top of page
Ara

TEBRİZ - TAHRAN İRAN SEYAHATİ-2

  • Yazarın fotoğrafı: ÖMER SUHA TOPALAK
    ÖMER SUHA TOPALAK
  • 13 Ağu 2023
  • 21 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 8 Kas 2023


Matrakçı Nasuh'un 16. yüzyıla ait Tebriz haritası

Seyahatin 2. Günü 17.05.2023 Çarşamba TEBRİZ - TAHRAN

Öğrenim hayatımız boyunca tarih kitaplarında okuduğumuz Osmanlı Safevi İlişkileri, savaşları ve Tebriz’in fethi gibi olayları, her ne kadar savaşlar nedeniyle çok az eser ve anıt kalsa da yerinde görmek ve hissetmek çok güzel bir duygu. Osmanlı ne zamanlar buralardaymış diye araştırınca ilk kez Şah İsmail komutasındaki Safevî ordusunu Çaldıran Muharebesi'nde ağır bir yenilgiye uğratan Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı ordusunun ileri harekâtını sürdürerek 6 Eylül 1514 tarihinde Safevi Başkenti Tebriz'e girdiğini ve Tebriz’in 1732 senesine kadar 13 kere iki İmparatorluk arasında el değiştirdiğini öğrendim. [1] Tebriz, Osmanlıların elinde 1585-1603 yılları hariç, çok kısa aralıklarla ama yine de toplamda 28 yıl kalmış. Osmanlı ele geçirip devamını getirmemiş.

Tebriz Otelinde sosis, sütlü salçalı yumurta, salatalık, domates, turşu, barbunya fasulye ve hurma ezmesi ile kahvaltı ettikten sonra otelin resepsiyonun bulunduğu ana salonda sergilenen sanırım otelde kullanılmış eski hesap makineleri, telex makineleri, teypler, telefon santralı vs. çok ilginçti.

Şairler mezarlığına [2] gitmek için yola çıktık. Quri Chay kenarındaki Chaykenar Caddesinde giderken Daş Körpi’yi gördük. Şairler Mezarlığı, içinde Şehriyar [3] isimli şairin mezarının bulunduğu modern bir anıtın ve 15-20 adet şairin heykelinin bulunduğu bir meydandan oluşuyor. Burada yaklaşık 400 kadar şair zamanında gömülmüş ancak seller ve depremlerle bu mezarlar kaybolmuş.

Ben örnek olsun diye Mirza Issa Farahani [4], Khaqani Shervani [5] ve Shaikh Mohammad Khiābāni’nin [6] büstlerinin fotoğraflarını çekmişim.

Modern anıtın altına indik ve ortada Şehriyar’ın mezarının bulunduğu ve ona ait eşyaların kitapların fotoğrafların, resimlerin cam dolaplarda sergilendiği bir salona girdik. Ayrıca bu mekanın diğer odalarının duvarlarında, bu türbede gömülü olan şairlerin şiirlerinin yanı sıra kabartma resimleri, fotoğraf ve hat panoları da görülmekte. Ben Lesani Shirazi, Shapur Nishapuri, Zulfaqar Shirvani [7]’yi kayıt etmişim.

Dışarı çıkınca meydanın hemen yanında büyük bir kubbe gördüm. Rehber Armin’e buranın ne olduğunu sordum ve İmamzade Seyid Hamzeh Türbesi ve Camisi [8] olduğunu söyledi. Ben orayı da görmek isteyince Armin beni kırmadı. Böylece ilk İmamzadeyi [9] ziyaret etmiş olduk. İmamzadeyi anlamak için Oniki imamdan bahsetmek gerek. [10] İlk yapılış tarihi 8. yy. başı olan ve şu anda Safevi ve Kaçar dönemlerinin kalıntıları üzerindeki İmamzadeye güzel bir taç kapıdan ve hemen ona bağlı duran minarenin altından giriliyor. Küçük girişin kenar taş bezemeleri de çok güzel. Kapıdan çok büyük kare bir avluya giriliyor.

Biz doğru İmamzadenin olduğu yöne gittik. Girişte kadınlar ve erkekler ayrı bölümlerden giriyor. Türbenin olduğu yerin tavanları tamamen ayna ve cam taşlı büyük avizeler içeriyi aydınlatıyor.

Türbenin dış kaplaması kısmen gümüş kısmen altın renginde. Türbenin içine kağıt paralar atılmış.

İlginç olan mihrap gibi yerin üst alınlığında bir yaşlı ve bir gencin resimlerinin boyanmış olması. Malum İslam’da ibadethanelerde insan sureti resmetmek günahtır. Ayrıca mihrabın içinde manzara resimleri vardı.

İmamzade’den sonra otobüse binerek Gök Mescid’e doğru yola çıktık. Yol Quri Chay üzerinden ve şimdi araç geçmeyen Qari Korpusi [11] yanından geçti. Köprünün üstünde bir deve kervanı canlandırılmıştı. Oradan Daneshsara döner kavşağa geldik burada ortada bir havuz ve içinde ilginç bir kuş heykeli vardı. Bu daha sonraki şehirlerde göreceğim beni İran’da şaşırtan heykel bolluğunun başlangıcı idi.

Daha sonra Tebriz Yangın Kulesini, Mirza Salman Hakim Camisini, Azerbaycan Müzesini [12], girişinde şair Khaqani Shervani’nin heykeli bulunan Khaqani Parkını görüp Gök Mescid’e [13] vardık.

Dış kapıdan yine büyük bir avluya giriliyor camii ortada. Ancak depremlerde o kadar zarar görmüş ki orijinal çini kaplı dış duvarları çok az. Ancak abidevi taç kapı hasarlı da olsa büyük ölçüde kurtulmuş ve restore edilmiş. Ana girişteki bazı kuran sureleri çinilere altın yaldızla yazılmış.

İçerisi de güzel restore edilmiş. Orijinal bölümler ve yenilenen bölümler ayrı ayrı net olarak anlaşılıyor.

Caminin içinde Cihan Şah ve ailesinin ibadet etmesi için ayrı bir bölüm var. Bu bölümün tavanında az da olsa orijinal sanat şaheseri altın işlemeli koyu mavi renk (firuze) çiniler var.

Duvarları kaplayan yaklaşık iki metre boyunda en üst kısmında sülüs yazıyla Kur'an ayetlerinin işlendiği mermer levhaların orijinal örneklerinden az da olsa kalmış. Yerlerde benzer mermerlerle kaplıymış ki iki adet örnek yerde duruyordu. Bu alanda merdivenle inilen ancak içi boş iki adet mezar var ve muhtemelen eskiden Cihan Şah’ın ya da onun hanedanından birisine ait olmalı.

Otobüse binip Tebriz kalesine doğru yol alırken otobüs geri dönebilmek için Shahid Beheshti [14] Meydanı yönüne gitti. Meydanda dünyanın en büyük taş halısını ve Karimkhan Camiini gördük. Belediye otobüsleri sarı renkte ancak biraz külüstür.

Geri dönüp geldiğimiz Sa'at Meydanından ise yukarıdan bakıldığında kanatlarını açmış bir kartala benzeyen Tebriz Belediye Sarayını [15] gördük.

Yol bizi İmam Khomeini Mosalla’sının ve Tebriz Kalesinin yakınına getirdi. Önce Mosalla neymiş onu anlatalım: Cami ve İmamzadelerden başka İran devrimi sonrası cuma namazını kılmak için toplanan halka İslamla, devrimle ilgili telkinlerin ve uyarıların o şehrin en ileri gelen din adamı tarafından verildiği çok büyük camilere deniyormuş. Sadece Cuma açıldığından kapısı kapalı idi.

Onun hemen yanında Alişah Camii [16] Arg of Tebriz - yani Tebriz kalesi [17] kalıntısı var. Caminin duvarı çok yüksek olduğundan şehir savunma duvarı olarak da kullanılmış. En ilginci caminin mihrabının duvar boyunca beş ayrı bölüm olarak yukarı kadar yükselmesi. Kalenin karşı köşesinde haritalarda Fatollahov Fəthullayov’un tarihi evi yazan ama başka açıklama bulamadığım eski dış cephesi işlemeli ilginç bir ev vardı.

Tekrar otobüse dönerken uzakta tepesinde haç olan bir kule gördüm. Burası İran Evanjelik Presbiteryen Kilisesi imiş. İran’da kilise göreceğim aklıma gelmemişti. Araştırınca Tebriz’de 13 adet kilise olduğunu öğrendim. Bana ilginç geldiği için meraklısına birkaç tanesini aşağıya açıklamaya aldım. [18]

Gezimiz Cuma Camii ile devam etti. Ana giriş kapısı iki yanında minare olan oldukça yüksek bir kapıdan bahçeye giriliyor. Bahçenin sol tarafında Talebiye Mektebi - İslami İlim Okulu, sağ tarafında Cuma Camii [19], yolun devamında da Tebriz Kapalı Çarşısı [20] girişi var. Cami kapalı olduğundan bir süre açılması için ilgilinin gelmesini bekledik.

Cuma camiine 63 kolonlu camide deniyormuş. Hakikaten içi iki bölüm halinde birinci bölümde kolon yok ancak ikinci bölüm gerçek bir kolon ormanı diyebiliriz. Aydınlanma tepedeki yuvarlak açıklıklardan oluyor. Pencerelerin üst kısımları vitraylı. Tamamı vitray olan pencerelerde var ve çok hoş görünüyor. Mihrabın bulunduğu ve imamın namaz kıldırdığı yer çukur. Bütün İran'da genelde böyle imiş açıklaması da şöyleymiş: Her ne kadar en önde sensin, namaz kıldırıp insanlara dini telkinlerde bulunuyorsun da bir gün gireceğin mezarı unutma ve doğru insan ol ve doğru şeyler söyle. Akılcı bir düşünce.

Camiden çıkıp Kapalı Çarşıya girdik. Çarşının ara sokakları dar. İlk gördüklerimiz halı şeklinde dokunmuş tablolardı. Sonra baharat, zeytinyağı, kuruyemiş, kurutulmuş meyve özellikle her türlü erik, şekerlemeci, kuru bakliyat, peynir, zeytin, tereyağı, bal, çay, sabun, bıçak, kırtasiye, kuyumcu dükkanlarını gördük. Ben ceviz ve kuru erik aldım. Rehber bizi halılarda kullanılan yünlerin kök boya ile boyandığı atölyeye götürdü. Sonra Çarşıların ortalarındaki ağaçlıklı açık alanlara çıktık. Eskiden mallar develerle bu açık alanlara indirilirmiş sonra da dükkanlara sevk edilirmiş. Biz biraz daha TL‘yi İran Riyaline çevirdik. TL kuru düşmüştü. 1000 TL x 2.350: 2.350.000 Riyal aldık. En son halıcıları gezip oradan öğle yemeği yemek için Shazdeh Resturant’a gittik.

Biz Bekir’le sadece burada yiyebileceğimiz söylenen Kufteh Tabrizi yani Tebriz Köftesi ve Sarması söyledik. Fena değildi köftenin içinde patates, mercimek, kayısı, erik, üzüm ve zerdeçal vardı. Birde ben asıl İran’da ekmek yerine yenen ince tırnak pideleri çok sevdim. İçecekler ile adam başı 225.000 Riyal yani 96 TL ödedik.

Sonra otobüse dönüp Tahran’a uçmak için Tebriz Havalimanı veya tam adıyla Tebriz Shahid Madani (Şehit Medeni) Havalimanına doğru yola çıktık. Havalimanına çok yakın 16 gözlü Aji Chay Köprüsünü [21] gördük. Saat 16:45’de ilk defa bindiğim Mahan Air’in BAe 146 yani British Aerospace tarafından üretilen Birleşik Krallık yapımı jet uçağı ile 1 Saat 15 dakikada iç uçuş olduğundan Tahran Mehrabad Havalimanı’na uçtuk. Uçak dört motorlu ve kanadı gövdeye uçağın altından değil üstünden bağlanmış. Uçarken kanat üstte kaldığından aşağıyı çok daha güzel görüyorsun.

Uçaktan indikten sonra otobüse binip güneş batmadan Azadi Kulesi- Özgürlük Anıtına [22] yetiştik. İran’ın simgelerinden olan anıtı önce otobüsle çevresinde dolaşarak sonra inerek yakınına gidip ziyaret ettik. Sonra otelimiz Homa Hotel’e gidip yerleştik. Bekir’le akşam yemeği için dolaşmaya çıktık. Vanak meydanına yürüdük. Burada yine kebapçılar vardı biz farklı bir şeyler yiyelim diye aranırken otele yakın fast food dükkanını gördük. İran’da fast food yemedik demeyelim diye sipariş verdik. Ben bol etli hamburger menü, Bekir’de Tavuklu bir menü söyledi. Eti çok yiyoruz azaltalım derken gelen hamburger’in iki köftesi arasına sanırım kesilmiş döner konmuş olarak geldi. Ben böyle bir et görmedim. İkimizde ayıp olmasın, kalmasın diye zoraki yedik. Sonra otele yakın olmamıza rağmen yürüyüp yolu uzatarak hazmetmeye çalıştık. Ben 290.000 Riyal yani 123 TL ödedim. Nihayet günün yorgunluğunu odamızda attık.



Merhaba, açıklamalar için yazıdaki sayının üzerine tıklarsanız açıklamaya gelirsiniz. Açıklamadaki sayıyı tıklarsanız yazının ilgili bölümüne geri dönersiniz.


Aşağıdaki kaynaklardan yararlanılmıştır:

İran Gezi rehberi – Zafer Bozkaya

İran Yolculuğu – Sarı Otobüs-1 – Özcan Yurdalan

Golestan Palace – The Everlasting Heritage - Davood Vakilzadeh

Büyülü Bir Yolda (İran, Pakistan, Hindistan, Nepal) - Işıl Özgentürk

Anadolu'ya ve İran'a Seyahat - Josaphat Barbaro

Chardin Seyahatnamesi - İstanbul, Osmanlı , Gürcistan, Ermenistan, İran 1671 - 1673

Deylem'den Dersim'e (İran'a Seyahat) - Ali Kaya

Portekizli Seyyahlar - İran,Türkiye,Irak,Suriye ve Mısır Yollarında - Salih Özbaran

XVII.Asır Ortalarında Türkiye Üzerinden İran’ a Seyahat - J.B. Tavernier

Şemseddin Günaltay - İran Tarihi

Gene R. Garthwaite - İran Tarihi - Pers İmparatorluğundan Günümüze

Josef Wiesehöfer - Antik Pers Tarihi


AÇIKLAMALAR:


[1] Osmanlı ve Safeviler arasında Tebriz’in el değiştirmesi: Tebriz, Osmanlıların elinde 1585-1603 yılları hariç, çok kısa aralıklarla ama yine de toplamda 28 yıl kalmış. Osmanlı ele geçirip devamını getirmemiş.

1514-1534 Safeviler

1534-1535 Osmanlılar 1 yıl

1535-1548 Safeviler

1548 Osmanlılar 1 yıl

1548-1585 Safeviler

1610-1611 Osmanlılar 1 yıl

1611-1725 Safeviler

1730-1731 Safeviler

1731-1732 Osmanlılar 1 yıl

Toplam 28 yıl


[2] Şairler Mezarlığı : Maqbarat-o-shoara veya Şairler Mozolesi klasik ve çağdaş birçok şaire ait bir mezarlıktır. İran'da Tebriz'in Surkhab semtinde yer almaktadır. Tahmaseb Dolatshahi tarafından 1970'lerin ortalarında Doğu Azerbaycan Sanat ve Kültür Bakanı iken yaptırılmıştır.

Burada yatan bazı önemli şahsiyetler:

· Asadi Tusi (999–1072) - şair

· Qatran Tebrizi (1009–1072) - şair

· Anvari Abivardi (1126–1189) - şair

· Khaqani (1122–1190) - şair

· Mojireddin Bilaqani (ö. 1190) – şair

· Zahir-al-Din Faryabi (ö. 1202) - şair

· Shapur Nishapuri (ö. 1204) - şair

· Şemseddin Sojasi (ö. 1206) – şair

· Zulfaqar Shirvani (ö. 1290) – şair

· Humam-i Tebrizi (1238–1314) – şair

· Nasrollah Tabib (ö. 1339) - hattat

· Assar Tebrizi (1325–1390) - şair

· Maghrebi Tebrizi (1348–1406) - şair

· Mani Shirazi (ö. 1507) - şair

· Lesani Shirazi (ö. 1533) – şair

· Şakibi Tebrizi (ö. 1564) – şair

· Aziz Khan Mokri (ö. 1870) - ordu generali

· Seqqat ol – Eslam Tebrizi (1861–1911) - İranlı anayasal aktivist

· Taher Tebrizi (1888–1976) - hattat

· Mohammad-Hossein Shahriar (Shahriar) (1906–1988) - şair

· Mahmud Melmasi (Azarm) (1917–1991) - şair

· Aziz Dowlatabadi (Derviş) (1922–2009) - şair


[3] Seyyid Mohammad-Hossein Behjat Tabrizi (1906 - 1988), çoğunlukla Shahriar takma adıyla bilinir, hem Azerice hem de Farsça yazan önemli bir İranlı Azeri şairdi. En önemli eseri olan Haydar Babaya Selam, Azerbaycan edebiyatının zirvesi olarak kabul edilir ve Türk dünyasında büyük bir popülerlik kazanarak 30'dan fazla dile çevrilmiştir. Şehriyar, döneminin diğer pek çok şahsiyetinin aksine siyasi sorunlar ve ideolojilerle pek ilgilenmemiştir. Bununla birlikte, coşkulu milliyetçiliğiyle tanınıyordu; eserlerinde Persepolis, Zerdüşt ve Firdevsi'yi öven çok sayıda metafor vardır.


[4] Mirza Abolghasem Ghaem Magham Farahani (Farsça) veya Mirza Ebu'l Kasım Farahani Kaim Makam (1779 – 1835) 1834'ten 1835'e kadar İran Başbakanıydı. İran'ın Arak şehrinde doğdu. Babası Mirza İsa Kaim Makam Farahani, Kaçar ailesine 20 yıldan fazla hizmet etmişti. Başbakan olarak görev yapmadan önce, Muhammed Mirza'nın mahkemesinin şansölyesiydi. Daha sonra 1835'te Kaim Makam'ın halefi olacak Hac Mirza Aghasi'nin kışkırtmasıyla ihanete uğradı ve öldürüldü. Kitapları arasında Monsha'at bulunmaktadır .


[5] Afzal al-Dīn Badīl ibn ʿAlī ibn ʿOthmān, genellikle Khāqānī olarak bilinir (1120 - 1199), önemli bir Farsça şair ve nesir yazarıydı. Transkafkasya'da, Şirvan olarak bilinen tarihi bölgede doğmuş ve burada Şirvan şahlara kaside yazarı olarak hizmet etmiştir. Ünü en çok Divân'ında topladığı kasidelerine ve otobiyografik seyahatnamesi Tohfetü'l-Erâkîn'e dayanır. Daha sonra habsiyât ("hapishane şiiri") olarak bilinen türü keşfetmesiyle de dikkate değerdir.


[6] Şeyh Muhammed Khiābāni (1880-1920), bazen Khiyabani olarak da yazılır, Şeyh Muhammed Khiābāni Tebrizi olarak da bilinir, İranlı bir Şii din adamı, siyasi lider ve parlamento temsilcisiydi.Tebriz yakınlarındaki Khameneh'de bir tüccar olan Khamenehli Hacı Abdülhamid'in (babası) oğlu olarak dünyaya geldi. İran Anayasal Devrimi sırasında aktif hale geldi ve daha sonra 1918'de Osmanlılar tarafından sürgüne gönderilmesine neden olan yabancı sömürgeciliğe karşı önde gelen bir muhalifti.


[7] Zu'l Fiqar Şirvani (ölümü yaklaşık 1291) İlhanlı dönemi Fars şairidir. Divanı 9.000 mısradan oluşmaktadır. Zu'l-Fikar, Sadreddin Ali adında birinin oğlu olarak dünyaya geldi. Lorestan Atabeglerinin Fazluya kolundan Atabeg I. Yusofşah tarafından himaye edilmiştir. Zu'l-Fikar, Yusofşah'a birkaç methiye kaside ithaf etti ve ayrıca İlhanlı hükümdarı Gayhatu, (Kerman'da hüküm süren) Karahıtay emiri Celaleddin Soyurgatmesh ve (Kerman'da Soyurgatmesh'in yerine geçen) Padişah Hatun için de benzer şiirler yazdı. Mohammad Dabirsiaqi / Encyclopædia Iranica'ya göre Zu'l-Fiqar Shirvani'nin şiirleri "büyüleyici, lirik bir niteliğe" sahiptir. "Daha önemli eserleri" arasında, Khvajeh Mohammad Mastari'ye (İlhanlılar döneminin veziri) adanmış Mafatih ol-kalam va madayeh ol-keram bulunur.Bu uzun methiye çalışmasında Zu'l-Fiqar, "akrostiş biçiminde (tevsih) yazılmış, veznin (da'era) ve zehafatın (zehafat) olası her kombinasyonunu kapsayan iki açılış ayeti (matla)" kullanır. Dabirsiaqi, eserin aynı bölümdeki (iki açılış mısrası) her birkaç satırda, belirli kelimelerin farklı ölçülerle yeni beytler (abyat) oluşturmak için yan yana dizilebileceği gerçeğiyle de not edildiğini belirtir.


[8] İmāmzādeh Hamzah: İran'ın Tebriz şehrinde bulunan bir İmamzade cami kompleksidir. Camide Oniki Şîa imamı Mûsâ el-Kâzım'ın oğlu Hamza'nın mezarı bulunmaktadır. Seyyid Ebi'l-Kasım Hamza, Safevilerin şeceresinde adı geçen İmam Musa ibn Cafer el-Kazım'ın oğludur. Dolayısıyla, İmâmzâde Hamza "fiili bir atalar mezarlığı "dır. Safevi ve Kaçar hanedanlarının etkisiyle 14. yüzyıla (Hicri 8. yüzyıl) tarihlenen bu zarif türbe, bir hac merkezidir. Cami içindeki kapsamlı ayna çalışması, İran'daki İmamzadelerin çoğunda ortaktır.


[9] İmamzade : Şii İslam'da bir tür kutsal kişi ve böyle bir kişinin türbe-mezarı. İlk olarak, bir Şii İmamının yakın soyundan gelen kişi anlamına gelir. İmamzade, "evlat" veya bir imamın soyundan gelen anlamına gelir. İmamzadeler temelde İmamların soyundan gelen Seyit veya Seyidlerdir. İmamzadeler aynı zamanda seyittir, ancak tüm seyitler imamzade olarak kabul edilmez.Birçok önemli imamzade vardır. Bunlardan ikisi, sekizinci On İki İmam olan İmam Ali er-Rıdha'nın kız kardeşi Fâtıma bint Mûsâ ve Şii Müslümanlar tarafından ilk imam, Sünni Müslümanlar tarafından ise dördüncü Raşid olarak kabul edilen Ali'nin kızı Zeyneb bint Ali'dir. İmamzadeler geleneksel olarak kadın değildir.İkinci olarak, imamzade, Muhammed'le doğrudan akraba olan İmamların soyundan gelenlerin türbe-mezarları için kullanılan bir terimdir. Bu türbeler sadece İmamların soyundan gelenler içindir ve İmamların kendileri için değildir. Bu türbe-mezarlar Şii bağlılığının ve hac ziyaretlerinin merkezi olarak kullanılmaktadır. Mucizevi özelliklere ve iyileştirme yeteneğine sahip olduklarına inanılır.Birçoğu Irak, Medine, Hindistan ve İran'da bulunmaktadır. Birçok İmamzade'nin iç mekânı, parlak bir ışık gösterisi yaratmak için aynalarla kaplıdır. Birçok kişi kendilerine nispeten yakın olan imamzadeleri ziyaret etmektedir. Birçok imamzade için özel ziyarat-nameler (hac ziyaretleri) de vardır. Hatta bu ziyaretlerin bazıları her yıl yılın belli dönemlerinde gerçekleşmektedir.

İmamzade türbe-mezarları listesi :

İmamzade Hamza, Tebriz

İmamzade Hamzeh, Kashmar

İmamzade Ja'far, Borujerd

İmamzade Ja'far, Damghan

İmamzade Ja'far, İsfahan

İmamzade Saleh, Shemiran

İmamzade Sultan Mutahhar

Şah-Abdol-Azim Türbesi

Shah Cheragh

İmamzade (Gence)

İmamzade Ahmad

İmamzade Esmaeil ve Isaiah türbesi

İmamzade Haroun-e-Velayat

İmamzade Mohammad

İmamzade Seyed Morteza

İmamzade Şah Zeyd

Imamzade Hossein, Kazvin


[10] On İki İmam: İslâm Dîni'nin Şiî mezheplerinden biri olan Onikicilik itikadındaki imâm silsilesine verilen addır. Ehl-i Sünnet ve Cemaat inancında da On İki İmamlar'a saygı gösterilir. Ehl-i Beyt'ten Ali ile başlayan On İki İmamlar; Muhammed'in torunlarından Hüseyin bin Ali'nin soyundan devam eder.

On Iki Imam ve mezarlarının yerleri; 1. Şahı Merdan Ali: Necef – Irak’ta. 2. Imam Hasan: Medine - Suudi Arabistan’da 3. Imam Hüseyin: Kerbela – Irak’ta. 4. Imam Zeynel Abbidin: Medine - Suudi Arabistan’da. 5. Imam Muhammed Bakır: Medine - Suudi Arabistan’da. 6. Imam Cafer-i Sadık: Medine - Suudi Arabistan’da. 7. Imam Musa-i Kazım: Bağdat – Irak’ta. 8. Imam Ali-ül Rıza: Horasan –Iran’da. 9. Imam Muhammed Taki: Bağdat – Irak’ta. 10. Imam Ali-ül Naki: Samara – Irak’ta. 11. Imam Hasan-ül Askeri: Samara- Irak’ta ve 12. Imam Mehdi: Samarra(Irak) mağarasında sır olmuştur.


[11] Kari Köprüsü, İran'ın Tebriz şehrinde Kuri Nehri üzerinde bulunan tarihi bir taş köprüdür. Kaçar hanedanlığı döneminde inşa edilmiştir ve Tebriz Çarşısı'nı Tebriz'in kuzey bölgelerine, aralarında Sheshgelan ve Davachi'ye bağlayan Seghat-ol-eslam caddesinin bir parçasıdır. Kari Korposi, Tebriz şehrinin Thaqah al-Islam caddesinde "Mehran Rood" nehri üzerinde bulunan İran'ın en güzel taş köprülerinden ve Doğu Azerbaycan eyaletinin tarihi ve ünlü köprülerinden biridir. Köprünün yapım masrafı yaşlı bir kadın tarafından karşılandığı için köprüye "Kari Corpusi" adı verilmiştir. Türkçe'de "kari" kelimesi "yaşlı kadın", "korpi" ise "köprü" anlamına gelir.


[12] Azerbaycan Müzesi, İran'ın kuzeybatısında (Doğu Azerbaycan Eyaleti) yer alan Tebriz'deki en önemli arkeoloji ve tarih müzesidir. Nisan 1958'de kurulmuştur. Müze üç büyük salon, bir yan avlu, ofis odaları ve bir kütüphaneden oluşmaktadır. Çoğunlukla İran Azerbaycan’ındaki kazılardan çıkarılan nesneleri, ayrıca bazı sanat eserlerini ve sanatçıların heykellerini içerir. Kütüphanesinde tarih, arkeoloji, sanat ve İran kültürü hakkında el yazması ve basılı 2500'den fazla kitap bulunmaktadır. Tahran'daki İran Ulusal Müzesi dışında, Azerbaycan Müzesi İran tarihinin farklı dönemlerine ait en geniş koleksiyona sahiptir. Müzede üç galeri bulunmaktadır. İlk galeri MÖ 5. binyıldan Sasani hanedanlığına (MS 212-656) kadar en eski kalıntıları barındırmaktadır. Müzenin anıtları arasında tanrıçalar, Rhytonlar, iki iskelet (erkek ve kadın) ve Bism Allah-Taşı olarak bilinen oyulmuş bir mermer levha bulunmaktadır. İkinci galeri iki bölümden oluşuyor: biri İslam arkeolojisi, diğeri ise sikke ve mühürler için. Birinci bölüm 10. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar tarihlenen çanak çömlekleri içermektedir. Bu galerinin sikkeleri (ikinci bölüm), Ahameniş hanedanlığı ile başlayıp Kaçar hanedanlığında sona ermektedir. Sergilenen mühür ve damgalar MÖ üçüncü binyıldan İslami dönemlere kadar uzanmaktadır. Üçüncü galeride Ahad Hosseini tarafından yapılmış bazı heykeller yer almaktadır. Alçıdan yapılmış olan bu heykeller, heykeltıraşın 20. yüzyılda insanlığın kaderine ilişkin kendi imgesini temsil etmektedir. Müzenin bahçesinde bazı taş figürler, heykeller, koçlar ve yazıtlar muhafaza edilmektedir.


[13] Gök Mescid: Mavi Cami, Tebriz, İran'da bulunan tarihi bir camidir. Cami ve diğer bazı kamu binaları 1465 yılında Kara Koyunlu hükümdarı Cihan Şah'ın emriyle inşa edilmiştir. Cihan Şah'ın eşi Hatun Can Begüm (ölümü 1469) caminin inşası için vakıf kurmuştur. Ancak sadece birkaç yıl sonra Cihan Şah ve Kara Koyunluları, Ak Koyunlu Uzun Hasan tarafından devrilmiş ve Tebriz alınmıştır. Türbe hiçbir zaman tamamlanmamış olsa da, Safeviler Tebriz'in kontrolünü ele geçirip burayı başkent yaptıklarında, 16. yüzyılın ilk yarısında cami olarak yeni yöneticilere hizmet etmiştir. 1514 yılında, Safevilerin kesin sonuç veren Çaldıran Savaşı'nda yenilmesinin ardından, Osmanlılar Gök Mescid de dahil olmak üzere Tebriz'i işgal etmiş ve yağmalamıştır. Cami 1780 yılındaki bir depremde ağır hasar görmüş, geriye sadece eyvan (giriş holü) kalmıştır.1973 yılında İran Kültür Bakanlığı'nın gözetiminde Rıza Memaran Benam tarafından yeniden inşasına başlanmıştır.


[14] Mohammad Hosseini Beheshti (1928 - 1981) İranlı bir hukukçu, filozof, din adamı ve Devrim'den sonra İran'ın siyasi hiyerarşisinde ikinci kişi olarak bilinen bir siyasetçiydi. Beheşti, İran'ın devrim sonrası anayasasının ve İslam cumhuriyetinin idari yapısının başlıca mimarı olarak kabul edilmektedir. Beheşti'nin ayrıca eski cumhurbaşkanları Hasan Ruhani ve Muhammed Hatemi, Ali Ekber Velayeti, Muhammed Cevad Laricani, Ali Fellahiyan ve Mostafa Pourmohammadi gibi İslam Cumhuriyeti'nin önde gelen siyasetçilerini seçtiği ve eğittiği bilinmektedir. Beheşti ayrıca İslam Cumhuriyeti Partisi Genel Sekreteri olarak görev yapmış ve İran yargı sisteminin başında bulunmuştur. Ayrıca İslam Devrimi Konseyi ve Uzmanlar Meclisi Başkanlığı görevlerinde de bulunmuştur. Felsefe alanında doktora yapan Beheşti, İngilizce, Almanca ve Arapça biliyordu. 28 Haziran 1981'de İran Halkın Mücahitleri (MEK) tarafından düzenlenen Hafte tır bombalı saldırısında, aralarında 4 kabine bakanı ve 23 milletvekilinin de bulunduğu 70'ten fazla İslam Cumhuriyeti Partisi üyesiyle birlikte öldürüldü. İran hükümeti, olaya karışan MEK ajanı olarak Muhammed Rıza Kolahi'yi suçladı. Ölümünün ardından Ayetullah Humeyni, Beheşti'den "bizim için bir millet gibi olan" bir kişi olarak bahsetti.


[15] Tebriz Belediye Sarayı olarak da bilinen Sa'at Kulesi, Tebriz'de belediye binası ve İran'ın Doğu Azarbeycan Eyaleti, Tebriz belediye yönetiminin ana ofisi olarak kullanılan binadır. Saat kulesi ya da kısaca Saat, bir salon, saatli bir kule ve binanın güneybatı tarafında küçük bir bahçeye sahip bir binadır. Bahçenin ortasında fıskiyeli dairesel bir havuz yer almaktadır. Belediye binası mimar Avedis Ohanjanian tarafından tasarlanmış ve 1934 yılında Tebriz Belediyesi merkez ofisi ve belediye binası olarak inşa edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı'ndan önce Azerbaycan Demokrat Partisi tarafından Hükümet Ofisi olarak kullanılmış ve kabine toplantıları ana salonunda yapılmıştır. İran birlikleri 1947'de Tebriz'in kontrolünü yeniden ele geçirdiğinde, bina yeniden Tebriz Belediyesi merkez ofisi olarak kullanılmaya başlandı ve bu işlev 2000'li yılların başına kadar belediye müzesi olarak kullanılmaya devam etti. 1980'lerde asansör yerleştirme girişimi sırasında Saat'in avlularından biri zarar görmüştür. Saat kulesinin tepesindeki kubbe, 2008 yılında orijinal gümüş renkli kubbe yerine haki renkli yeni bir fiber cam ile yeniden inşa edilmiştir. Binanın bir kısmı 2007 yılından bu yana Belediye Müzesi'ne ev sahipliği yapmaktadır. Bu bina yaklaşık 9.600 metrekarelik bir alana ve üç kat üzerine inşa edilmiş 6.500 metrekarelik bir altyapıya sahiptir. Tebriz Belediye Sarayı, 30,5 metre yüksekliğinde dört sayfalık bir saat kulesine sahiptir ve çanlarının ritmik rezonansı ile her saat Tebriz halkının kulaklarına zamanın geçişini getirir. Binanın dışı taştan oyulmuştur ve binanın planı, İkinci Dünya Savaşı'ndan önce Almanya'daki binaların örneğine karşılık gelen uçan bir kartal tasarımına benzer. Son yıllarda binanın bazı bölümleri Tebriz Belediye Müzesi olarak yeniden düzenlenmiştir. Müzede Tebriz'in tarihi haritaları, Tebriz'deki yeni kuruluşların ve büyük inşaat çalışmalarının fotoğrafları ve Tebriz'in altın anahtarı bulunmaktadır. Ayrıca, ilk film projektörü, ilk taksi arabaları ve itfaiye araçları da dahil olmak üzere şehirde kullanılan bazı eski araçlar, ekipmanlar ve makineler de bulunmaktadır. Müzenin ana salonunda Tebriz Belediyesi'nin Tebriz kilimleri koleksiyonu yer almaktadır.


[16] Alişah Camii (Tebriz Kalesi) : Tebriz'in eski meydanının merkezinde yer alan Alişah Camii'nin yapımına Hicri 711 yılında başlanmıştır. Bu büyük caminin kurucusu Tacuddin Alişah Cilani, Moğol İlhanlığı'nın İranlı bakanlarından biriydi. Alişah Camii'nin batısında bir okul ve doğusunda bir avlu vardı. Caminin en ünlü kısmı sundurma ve 30 metreden fazla açıklığı ile dünyada benzersiz olan devasa güney sırtıdır, tüm cami kompleksinin sadece bir kısmı kalmıştır. Caminin mimarisiyle ilgili süslemelerde, yapının genel yapısında olduğu gibi, uygulamada azami abartı kullanılmıştır. Bunlar arasında mihrabın yan tarafındaki bakır sütunlar ve iç cephenin altın ve gümüş süslemeleri ile mihrap çerçevesinin boyanması, caminin etrafındaki kemerlerin yüksek mermer sütunları, cami gövdesinin devasa dekoratif plaka taşları, sıva ve çizgisel yazıları, mermer fayanslar ve avlu sayılabilir. Tacüddin Alişah'ın 724 yılında ölümüyle birlikte bu caminin inşasına son verilmiş ve muhtemelen bazı kısımları yarım bırakılmıştır. Savaşlar, depremler ve diğer yıkıcı faktörler halkın camiyi onarmasını ve yeniden inşa etmesini durduramadı ve bu cami Safevi dönemine kadar her zaman kullanıldı. Geçtiğimiz birkaç yüzyılda, cami sundurmasının kalıntıları Tebriz hükümet kalesinin en güçlü parçası olarak kullanıldı ve bunun için "kale" adı kullanıldı.


[17] Arg of Tabriz : (Arg Alishah ve Masjid Ali-Shāh olarak da bilinir), Tebriz, İran şehir merkezindeki büyük bir akropol tahkimatının ve şehir duvarının kalıntılarıdır. Yapısı, yeni inşa edilen yüksek binalar tarafından engellenmediği takdirde, Tebriz şehir merkezinde uzak mesafelerden görülebilir. Yapı başlangıçta büyük tonozlu bir cami, bitişik ibadet salonları ve kütüphaneler, büyük bir yansıtma havuzu içeren geniş bir avlu ve bir türbe içeren ve hepsi bir duvarla çevrili bir bileşikti. İlhanlılar döneminde 14. yüzyılda inşa edilmiştir. Binanın gurur kaynağı, tonozlu ayvanının Hüsrev/Kisra'nın ünlü tarihi tonozu olan Ctesiphon/Mada'in'deki Taq Kisra'dan daha büyük olmasıydı. Ancak şehrin valisinin ani ölümü ve böylesine büyük bir kompleks için sütunsuz, çatılı bir bina inşa etmenin getirdiği bazı inşaat zorlukları nedeniyle mozole yapısı tamamlanamamıştır. 19. yüzyılda İran ve Rusya arasındaki gerilimin artmasıyla yapı hızla şehrin kalesine dönüşmüş ve orijinal yapıya kışla ve top dökümhanesi gibi ek askeri tesisler eklenmiştir. Yirminci yüzyılda askeri tesisler orijinal yapıdan çıkarılmış ve çevresi bir parka dönüştürülmüştür. Yirminci yüzyılın sonlarında kalenin yanına büyük bir cami inşa edilmiştir.

Orijinal inşaat 1318 ile 1339 yılları arasında, İlhanlılar döneminde yapılmıştır. İnşaat sırasında ana beşik tonoz çökmüş ve daha sonra inşaat durdurulmuştur. 1641'de meydana gelen bir deprem anıta ciddi hasar vermiş ve yıkmıştır. Yüzyıllar sonra, 1804-1813 Rus-İran Savaşı ve 1826-1828 Rus-İran Savaşı'nın patlak vermesi arasında, yerleşke hızla askeri bir yerleşke olarak yeniden inşa edilmiştir. Arg yerleşkesinin yeniden inşası sırasında, İran Ordusu için top üretimi yapan bir döküm fabrikasının yanı sıra bir askeri karargâh, askerler için bir kışla ve küçük bir saray inşa edilmiştir. Rus asıllı Kaçar İranlı general Samson Makintsev (daha çok Samson Han olarak bilinir), Gürcistan Prensi Aleksandre'nin kızı olan eşiyle birlikte yıllarca kalenin içinde yaşamıştır.

Rusların 1911'de Tebriz'i işgali sırasında, Ruslar ilk saldırılarında Arg'ı bombaladılar. Şehri ele geçirdikten sonra Arg'ı merkezi bir komuta merkezi olarak kullandılar. İşgalleri sırasında, dikkatsiz kullanım nedeniyle, kullandıkları toplar Arg'ın bazı kısımlarını ateşe verdi.

Pehlevi döneminde, 19. yüzyılda Kaçar Hanedanlığı döneminde inşa edildiği tahmin edilen Arg'ın bazı bölümleri yıkılmıştır. Bu süreçte, eski İlhanlı ve Safevi kalıntılarının çoğu da farkında olmadan yok edilmiş ve geriye sadece Mihrap'ın bulunduğu arka duvarın küçük bir bölümü sağlam kalmıştır. Bu yıkımın amacı, sadece orijinal Arg yapısını geride bırakmak ve onu daha sonraki eklemelerden ve inşaatlardan arındırmaktı. Bu süreçte orijinal yapının büyük bir kısmı son halini almıştır. Arg'ın güney kısmı 1979'daki İran devriminden önce bir parka, "Mellat Bahçesi "ne (halk parkı) dönüştürülmüştür.

1980'lerin başında, Müslüman Halk Cumhuriyeti Partisi taraftarlarının din ve devleti birbirine karıştıran ve Azerbaycanlı azınlıkları ihmal eden yeni düzene karşı ayaklanmasının bastırılmasından sonra, Müslüman Malakuti Tebrizli Cuma'yı yeni imam olarak seçti. Cuma, Tebriz'deki görev süresi boyunca Ark'ın Kaçar dönemi ek duvarını, kültürel enstitülerini ve Ark tiyatrosunu yıkmaya başladı ve bunların yerine Cuma namazları için yeni bir cami inşa etti. Bazı insanlar yerel mirasın bu şekilde yok edilmesinin yerel Azeri kimliğinin sistematik bir şekilde yok edilmesi olduğuna inanmaktadır.

1990'lı ve 2000'li yıllarda, İran Kültürel Miraslar Örgütü tarafından bir rehabilitasyon ve yenileme projesi yürütülmüştür. Ancak bu rehabilitasyon sırasında Arg kalesinden geriye kalan tüm Kaçar dönemi yapıları tahrip edilmiştir. Aynı dönemde Arg kalesinin yanına yeni bir büyük cami inşa edilmiştir. Yeni caminin üst yapısı Arg kalesinin mimarisine zarar vermiştir.İran Kültürel Miraslar Örgütü'nün düzenlemelerine ve birkaç mahkeme duruşmasına rağmen yeni yapının inşaatı tamamlanmıştır.

Bu eylem, orijinal Arg'ın yeraltında hala var olan ve Pehlevi döneminin sonunda yeniden inşa girişimi için kullanılacak olan eski temellerini tamamen yok etti. Böylece yeni İslami rejim, Arg'ın kalan temellerini de ortadan kaldırarak metodik bir yeniden inşa şansını ortadan kaldırdı. İronik bir şekilde bu, İran'ın bu birincil İslami arkeolojik alanından birkaç düzine metre daha uzağa inşa edilebilecek ve yıkımını önleyebilecek yeni bir cami inşa etmek için yapıldı. Bu arada, antik caminin ana ibadet salonu, Kuran'ın bir caminin izleri kaldığı sürece kutsal ve dokunulmaz olduğunu kabul eden fermanını doğrudan ihlal ederek bir otoparka dönüştürüldü. Yeni otoparkın, 700 yıllık ulu caminin ana ibadet salonunun kalıntılarından başka bir şey üzerinde oluşturulmadığı görsel olarak açıktır.


İran Evanjelik Presbiteryen Kilisesi 1834 yılında Amerikalı Presbiteryen ve Cemaat misyonerlerinin ortak çabasıyla kurulmuştur. İlk olarak Süryanileri müjdelediler ve daha sonra İran'ın kuzeybatısında, Rezaieh adlı bölgede çalıştılar. Misyonerler eski kiliseleri yeniden canlandırmak istediler, ancak Protestanlığa geçen üyeleri eski mezheplerini terk etmek zorunda kaldılar. Çeşitli Protestan kiliseleri kuruldu. 1862 yılında ilk presbiteryum örgütlendi ve daha sonra başka presbiteryumlar da kuruldu. Bu arada, Presbiteryen misyonerlerin hizmeti Hıristiyan Ermeni, Müslüman, Musevi ve Zerdüşt kökenli cemaatlerin oluşmasına yol açtı. 1934 yılında İran'daki Evanjelik Kilisesi Sinodu kuruldu. 1963 yılında bugünkü adını almıştır. Ortak dil Farsçadır, Ermenice ve Süryanice de kullanılmaktadır. 1.500 üyesi ve 7 cemaati vardır. Dünya Reform Kiliseleri Komünyonu'nun bir üyesidir.

Katolik Kilisesi (Mighty Ezra) İran'ın Katolik Hristiyan cemaatine aittir. Kilise 1912 yılında inşa edilmiştir ve Tebriz'in Mearmear bölgesinde yer almaktadır. Tuğla bir cephe ile inşa edilen kilise, 30 metre yüksekliğinde ve 15 metre genişliğindedir ve çan kulesi küçük bir balkonda yer almaktadır.

Aziz Meryem Kilisesi, Kutsal Meryem Ana Kilisesi veya Surp Mariam Asdvadzadzin Kilisesi : İran'ın Doğu Azerbaycan Eyaleti'nin Tebriz kentinde 1785 yılında tamamlanmış bir Ermeni Apostolik kilisesidir. Tebriz'deki en büyük ve en eski Hristiyan kilisesidir ve Tebriz Ermeni toplumu tarafından düzenlenen Ermeni ulusal ve dini törenleri için önemli bir merkezdir. Bu alanda MS 12. yüzyılda (MS 6. yüzyıl) daha eski bir kilise inşa edilmiştir. MS 1275 civarında Tebriz'den geçen Marco Polo, seyahatnamesinde Çin'e giderken bu kiliseden bahseder. Bu kilisedeki en eski mezar taşı MS 16. yüzyıla aittir. Kilise, dekoruna, kemer tipine ve mimari özelliklerine göre MS 13. yüzyıla (MS 7. yüzyıl) ve İran'daki Moğol İlhan dönemine atfedilebilecek bir taş menteşeye sahiptir. Bir yazıta göre, kilise - ve tüm şehir - MS 1780'de feci bir depremde yıkılmış ve mevcut bina 1782'den 1785'e kadar Safevi tarzında kalıntıları üzerine inşa edilmiştir. Kilise 16 metre uzunluğunda ve 14 metre genişliğindedir. Kilisenin ortasında dört kare sütun üzerinde duran çan kulesi, sütunlar arasında İncil'e ait resimlerin bulunduğu dört kemere sahiptir.Kilisenin mabedi Ermeni mimarisi tarzında inşa edilmiş olup, bazı kısımları MS 12. yüzyıla kadar tarihlendirilebilir. Kilisenin tabanı kireç taşından yapılmıştır. Duvarlar ve sütunlar taş ve tuğladan, tonoz ise tuğladandır.

Aziz Sarkis Kilisesi (Surp Sarkis Yekeghetsi), İran'ın Tebriz kentinin Baron Avak mahallesinde bulunan bir Ermeni Apostolik kilisesidir. Surp Sarkis, Petrosyan ailesinin finansmanıyla inşa edilmiştir. 1845 yılında inşa edilen kilise, Sahakyan Okulu'nu eklemek için genişletilen Tamarian Ermeni okul binasının avlusundadır. Haykazyan okulu bunların karşısında yer alıyordu, ancak İran-Irak savaşında hasar gördükten sonra kapatıldı.

Shoghakat Kilisesi veya Shoghagat Kilisesi (T'avrizhi Surb Shoghakat yekeghets') İran'ın Doğu Azerbaycan Eyaleti'nin Tebriz kentinde 1940 yılında tamamlanmış bir Ermeni Apostolik kilisesidir. Aziz Shoghakat Kilisesi, Charm Caddesi, Meşrutiyet Bulvarı ve Bolvar-e-Mollasadra ile çevrili Tebriz Ermeni mezarlığında, Charm Caddesi'nde, Tebriz İslam Sanatları Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nin karşısında, eski Khosravi Deri Fabrikası'nda, Güney Şeriati'nin (Güney Şehnaz) güney ucundan çok uzak olmayan bir yerde yer almaktadır. Eskiden Tebriz'in Ermeni Hıristiyanları ölülerini Maralan'daki Mariam-Nanna Kilisesi'nin yakınındaki mezarlığa gömerlerdi. Tebriz'in yeni Ermeni mezarlığının arazisi 1850'lerde Sahak Satunyan'ın piskopos olduğu dönemde Tebriz Piskoposluğu tarafından satın alındı. Ancak kilise ancak 20. yüzyılda inşa edilmiştir. Surp Şoğakat Kilisesi'nin inşası, annesinin adı Şoğakat olan deri imalat müdürü Simon Manocherian tarafından finanse edilmiş ve 1940 yılında tamamlanmıştır. Kilisenin adı, Ermenistan'da 6. yüzyılda inşa edilen ünlü orijinal Eçmiadzin Shoghakat Kilisesi'nin bulunduğu yerde MS 301 civarında pagan Ermeni Kralı Trdat tarafından şehit edilen 38 Ermeni rahibenin üzerine cennetten inen bir ışık ışınına atıfta bulunmaktadır. Cennetin Işığını gören Trdat Hıristiyanlığı kabul etti ve Ermenistan ilk Hıristiyan ülke oldu. Kilisenin şekli dikdörtgen olup, ortada kubbeyi taşıyan dört kare sütun yer alır ve iç mekânı her iki yanda iki nefe ve ortada daha geniş bir ana nefe böler. Binanın girişi, doğudaki kutsal alana bakan batı tarafındadır. Kilisenin dış taş cepheleri kuzey, güney ve batı taraflarında yarım daire ve oval kemerlerle çerçevelenmiştir.


[19] Tebriz Cuma Camii : Tebriz kent merkezinde, Mutahhari caddesi üzerindeki yapı Tebriz Meşrutiyet Binası ve Tebriz Çarşısı'nın karşısındadır. Aslen Tebriz Çarşısı'nın müştemilatı ve ona bağlı bir cami olarak düşünülebilir. Cami içindeki tuğlalı duvar ve sütun işlemeleri Büyük Selçuklu devrinde yapılmıştır. Tebriz Cuma (Jame) Camii, Tebriz şehrinin tarihi eserlerinden biridir. Tarih kitaplarında "Jamei Kabiri" olarak da geçen bu cami, kuruluşundan itibaren Tebriz'in ulu camisi olmuş ve çevresinde Tebriz çarşısı oluşmuştur. Tebriz Jame Camii Selçuklu dönemine ait Kaçar dönemine ait olup Tebriz , Shahid Motahari caddesinde yer almaktadır. En eski kısmı, Ruadian döneminden (Selçuklu dönemine benzer) zarif ve sanatsal sıvalarla süslenmiş sekizgen tuğla sütunların üzerindeki tonoz ve kubbelerden oluşan geniş bir neftir. Jame Camii Babür İlhanlılar döneminde fark edilerek onarılmış ve bazı kısımlar eklenmiştir. Yüksek sıvalı sunak o döneme ait bir kalıntıdır. Azerbaycan'da Ak Koyunlu hükümdarlığı döneminde, kuzey kısmına Uzun Hasan'ın eşi "Selçuklu Şahı Begüm " tarafından mozaik çinilerle süslenmiş, temelleri ve köşeleri ayakta olan yüksek bir kubbe yaptırılmıştır. H. 1193 depreminde Tebriz'in birçok binası hasar gördüğünde, bu cami hasardan muaf değildi. Kaçar idaresinin başlangıcındaki depremden sonra o zamanki Tebriz hükümdarı "Hosseinkali Khan Danbali" tarafından sağlam temelleri ile kemer ve pınar örtüsü ile yaptırılan mevcut cami, Kaçar döneminin önemli eserlerinden biridir. Juma Camii olarak da bilinen Tebriz Jame Camii, Tebriz Çarşısı'nın sonunda ve Talebiye Mektebi avlusunun güneyinde, Hüccetül İslam Camii ile Mirza İsmail Khale Oğlu Camii arasında yer alır ve en eski tarihi yapılardan biri olarak kabul edilir. Bu şehrin yapım tarihi ve ilk kurucusunun adı bilinmemekle birlikte İslam'ın ilk camilerinden biri olduğu düşünülmektedir. Diğerleri eski binayı Selçuklu dönemine bağlar. Tebriz'deki Cuma Camii eskiden tek revaklı iken sonradan iki reviğe dönüştürülmüştür ve Firozabad'ın seçkin sarayının yapım tekniği esas alınarak İran camileri olarak bilinen camiler arasındadır.


[20] Tebriz çarşısı : İran'ın ve dünyanın en büyük eski kapalı çarşısıdır. Bu çarşı yaklaşık bir km2 bir alana sahiptir. Önceleri Tebriz şehrinin İpek Yolu'nun kavşağında olması ve çeşitli Asya , Afrika ve Avrupa ülkelerinden her gün binlerce kervanın geçişinden dolayı bu şehir ve pazarı çok müreffeh olmuştur. Bu çarşı yaklaşık 3 asır önce ve MS 1193 yılında Tebriz'in tarihi depreminden sonra dönemin Tebriz hükümdarı Najafaqli Khan Danbali tarafından yeniden inşa edilmiştir. İbn Battuta, Marco Polo, Jackson, Olyai Chalabi, Yaqut Hamavi, Gaspar Droville, Alexis Soktikoff, Jean Chardin, Eugene Flanden, John Cartwright, Jamli Cardi, Clavijo, Robert Grant Watson, Hamdallah Mostofi Moghdisi gibi birçok turist ve dünya gezgini Tebriz pazarının refahını ve ihtişamını övmüştür. Bu çarşıda yaklaşık 5.500 tezgah, dükkân ve mağaza, 40 çeşit iş yeri, 35 ev, 25 Halıcı , 30 cami , 20 sıra ve çarşı, 11 koridor, 5 hamam bulunmaktadır. Bölümleri:

1. Aynacılar Çarşısı (Eski Pazar Sırası)

2. Emir Çarşısı

3. Posht Amir Çarşısı (Beğlerbigi)

4. Pamuk pazarı

5. Tütün pazarı

6. Çerukçiler pazarı (Qizbasti)

7. Büyük bit pazarı

8. Küçük bit pazarı

9. Doschiller pazarı (tuz satıcıları)

10. Renkli pazar

11. Sarajian Çarşısı (çanta satıcıları)

12. Sarmagora Çarşısı (Kafashan)

13. Prens Çarşısı

14. Shatraban pazarı (Dohchi)

15. Şeker Çarşısı (Eski Çarşı)

16. Cam pazarı

17. Sadeghieh çarşısı (eski çarşı sırası)

18. İkinci el pazarı (Çerukçi)

19. Safi pazarı

20. Abachi pazarı

21. Halı pazarı (Jafarieh)

22. Şekerciler pazarı

23. Kaççılar pazarı (Çerukçi)

24. Ayakkabıcı pazarı

25. Şapka satıcıları pazarı (Borakchi)

26. Ulu Cami Çarşısı

27. Meşhed Kanbar Çarşısı (Qizbasti)

28. Mirza Abolhasan pazarı (kağıt satıcıları)

29. Mirza İsmail pazarı

30. Meyve ve sebze pazarı

31. Marangoz Çarşısı (Emir Çarşısı Arkası)

32. Yemen Dozan pazarı

33. Tabakhane çarşısı

34. Bazarche Dodari (kürtaj satıcıları)

35. Şatraban pazarı

36. Mesgaran Çarşısı



[21] Aji Chay Köprüsü, Tebriz'in kuzeybatısında Aji Chay nehri üzerinde yer alan tarihi bir köprüdür. Bu köprü Tebriz'i İran Azerbaycanı'nın kuzeybatı bölgelerine bağlamak için kullanılıyordu ve ülkenin geri kalanını Türkiye ve Rusya'ya bağlayan güzergahın önemli bir unsuruydu. Bu işleviyle İpek yolunun Doğu ve Batı kısımlarını birbirine bağlayan önemli bir unsurdu. Köprü, tarih boyunca doğal afetler ya da bölgede yaşanan savaşlar nedeniyle birçok kez restore edilmiş ve hasar görmüştür. Köprünün son büyük yeniden inşası 19. yüzyılda Abbas Mirza'nın valiliği sırasında mimar Hadj-Seyed-Hossein Tajer tarafından gerçekleştirilmiştir. Köprü, toplam uzunluğu 105 metre ve genişliği 5 metre olan 16 açıklıktan oluşmaktadır. Birkaç kez restorasyon ve yeniden inşa edilmesi nedeniyle köprü tek tip bir mimariye sahip değildir. 16 açıklıktan üçü yarım daire şeklindeyken geri kalan açıklıklar zig zag şeklindedir. Geçen yüzyılın ikinci yarısında eski köprünün yanına yeni bir köprü inşa edilmiş ve trafik yeni köprüye aktarılmıştır. Eski köprü sadece yaya ziyaretçilere açıktır.


[22] Eskiden Şahyad Kulesi ( Borj-e Šahyād; "Şah'ın Anıt Kulesi") olarak bilinen Azadi Kulesi (Borj-e Āzādi; "Özgürlük Kulesi"), Tahran, İran'daki Azadi Meydanı'nda bulunan bir anıttır. Tahran'ın simge yapılarından biridir, şehrin batı girişini işaret eder ve bir yeraltı müzesini de içeren Azadi Kültür Kompleksi'nin bir parçasıdır. Kule yaklaşık 45 m. yüksekliğindedir ve tamamen kesme mermerle kaplanmıştır. İran'ın son Şahı Muhammed Rıza Pehlevi tarafından Pers İmparatorluğu'nun 2.500. yıl kutlamaları münasebetiyle yaptırılmış ve 1971 yılında tamamlanmıştır. Aynı zamanda ülkenin sıfırıncı km. olarak da hizmet vermektedir. Bir yarışmayı kazandıktan sonra mimar Hossein Amanat kuleyi tasarlamakla görevlendirildi. Fikirleri klasik ve post-klasik İran mimarisine, Beyaz Devrim'in ardından 1960'larda sanat üzerindeki popüler etkilere dayanıyordu. İran'ın artan zenginliği modernleşme programlarını tetikledi ve sanat endüstrisini rönesans benzeri bir döneme soktu.












 
 
 

Comments


bottom of page