonun o döneme ait sanat ve el sanatlarının sergilenmesine ayrılması yerinde olacaktır.

Rüzgargülü Binası (Emarat e Badgir) : Windcatcher Binası Feth Ali Şah döneminde inşa edilmiştir. Bina, Nasır ed Din Şah döneminde yapısal değişiklikler de dahil olmak üzere büyük tadilatlardan geçmiştir. Mahmud Han (Malek osh Shoara) tarafından yapılan bir suluboya resim, tadilattan önceki orijinal yapıyı tasvir etmektedir. Guşvar ("köşe benzeri") olarak bilinen iki oda ile çevrilidir. Golestan Sarayı'ndaki en güzel vitray pencereye sahip olan merkezi bir oda vardır. Dışarıda mavi, sarı ve siyah sırlı çinilerden oluşan dört rüzgâr kulesi ve altın bir kubbe bulunmaktadır. Rüzgâr kuleleri, serinletici rüzgârın yapı içinde hareket etmesini sağlamak için inşa edilmiştir.

Güneş Yapısı (Şems ol Emareh) : Güneş Yapısı, Golestan Sarayı'nın en çarpıcı yapısı olarak kabul edilir. Yüksek bir yapı inşa etme fikri, şehrin panoramik manzarasını görebileceği bir yapı isteyen Nasır ed Din Şah'a aitti. Moayer ol Mamalek tarafından tasarlanan bu binanın yapımına 1865 yılında başlanmış ve iki yıl sonra tamamlanmıştır. Mimarı Ali Mohammad Kashi'dir. Binanın birbirinin aynı iki kulesi vardır. Binanın dış cephesinde çok sayıda kemer, karmaşık çini işçiliği ve süslü pencereler bulunmaktadır. Bu binanın iki kulesi aslında İsfahan'daki Safevi seyir sarayı Ālī Qāpū'nun küçük versiyonlarıdır.

Hediyelik Eşya Müzesi :Bu bina Salam Salonu'nun altında yer almaktadır. Mohammad Ebrahim Khan Memar Bashi tarafından inşa edilen ilk İran müzesinin bir parçasıdır. Nasır ed Din Şah döneminde bu bina, Kaçar krallarına adanan porselen ve gümüş eşyalar için bir depo olarak kullanılmıştır. Pehlevi hanedanı zamanında bu depo, Kaçar krallarına verilen nadir hediyeleri sergilemek üzere bir müzeye dönüştürülmüştür. Bugün bu müzede hediyelerin yanı sıra bazı nadir nesneler de muhafaza edilmektedir:

Kral I. İsmail'in miğferi

Kral Nader'in yay ve okları

Feth Ali Şah'ın Kol Bandı

Kaçar Mühürleri Koleksiyonu

Ağa Muhammed Han'ın tacı

Süslenmiş bir devekuşu yumurtası

Abyaz Sarayı : Osmanlı Sultanı Abdülhamid, Nasır ed Din Şah'a değerli hediyeler gönderdi ve söylendiğine göre bu hediyeler bir kaleyi dolduracak kadar çoktu. Kaçar hükümdarı, Golestan Sarayı'nın sınırları içinde bu hediyelere layık bir sergi salonu inşa etmeye karar verdi ve sonunda Abyaz Sarayı inşa edildi. Sultan Abdülhamid tarafından gönderilen halıyı barındıracak kadar büyük bir orta salonu olan yapıyı Nasır ed Din Şah'ın kendisinin tasarladığına inanılmaktadır. 1883 yılında tamamlanan Abyaz ("Beyaz") Sarayı günümüzde İran'ın en ilginç etoloji müzelerinden birine ev sahipliği yapmaktadır. Müzede geleneksel İran kostümlerinden oluşan renkli bir serginin yanı sıra bir halk sanatı sergisi de yer almaktadır.

Müze Salonu : Nasır ed Din Şah, 1872 yılındaki ikinci Avrupa gezisi sırasında Avrupa müzelerinde sergilenen eserlerden ve değerli objelerden çok etkilenmişti. Tahran'a döndüğünde tabloların, kraliyet mücevherlerinin ve diğer kraliyet eserlerinin sergileneceği bir müze salonu inşa etme niyetindeydi. Müze Salonu'nun orijinal koleksiyonu bugün Tahran'ın birçok müzesine dağılmış durumda. Ancak kraliyet sarayına ait resimler Golestan Sarayı'nda, Avrupalı ressamların eserleri Pond House'da ve İranlı ressamların eserleri de Picture House'da muhafaza edilmektedir. Kaçar döneminde İran'da resim sanatının gelişimini göstermeyi amaçlayan İranlı ressamların eserleri iki bölümde sergilenmektedir: Resim Evi'nin güney bölümünde Mirza Baba, Mehr Ali Afşar, Ali Ekber Han (Mozaien od Dowleh) ve Ab ol Hassan Sani (Sani ol Molk, Kamal ol Molk'un amcası) gibi erken dönem Kaçar ustalarının eserleri yer almaktadır. Kuzeydeki Resim Evi, Muhammed Rıza Pehlevi döneminde Kraliyet Muhafızları'nın merkeziydi. Kuzey salonu 1995 yılında önemli bir tadilattan geçmiştir ve şimdi Mahmoud Khan Saba (Malek osh Shoara), Mohammad Gafari Kashani (Kamal ol Molk), Mehri ve Mosa Momayez gibi Kaçar döneminin sonraki ustalarının eserlerine ev sahipliği yapmaktadır.

Fotoğraf arşivi : Golestan kompleksinde, ağırlıklı olarak 19. yüzyılda Avrupa'da fotoğrafçılığın geliştiği döneme ait fotoğrafları içeren erken dönem bir fotoğraf koleksiyonu bulunmaktadır. Kaçar hanedanından Naser ed Din Şah'ın emriyle oluşturulmuştur. "Kraliyet sarayında fotoğrafçılık o kadar yaygındı ki kralın eşleri ve hizmetkârları da fotoğraf çekiyor ve kamera önünde şakacı pozlar veriyorlardı" denilmektedir. Başını ve omuzlarını çiçeklerle süslemiş bir hizmetçinin fotoğrafı vardır.


[8] Zend Hanedanı (Farsça: Silsilah-i Zandīyah), 1750-1794 yılları arasında İran dolaylarında hüküm sürmüş İran devletidir. Hanedan, Luristan'da Nadir Şah Afşar tarafından doğu İran'a sürülmüş fakat onun ölümünden sonra tekrar geri gelmiştir. Lek kökenli Zend aşiretinin başkanı Kerim Han tarafından kurulmuştur. Kerim Han ve Alimerdan Han Bahtiyarî 1747 yılında Nadir Şah'ın ölümünden doğan karmaşa ve yönetim boşluğundan yararlanarak orta İran´ın yönetimini ele geçirmişlerdir. Daha sonra ikisi birlikte Safevî hanedanından olan bir şehzade seçerek kendileri için III. İsmail adında bir kukla hükümdar oluşturdular. Kerim Han askerî kumandan olmayı seçerken, Alimerdan Han sivil bir yönetici olmayı seçti. Bir süre sonra hem III. İsmail adındaki kukla hükümdarı hem de ortağı Alimerdan Han'ı bertaraf eden Kerim Han 1760 yılında kendi hanedanı, Zendi Hanedanı kurdu. Hiçbir zaman hükümdar sıfatını kullanmadı ve kendini Halkın Vekili olarak adlandırdı. Kerim Han devletinin başkentini Şiraz kenti olarak ilân etmiştir. Dışişlerinde Azerbaycan'da bulunan Azad Han'a ve Osmanlı Devleti'ne karşı sürdürdüğü politikalar Azerbaycan ve Basra'yı kendi yönetimi altına almasına yardımcı olmuştur. Yine de Nadir Şah'ın torunlarından birine Horasan'da özerk bir yönetici olarak kalmasına izin vermişse de baş düşmanı Kaçarlar ile mücadeleye hiç ara vermemiştir. Kaçarlar'ın önderi Muhammed Hasan Han Kaçar Kerim Han ve oğulları tarafından sonunda mağlûp edilerek Şiraz'a tutsak olarak getirilmiştir. Dışişleri politikası olarak Kerim Han, Safevîler dönemindeki canlı ticaret yaşamını geri getirmek düşüncesi ile İngilizler'e Buşehr limanında ticaret yapmaları için bir merkez kurmalarına izin vermiştir. Bu İngiltere'nin Hindistan ile olan bağlantısını güçlendirmiş ve İngilizler'in İran üzerindeki etkisini arttırmıştır. Kerim Han'ın yaptırdığı önemli eserler Şiraz'da bulunan Vekil Kalesi, Velik Pazar ve birçok cami ile bahçedir. Ayrıca kendilerinden sonra işbaşına geçecek olan Kaçarlar'ın başkenti olacak Tahran'daki saray da Kerim Han tarafından yaptırılmıştır. Kerim Han´ın 1779'da ölmesinin ardından ülkede yaşanan boşluk ve karmaşa, ülkeyi düşmanlardan gelecek her türlü saldırıya açık hâle getirmişti. Kendisinden sonra tahta geçen oğlu Ebu el-Feth ülkeyi yeterince iyi yönetememiş ve üvey amcası Zeki Han (Kerim Han'ın başkumandanı) tarafından yönlendirilmiştir. Ali Murad, Cafer Han gibi diğer hükümdarlarda Kerim Han'ın hükümdarlığı süresince izlediği politikayı yakalamakta başarısız olmuşlardır. Zend Hanedanı'nın en büyük düşmanları Kaçarlar'dı. Kaçarlar´ın önderi Ağa Muhammed Han, krallığın yıkılması için büyük çalışmalarda bulunuyordu. Sonuçta, 1779´da, Kerim Han´ın yeğenlerinden Lütf Ali Han kendini yeni kral olarak ilân etti. Lütf Ali´nin 1794'e kadar süren hükümdarlığının büyük bölümü Kaçarlar hanı ile savaşarak geçti. Fakat daha sonra bir savaş sırasında Kaçarlar'a tutsak düşerek Bam Kalesi'nde öldürüldü ve Zend Hanedanı yıkıldı. Zend Hanedanı'nın yönetiminde, Safevîler döneminde Osmanlı Devleti'ne kaptırılan bazı topraklar da geri alınarak ülke sınırları genişletilmiştir. Hanedanın kısa egemenlik dönemine karşın bu dönemde sanat alanında kayda değer eserler verilmiş, Zend sanatı doğmuştur. Kendilerinden sonra gelen Kaçarlar'ı sanat konusunda etkilemişler ve Kaçarlar'ın verdikleri eserler Zend sanatından esintiler taşımıştır. Çıkarlar doğrultusunda Zendlerin izlediği bir başka politika da kendilerini Hükümdar yerine Vekil'el Ro'aya - Halkın vekili olarak adlandırmalardır. Bu propagandayı yapmalarındaki amaçlardan biri de daha önce hüküm sürmüş olan Safevîler'in yaptığı gibi halktan bütünü ile kopuk bir hükümdar olmamak ve dönemin isteklerine karşılık vermektir. İran'da 1979 yılında yapılan İslâmi Devrim'in ardından adları yeni cumhuriyetçi hükûmet tarafından ülkedeki cadde, sokak, anıt ve diğer topluma açık yerleden kaldırılmayan tek hanedandır.

Zend Hanedanı (1751–1794)

Taht ismi

Asıl isim

Resim

Unvan

Doğum-Ölüm

Hükümdarlık başlangıcı

Hükümdarlık sonu

Aile bağlantıları

Not

Muhammad Kerim

Han, Vekil-i Reayaa

1705–1779

1751

6 Mart 1779

İnak Han ve Bay Ağa'nın oğlu


Han

1760–1779

6 Mart 1779

19 Haziran 1779

Kerim Han'ın oğlu


Han

1755–1787

6 Mart 1779

22 Ağustos 1779

Kerim Han'ın oğlu


Zeki

Han

?–22 Ağustos 1779

6 Mart 1779

22 Ağustos 1779

Budak Han ve Bay Ağa'nın oğlu


Muhammed Sâdık

Han

?–1782

22 Ağustos 1779

14 Mart 1781

İnak Han ve Bay Ağa'nın oğlu


Han

1720–1785

14 Mart 1781

11 Şubat 1785

Allah Murad (Keytas) Han Zend Hazareh'in oğlu


Han

?–1789

18 Şubat 1785

23 Ocak 1789

Sâdık Han'ın oğlu


Han

?–1789

23 Ocak 1789

10 Mayıs 1789

Hüda Morad Han Zend Hazareh'in oğlu


Han

1769–1794

23 Ocak 1789

20 Mart 1794

Cafer Han oğlu

Kaçar Ağa Muhammed Şah tarafından tahttan indirilme, kör edilme ve katledilme.


[9] Kamal-ol-Molk (Mohammad Ghaffari) İranlı bir ressam ve Kaşan'daki Ghaffari ailesinin bir parçasıydı. 1848'de Kaşan'da güçlü bir sanat geleneğine sahip bir ailede doğdu ve kökenleri Nadir Şah dönemindeki önemli ressamlara kadar sürdü .Kamal'ın amcası, Sanee-ol-Molk olarak bilinen, ünlü bir 19. yüzyıl ressamı olan Mirza Abolhassan Khan Ghaffari , suluboya portreleriyle dikkat çekiyordu. Babası Mirza Bozorg Ghaffari Kashani , İran resim okulunun kurucusu ve aynı zamanda ünlü bir ressamdı. Kardeşi Abutorab Ghaffari de zamanının seçkin bir ressamıydı. Mohammad, genç yaşta hat sanatına ve resme ilgi duydu. Çocukluk hevesiyle, odasının duvarlarına karakalem eskizler çizdi. Muhammed, ilk eğitimini tamamladıktan sonra Tahran'a taşındı . Mirza Esma'il'den bir süre resim eğitimi almış olabilir. Çalışmalarını ilerletmek için İran'da modern bir yüksek öğrenim kurumu olan Dar-ul-Funun Okulu'na kaydoldu ve burada Avrupa'yı ziyaret etmiş ve Batı eğitimi almış tanınmış bir ressam olan Mozayyen-od-Doleh ile resim eğitimi aldı. Orada üç yıl süreyle eğitim gördü. Okul günlerinde genç Ghaffari'ye Mirza Mohammad Kashi adı verildi. Eğitimi sırasında yetenekli bir sanatçı olarak halkın dikkatini çekmeye başladı. Naser al-Din Shah Qajar , Dar-ul-Funun'a yaptığı ziyaretlerde Mohammad Ghaffari ile tanıştı ve onu davet etti. Mohammad tekniğini daha da geliştirdi ve Nasereddin Shah ona "Kamal-ol-Molk" (Karada Mükemmellik) unvanını verdi. Kamal-ol-Molk, Nasereddin Shah Qajar'ın sarayında kaldığı yıllarda en önemli eserlerinden bazılarını yarattı. Nasreddin Şah'ın öldürülmesine kadar süren bu dönemde yaptığı resimler, önemli kişilerin portreleri, manzaralar, saray kampları ve avlanma alanlarının resimleri ve sarayların çeşitli bölümleriydi. Kamal-ol-Molk'un sanat hayatının bu en yoğun döneminde 170'in üzerinde tablo yarattı. Ancak bu resimlerin çoğu ya yok edilmiş ya da yurt dışına götürülmüştür.Bu dönemde yarattığı eserler, yağlı boya tekniğini geliştirme arzusunu gösteriyor. O kadar ilerlemiştir ki, perspektif yasalarını bile kendi kendine edinmiş ve eserlerine uygulamıştır. Fırçanın hassas kullanımındaki ustalığı, parlak ve canlı renklerinin yanı sıra onu çağdaşlarından ayırıyordu. Naser al-Din Shah Qajar'ın ölümünün ardından Kamal-ol-Molk, oğlu Mozaffar ad-Din Shah Qajar'ın yanında çalışmayı imkansız buldu . Bu nedenle 1898 yılında 47 yaşında sanatını geliştirmek için Avrupa'ya doğru yola çıktı . [2] Oradayken, seçkin Avrupalı ​​sanatçılarla stil ve teknik üzerine tartışmalar yaptı ve Rembrandt'ın "Otoportre", "Jonah" ve "Aziz Matta" gibi bazı eserlerini kopyaladı. Kamal-ol-Molk, Avrupa'daki müzelerin çoğunu ziyaret etti ve Raphael , Titian gibi bazı tanınmış sanatçıların eserlerini yakından inceledi ve bazı eserlerini uyarladı ve değiştirdi. Yaklaşık dört yıl Avrupa'da kaldı. 1902'de İran'a döndü, ardından beş şahın saray ressamı oldu. Mozaffar ad-Din Shah Qajar'ın sarayından kaynaklanan Kamal-ol-Molk üzerinde artan baskı, İran'a duyduğu tüm sevgiye rağmen ona ülkesini terk ederek Irak'a gitmekten başka seçenek bırakmadı. Irak'taki kutsal şehirlere yaptığı ziyaretler, çalışmalarına bu dönemde ilham verdi. "Kerbela-ye-Moalla Meydanı" ve "Bağdat Yahudi Falcılar" bu dönemin en görkemli eserlerinden ikisidir. Meşrutiyet Hareketi'nin gelişiyle birlikte Irak'ta iki yıl kaldıktan sonra Kemal-ol-Molk İran'a döndü ve Mazaffareddin Şah hükümetine karşı geliştirdiği nefret nedeniyle Meşrutiyetçilere katıldı. "Komutan Asa'd Bakhtiari" ve "Azad-ol-Molk" gibi portreler bu döneme işaret ediyor.


[10] Bagh-e Melli (Ulusal Bahçe), renkli çiniler ve çok sayıda yazıtla süslenmiş muhteşem bir tuğla kapıdır. Rıza Şah'ın emri üzerine Cafer Han Kaşani ve Almanların işbirliği ile 1920-1923 yılları arasında yapılmıştır. İran-Avrupa mimari tarzlarının, özellikle çini işleri Kaçar döneminden Kolah Farangi'nin bir karışımı olarak inşa edilen Tahran'ın eski sembollerinden biridir. Eskiden Geçit Meydanı olarak anılan bu yer, Kaçar döneminde askeri atış poligonuydu . Daha sonra kısa bir süre için halka açık bir parka dönüştürüldü ve sonunda çevresine önemli devlet daireleri ve müzeler inşa edildi. Dışişleri Bakanlığı'nın 9 numaralı binası (eski adıyla "Polis Evi"), Sanat Üniversitesi (eski adıyla "Kazak Evi"), Malek Ulusal Müzesi , Posta ve Haberleşme Müzesi ve Ulusal Müze yerleşkede yer almaktadır.


[11] İran Ulusal Müzesi: İki kompleksten oluşan bir kurumdur; sırasıyla 1937 ve 1972 yıllarında açılan Eski İran Müzesi ve İran İslam Arkeolojisi ve Sanatı Müzesi. Kurum, çömlek kaplar, metal objeler, tekstil kalıntıları ve bazı nadir kitaplar ve sikkeler de dahil olmak üzere korunmuş antik ve ortaçağ İran antik eserlerinden kalma tarihi eserlere ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca farklı tarihsel dönemlere ve arkeolojik konulara göre kategorize edilmiş bir dizi araştırma bölümünü de içermektedir. Tarihçe: Antik İran Müzesi'nin tuğla binası 20. yüzyılın başlarında Fransız mimarlar André Godard ve Maxime Siroux tarafından tasarlanmış ve Sasani tonozlarından, özellikle de Ctesiphon'daki Taq Kasra'dan etkilenmiştir. Yaklaşık 11.000 m2 bir alana sahip olan müzenin inşasına 1935 yılında başlanmış ve Abbas Ali Memar ve Morad Tabrizi tarafından iki yıl içinde tamamlanmıştır. Daha sonra 1937 yılında resmi açılışı yapıldı. İslami Dönem Müzesi daha sonra Eski İran Müzesi'nin çimenli arazisi üzerine beyaz traverten ile inşa edilmiştir. İran Arkeolojik Araştırmalar Merkezi müdürü Firuz Bagherzadeh, bu binada İran arkeolojisi üzerine bir dizi sempozyum düzenledi. Binanın iç mekânı birkaç kez aceleyle değiştirildi ve 1979 Devrimi ülkeyi kasıp kavurduğunda hâlâ tadilat halindeydi. Eski İran Müzesi her zaman arkeolojik kalıntıların yanı sıra bazı nadir ortaçağ tekstil ve kilim parçalarını sergilemek için açık bir yetkiye sahipken, yeni kompleks İran'ın tarih öncesi Hazar Denizi bölgelerinden gelen enfes Amlash çanak çömleklerini de sergilemeye başladı. Bunu bazı modern çalışmalar ve iç mekanın tekrar tekrar boşaltılması ve yeniden modellenmesi izledi. Eski İran Müzesi iki kattan oluşmaktadır. Salonlarında Alt, Orta ve Üst Paleolitik dönemlerin yanı sıra Neolitik, Kalkolitik, erken ve geç Tunç Çağı ve Demir Çağı I-III ile Med, Ahameniş, Selevkos, Part ve Sasani dönemlerine ait eserler ve fosiller bulunmaktadır. Daha yeni olan kompleks üç kattan oluşmaktadır. İran'ın klasik sonrası dönemine ait çeşitli çanak çömlek parçaları, tekstil ürünleri, metinler, sanat eserleri, usturlaplar ve kerpiç kaligrafi içermektedir.

Antik İran Müzesi : Daimi sergi, Alt Paleolitik dönemden (yaklaşık 1.000.000 yıl önce) Sasani döneminin sonuna (MS 651) kadar kronolojik sırayla seçilmiş eserleri içeren iki kat ve bir bodrum katında yaklaşık 4.800 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Birinci kat galerileri Paleolitik, Epipaleolitik, Neolitik ve Kalkolitik eserler de dahil olmak üzere prehistorik objeler içermektedir. Zemin kat galerileri ise Tunç Çağı, Elam, Demir Çağı, Med, Ahameniş, Selevkos, Part ve Sasani eserlerini içeren tarihi objeleri barındırmaktadır. Müzede bulunan en eski eserler, Alt Paleolitik döneme tarihlenen Kaşafrud, Darband ve Shiwatoo'ya aittir. Neandertaller tarafından yapılan Mousterian taş aletleri de Antik İran Müzesi'nin ilk salonunda sergilenmektedir. En önemli Üst Paleolitik aletler, yaklaşık 30.000 ila 35.000 yıl öncesine tarihlenen Yafteh'ten gelmektedir. Kirmanşah'taki Sarab höyüğünde bulunan 9.000 yıllık insan ve hayvan figürinleri, M.Ö. 4. binyıla ait idari teknoloji ve yazının en eski kanıtları, Persepolis taş kabartmaları ve sütun başlıkları, Partlara ait gerçek boyutlu bronz "Şami Adam" heykeli, "Tuz Adam" olarak adlandırılan bir adamın doğal mumyası gibi erken köy topluluklarına ait Paleolitik kişisel süs eşyaları, kil ve insan figürinleri de müzedeki önemli objeler arasında yer alıyor.

İran İslam Arkeolojisi ve Sanatı :İran İslam Arkeolojisi ve Sanatı Müzesi, İran Ulusal Müzesi'nin bir parçası olup üç katlı ve yaklaşık 4000 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Sekizgen planı Bishāpur'daki Sasanî sarayından esinlenmiştir. Mimar Eugene Aftandilian tarafından tasarlanan müze binasının yapımına 1940'larda başlanmış ve 1950'lerde tamamlanmıştır. Bina başlangıçta etnografya müzesi olarak ve geçici sergiler için kullanılmıştır. Bir yenileme döneminden sonra bina 1996 yılında İslam Dönemi Müzesi olarak yeniden açıldı. 2006 yazında bir başka restorasyon ve yeniden inşa aşaması başladı ve yeni müze 2015 yılında yeniden açıldı. Zemin kat oditoryum ve geçici sergi salonu olarak düzenlenmiştir. İslam eserleri kronolojik olarak birinci ve ikinci katlarda sergilenmektedir. İkinci katta erken İslam, Selçuklu ve İlhanlı dönemleri, birinci katta ise Kur'an-ı Kerim salonu ile Timurlu, Safevî, Afşâr, Zend ve Kaçar dönemlerine ait eserler yer almaktadır.

Sergiler :Yeni kompleksin zemin katı çağdaş sergilere ayrılmıştır. Geçici sergi galerileri yılda iki ya da üç kez açılmakta ve genellikle yaklaşık bir ila iki ay sürmektedir. En başarılı sergilerden biri olan İran'da İki Yüz Bin Yıllık İnsan-Hayvan Bağlarının Kanıtı başlıklı sergi Ağustos-Ekim 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Sergi esas olarak Alt Paleolitik Çağ'ın sonlarından günümüze kadar İran'daki geçmiş insan toplumları ile çeşitli hayvan türlerinin ilişkileri ve bir arada yaşamaları hakkındaydı.


[12] Tāq Kasrā ;Taq-i Kisra ; Taq-e Kesra ; Ayvān-e Kesrā ; Kisra sarayı: 3. yy.- 6. yy kadar tarihlenen ve bazen Ctesiphon Kemeri olarak da adlandırılan Sasani dönemi Pers anıtının kalıntılarıdır. Bağdat'ın güneyinde Irak'ın modern Salman Pak kasabası yakınlarında yer almaktadır. Ctesiphon'daki ana sarayın cephesiydi ve antik başkentten geriye kalan tek görülebilir yapıdır. Kemer, mimarlık tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilir ve Gavmishan Köprüsü'nden sonra dünyanın en büyük ikinci tek açıklıklı güçlendirilmemiş tuğla tonozudur.

Tarih: İnşaatın tam zamanı kesin olarak bilinmemektedir. Bazı tarihçiler kurucusunun MS 242'den 272'ye kadar İran'ı yöneten I. Şapur olduğuna inanırken bazıları da inşaatın muhtemelen MS 540'ta Bizanslılara karşı düzenlenen bir seferden sonra Adil Anuşiruwan (I. Hüsrev) döneminde başladığına inanmaktadır.[6] Cephe tarafı açık olan kemerli eyvan salonu yaklaşık 37 metre yüksekliğinde, 26 metre genişliğinde ve 50 metre uzunluğunda olup modern zamanlara kadar inşa edilmiş en büyük insan yapımı, serbest duran tonozdur. Kemer imparatorluk saray kompleksinin bir parçasıydı. Taht odası -muhtemelen kemerin altında veya arkasında- 30 m'den (110 ft) daha yüksekti ve 24 m (80 ft) genişliğinde ve 48 m (160 ft) uzunluğunda bir alanı kaplıyordu. Kemerin üst kısmı yaklaşık 1 metre kalınlığındayken, tabandaki duvarlar 7 metreye kadar kalınlıktadır. Katener kemeri merkezleme yapılmadan inşa edilmiştir. Bunu mümkün kılmak için bir dizi teknik kullanılmıştır. Tuğlalar dikeyden yaklaşık 18 derece açıyla döşenmiştir, bu da inşaat sırasında arka duvar tarafından kısmen desteklenmelerini sağlamıştır. Harç olarak kullanılan çabuk kuruyan çimento, taze tuğlaların daha önce döşenmiş olanlar tarafından hızlı bir şekilde desteklenmesini sağlamıştır. Taq Kasra, M.Ö. 2. yüzyıldan M.S. 7. yüzyıla kadar dokuz yüzyıl boyunca Pers İmparatorluğu'nun ardıl hanedanlarının ana başkenti olan bir şehirden geriye kalan tek şeydir: Partlar ve Sasaniler. Bugün geriye kalan yapı, Partlar tarafından seçilen aynı yeri ve aynı nedenle, yani yayılmacı amaçları temas noktasında daha iyi kontrol altına alınabilen Roma İmparatorluğu'na yakınlık nedeniyle koruyan Sasanilerin seyirci salonunun ana portikosuydu. Yapı, MS 637'de İran'ın fethi sırasında Araplar tarafından ele geçirildi. Daha sonra bölge yavaş yavaş terk edilene kadar bir süre cami olarak kullandılar. 10. yüzyılın başlarında Abbasi halifesi el-Muktafi, Bağdat'taki Tac Sarayı'nın yapımında tuğlalarını yeniden kullanmak için sarayın kalıntılarını kazdı. Anıt, 12. yüzyılda kalıntıları ziyaret eden Khaqani'nin bir şiirine de konu olmuştur.

Modern dönem: 1851 yılında Fransız sanatçı Eugène Flandin, Pascal Coste ile birlikte yapıyı ziyaret ederek incelemiş ve "Romalıların buna benzer ya da bu türden hiçbir şeyi olmadığını" belirtmiştir.1888 yılında meydana gelen ciddi bir sel, yapının büyük bir kısmını yıkmıştır.1940 yılında, o zamanlar Bağdat yakınlarındaki RAF Habbaniya'da pilotluk eğitimi gören Roald Dahl , Zeiss marka bir fotoğraf makinesiyle Irak'taki Ctesiphon Kemeri'nin ödüllü bir fotoğrafını çekti ve bu fotoğraf daha sonra Dahl ailesi tarafından Roald Dahl Müzesi ve Hikâye Merkezi'ne fon sağlamak amacıyla açık artırmaya çıkarıldı . Otobiyografisi Boy'da şöyle yazar: Belki inanmayacaksınız ama on sekiz yaşındayken Londra'daki Kraliyet Fotoğraf Derneği'nden ve Hollanda Fotoğraf Derneği gibi başka yerlerden ödüller ve madalyalar kazanıyordum. Hatta Kahire'deki Mısır Fotoğraf Derneği'nden çok güzel, büyük bir bronz madalya almıştım ve bu madalyayı kazandığım fotoğraf hala bende duruyor. Dünyanın Yedi Harikası olarak adlandırılan yapılardan biri olan Irak'taki Ctesiphon Kemeri'nin bir fotoğrafı. Bu, dünya üzerindeki en büyük desteksiz kemerdir ve fotoğrafı 1940 yılında RAF için orada eğitim görürken çektim. Eski bir Hawker Hart çift kanatlı uçağıyla çölün üzerinde tek başıma uçuyordum ve boynumda fotoğraf makinem vardı. Kum denizinde tek başına duran devasa kemeri gördüğümde, bir kanadımı indirdim ve kayışlarımla asıldım ve nişan alıp deklanşöre basarken çubuğu bıraktım. İyi çıktı. Anıt, yıkılan kuzey kanadının kısmen yeniden inşa edildiği 1980'ler boyunca Saddam Hüseyin hükümeti tarafından yeniden inşa edilme sürecindeydi. Ancak tüm çalışmalar 1991 Basra Körfezi Savaşı'ndan sonra durdu. Irak hükümeti 2004'ten 2008'e kadar Chicago Üniversitesi'nin Diyala Projesi ile işbirliği yaparak 100.000 dolar maliyetle alanı restore etti. Kültür Bakanlığı ayrıca bir Çek şirketi olan Avers'i alanı restore etmesi için davet etti. Bu restorasyon 2017 yılında tamamlanmıştır. 7 Mart 2019'da, Taq Kasra'nın son restorasyonunun tamamlanmasından sadece iki yıl sonra, kısmi bir çökme daha fazla hasar gördü. Ocak 2021'de İran Kültürel Miras Bakanı Ali Asghar Mounesan, Taq Kasra'nın restorasyonu için yaklaşık 600.000 dolarlık bir krediye ihtiyaç duyulacağını belirtti.

Belgesel film: Hollanda'da yaşayan Pejman Akbarzadeh, 2017 yılında Taq Kasra hakkında ilk uzun metrajlı belgesel filmi çekti: Taq Kasra: Mimarlık Harikası. Anıt 2015-2016 yıllarında IŞİD saldırıları tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı; Akbarzadeh yakın zamanda yok edilebileceğinden korkuyordu ve bu nedenle belgeselini çekmek için aciliyet hissetti. Film, çeşitli ülkelerdeki üretken akademisyenler ve arkeologlarla Taq Kasra'nın tarihini ve mimarisini araştırıyor.


[13] Part İmparatorluğu, Arşak İmparatorluğu (Farsça: Eşkâniân) olarak da bilinen, eski İran’da önemli bir siyasi ve kültürel güç olup Medler'den ve Ahamenişler'den sonra gelen üçüncü yerel hanedanlıktır. Hanedanın adı, MÖ 247 yılında, Helenistik krallık Selevkoslar'ın yönetiminde bir satraplık konumunda olan İran'ın kuzeydoğusundaki Parthia bölgesini ele geçirdikten sonra bağımsızlığını ilan eden Parni kabilesi lideri I. Arşak'tan gelmektedir. Arşak'ın adı onursal bir unvan olarak kendisinden sonra gelen bütün Part kralları tarafından kullanıldı. Selevkoslar'ın hakimiyeti altında bulunan İranı, MÖ 3. yüzyılın sonlarına doğru ele geçirmeye başlayan Partlar, I. Mithridates döneminde Mezopotamya'yı Selevkoslar'ın elinden alarak imparatorluğu büyük ölçüde genişletti. MÖ 140'tan itibaren çok uluslu bir imparatorluk haline gelen Part İmparatorluğu'nun genişlemesiyle birlikte, başkent günümüzde Türkmenistan sınırları içinde bulunan Nisa’dan, Dicle kıyısındaki günümüzde modern Bağdat’ın güneyinde yer alan Ktesifon'a taşınmıştır. Ktesifon'un yanı sıra belirli dönemlerde Ekbatana ve Susa gibi şehirler imparatorluğa başkentlik yaptı. Partlar'ın zirve zamanında yönettiği bölgeler arasında İran'ın tamamı ile günümüz ülkelerinden; Irak, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan Türkmenistan, Tacikistan, Pakistan ve Afganistan'ı kapsıyordu. Ahameniş İmparatorluğu'nun mirasçıları olduğu iddiasıyla "Şehinşah" (Kralların Kralı) olarak adlandırılan Part hükümdarları, II. Mithridates döneminden itibaren hem Yunanların hem de Ahamenişlerin soyundan geldiklerini iddia etmeye başladı. II. Mithridates döneminin son yıllarında MÖ 95 yılından itibaren "Partların karanlık çağı" adı verilen bir karışıklık dönemine giren imparatorluk, II. Orodes'in MÖ 57'de kontrolü kesin olarak sağlamasından sonra tekrar büyük bir güç haline geldi. Partların ilk düşmanları batıda Selevkoslar ve doğuda İskitlerdi. Ancak imparatorluk batıya doğru genişledikçe Ermenistan Krallığı ve Roma ile çatışmaya başladı. Roma ve Parthia, Ermenistan'a sahip olmak için birbirleriyle yarıştı. Ağır süvariyi icat eden Partlar bundan dolayı Roma İmparatorluğu'nun doğudaki en büyük düşmanıydı. Partlar MÖ 53’te Carrhae Savaşı’nda Romalı prokonsül Marcus Licinius Crassus’u büyük bir yenilgiye uğrattılar. Birkaç yüzyıl boyunca Roma-Part savaşları sırasında Romalılar Mezopotamyayı işgal ederek Seleucia ve Ktesifon şehirlerini ele geçirdiler ancak hiçbir zaman ellerinde tutamadılar. Persis eyaletinin satrabı olan I. Erdeşîr'in ayaklanıp IV. Artabanus'u 224’te öldürmesiyle Part İmapratorluğu yıkıldı ve İran ile Yakın Doğu'nun çoğunu, 7. yüzyılda Müslümanların fethetmesine kadar yöneten Sasani İmparatorluğu'nu kuruldu. Son Part Kralı VI. Vologases son sikkesini 228 yılında bastırdı. Akdeniz Havzası'ndaki Roma İmparatorluğu ile Çin'deki Han Hanedanlığı arasındaki İpek Yolu ticaret yolunda bulunan imparatorluk, büyük bir ticaret merkeziydi.


[14] Rey : Rhages adıyla Part İmparatorluğu'nun başkenti olan Rey şehri, Selçuklu dönemine dek İran coğrafyasının en önemli tıp ve bilim merkezlerinden biridir. Nizam'ul Mülk'ün emirleriyle eğitim için yapılan yeniliklerin başladığı ve en önemli gelişmelerin yaşandığı kenttir. Büyük Selçuklu Devleti'nin kurucusu Tuğrul Bey, 1063 yılında burada ölmüş ve yine burada gömülmüştür. Rey şehri aynı zamanda Selçuklu İmparatorluğu'nun başkenti olmasıyla ünlüdür. 1194 yılında Harzemşahlar ile Irak Selçukluları arasında yapılan büyük savaş da burada gerçekleşmiştir. Savaştan sonra Harzemşahlar'ın idaresine geçen şehir, İran'da hüküm süren tüm devletler için önemli bir yerleşim merkezi olma vasfını korudu. Tahran şehrinin ilk kurulduğu yerdir.


[15] Toghrol Kulesi (Toghrul, Tughrol veya Tughrul olarak da çevrilir), İran'ın Rey şehrinde bulunan 12. yüzyıldan kalma bir anıttır. Tuğrul Kulesi, Rashkan Kalesi'nin yakınındadır. 20 m. yüksekliğindeki tuğla kule, 1063 yılında Rey'de ölen Selçuklu hükümdarı Tuğrul'un mezarıdır. Orijinalinde, zamanının diğer anıtları gibi, bir deprem sırasında yıkılan konik bir kubbe ile örtülmüştür. Duvarların kalınlığı 1,75 ila 2,75 metre arasında değişmektedir. İç ve dış çapları sırasıyla 11 ve 16 metredir. Dış şekli, tasarımında 24 açı bulunan bir çokgen şeklindedir ve bunun yapının sarsıntılara karşı stabilitesine katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Kulenin tepesinde orijinal olarak Kufi yazıtlar gözlemlenebilmektedir. Bazı metinlerde burası Burj Khalifa Yazid olarak adlandırılmaktadır. Bazı uzmanların görüşlerine göre, bu kule bir saat ibresi gibidir ve zaman, dış kademelerindeki güneş ışığından anlaşılabilir. Bu kulenin kullanım amaçlarından birinin de sisli gecelerde yüksek bariyerinde ateş yakarak Horasan'dan Rey'e gelen İpek Yolu yolcularına yol göstermek ve gün içinde halkın kronolojik ihtiyaçlarını karşılamak olduğu söylenmektedir. Manouchehr Arian'ın "Kulelere Başka Bir Bakış" adlı makalesinde belirttiğine göre, bu ve benzeri yapılara "kule" denmesi, Zodyak'ta güneş ışığının yıllık hareketli geçitlerine atıfta bulunuyor. Bu özelliğine ek olarak Toghrol Kulesi, kongrelerinin kalbinde saklı olan güneş saati adı verilen benzersiz bir özelliğe daha sahiptir. Naser al-Din Shah, 1884 yılında kulenin çökmekte olan üst kısmında bazı restorasyonlar yapılmasını emretmiştir. Bu binada gömülü olan karakter hakkında uzmanlar ve tarihçiler arasında birçok zorluk ve tutarsızlık vardır. Bazıları buranın Selçuklu Tuğral Beyk'in mezarı olduğunu düşünmektedir ve "Mahmalottavarikh" kitabının 465. sayfasında "Sultan Tuğralibek Rey şehrinde öldü ve mezarı oradadır" denilmektedir. Türk tarihçi Ferhat Sümer de Toghrol'un mezarının aynı yerde olduğunu düşünmektedir. Diğer yazarlar ise buranın 15. yüzyılda Timurlenk'in oğlu Halil Sultan ve eşi Şadalmolk'un mezar yeri olduğunu düşünmektedir. Hasan Kerimiyan'ın yazdığı Reye Baastaan (Eski Ray) kitabında bir grubun bu anıtı Fahr Deylemi'ye atfettiğinden bahsedilmektedir. Mohammad Mohit Tabatabai bu yapının İbrahim Khawas'a ait olduğunu düşünmektedir ve kendisi de 1992 yılında bu kulenin yanına gömülmüştür. Toghrol Kulesi ilk olarak 1922 yılında ve Nasırüddin Şah'ın hükümdarlığının 35. yılının sonunda yenilenmiştir. Bu restorasyon Şah'ın emri ve Şansölye Emin el-Sultan ve Ebul Hasan Han Memarbaşi tarafından gerçekleştirilmiş ve binanın girişine mermer levhalar yerleştirilmiştir. Bu yeniden inşa, binayı yıkılma tehlikesinden kurtarmış, ancak eski eserlerin zarafetini ve Kufi yazıtlı türbeyi yok etmiştir. 1978 Devrimi'nden sonra bu bina, yetmişli yılların başında yeniden inşa edilene kadar terk edilmiş ve ciddi bir şekilde 1998 yılının ortalarında başlayıp 2000 yılının kışında sona ermiştir.






 
 
 

Comments


bottom of page