top of page
Ara

ŞİLİ-SANTİAGO-ARJANTİN-BUENOS AİRES GÜNEY AMERİKA SEYAHATİ - 11

  • Yazarın fotoğrafı: ÖMER SUHA TOPALAK
    ÖMER SUHA TOPALAK
  • 27 Haz 2023
  • 21 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 Kas 2023




Seyahatin 11.Günü 29.01.2023 Pazar ŞİLİ-SANTİAGO-ARJANTİN-BUENOS AİRES

Bugün Arjantin Buenos Aires’e uçacağız. Uçağımız 13:00’de o nedenle rahat bir kahvaltıdan sonra Şili'nin başkenti Santiago'yu son kez otobüs ile gezerek havalimanına doğru yola koyulduk. Yine Libertador Bernardo O'higgins Caddesi boyunca devam edip İngiliz özel kulüplerine benzer şekilde 1864'te muhafazakar grupların sosyal ve politik toplantılar için buluşma yeri olarak kurulan Union Club’u, Telekominikasyon Kulesini, Hotel Diego de Almagro Santiago’yu RedSalud Alameda Tıp ve Diş Merkezi’ni, 19. yüzyılda ülkenin zengin işadamlarından "Los Bronces" bakır madeninin sahibi olan Nazario Elguín Leiva (1815-1889) için inşa edilen İtalyan Rönesansı, Gotik ve Bizans gibi mimari tarzlarını harmanlayan eklektik mimariye sahip Elguin Sarayını, Ferretería O'Higgins – Büyük Nalburiye Mağazasını, kırmızı körüklü belediye otobüslerini, Santiago Merkez Tren İstasyonunu, Planetario Chile -Şili Planetaryumu, Best Western Estacíon Central Otelini, Santiago Üniversitesi Mimarlık Fakültesini görüp Şili Santiago Arturo Merino Benítez International Airport (SCL)’a ulaştık. Peru’da az oldu diye Şili’de 50 Usd bozdurmuştum. Ancak 20 Usd karşılığı peso harcayabildim geri kalan Şili pezolarını havalimanında geri verdim ancak 9 Usd gitti geriye 21 Usd alabildim. Görüldüğü gibi fazla para bozdurmak zararlı oluyor. Yine Sky Airlines ile Arjantin Buenos Aires’e gidecektik. Ama ben uçağa binince uyumuşum o arada uçak kalkmayıp tekrar aprona yanaşmış ve teknisyen için kapıyı açmışlar. Arkadaşlarda hadi Arjantin’e geldik diye beni işlettiler, bende ne zaman uçtuk? acayip uyumuşum! neden inmiyoruz? diye saf saf soruyordum ki durumu anladım. Arjantin yolculuğuna gülerek başladık.

Uçağın arızası düzeltildikten sonra 2 saat uçarak Arjantin - Buenos Aires- Ministro Pistarini Uluslararası Havaalanı’na indik. Havaalanı, adını 1945'te projenin temel taşını atan Juan Peron’un [1] başkanlığı sırasında Bayındırlık Bakanı olan Juan Pistarini'den [2] almış. Arjantin Türkiye’den 3,5 kat büyük topraklara sahip 2.791.810 km² ancak nüfusu bizim yarımız kadar 47,5 milyon ve nüfusun %97’sini Avrupa kökenli insanlar oluşturuyor. Arjantin bayrağı, üç yatay şeritten oluşuyor. Üst ve alttaki şeritler gök mavi, ortadaki şerit ise beyaz renkte. Beyaz şeritte Mayıs Güneşi diye adlandırılan ulusal amblem yer alıyor. Bayrak, Arjantin Bağımsızlık Savaşı sırasında Manuel Belgrano [3] tarafından oluşturulmuş. Söylenene göre savaş esnasında mavi gökyüzü üzerinde beyaz bulutlar ve parlak bir Mayıs güneşi gökyüzünde belirmiş. Biz orada iken resmi kurlar 1 Arjantin Pesosu = 0,099 TL ve 0,0046 Usd idi. Ancak burada karaborsada çok daha fazlasına doları bozdurmak mümkün. 30 Usd bozdurdum normalde 6.540 Peso alacakken 11.070 Peso aldım.

Havalimanını Buenos Aires'e bağlayan Pablo Riccheri [4] otobanının üzerinde yerleşim yerleri ve apartmanlar dışında, çevresindeki kuleler nedeniyle uzaktan camiye benzettiğim Templo de La Iglesia de Jesucristo de los Santos de los Últimos Días - İsa Mesih'in Son Gün Azizleri Kilisesi Tapınağını gördük. Adını Arjantin Bağımsızlık savaşının başladığı 25 Mayıs 1810 Devrimi'nden alan 25 Mayıs caddesinden sonra, Buenos Aires’in en büyük bulvarı olan ve adını Arjantin'in Bağımsızlık Günü olan 9 Temmuz 1816 tarihinden alan 9 Temmuz Bulvarı’na geldik. Yol üzerinde UADE Özel Üniversitesini, üzerinde Evita - Eva Peron’un [5] metalden resminin olduğu Ulusal Sosyal Kalkınma Bakanlığı ve Ulusal Sağlık Bakanlığını, Plaza de la República-Cumhuriyet Meydanını ve 1936 yılının Mayıs ayında, kentin kuruluşunun 400. yıldönümü anısına inşa edilen 67 m. yüksekliğindeki beyaz Buenos Aires Dikilitaşını, 1945’de projesi yapıldığında o yıllarda Nazi mimarisiyle yakından ilişkili olan Greko-Romen tapınaklarından etkilenen neoklasik bir cepheye sahip Facultad de Derecho (UBA)- Hukuk Fakültesini gördük.

Biz buraya fakültenin hemen yanında olan Plaza de las Naciones Unidas - Birleşmiş Milletler Meydanı Parkı’nda bulunan Floralis Genérica’yı yani metal çiçeği görmeye geldik. Tamamen çelik ve alüminyumdan, Arjantinli mimar Eduardo Catalano tarafından 2002 yılında yapılan 6 taç yapraklı göğe bakan bir çiçek heykeli. 23 metre yüksekliğinde ve 18 ton ağırlığında olan heykelin 3,5 tonluk taç yaprakları gündüz açılıp gece kapanabilmekte. Bir yansıma havuzunun üstünde bulunan heykelin ismi ile ilgili mimarı Eduardo Catalano'nun açıklaması şöyle: “Floralis "bitki örtüsüne ve dolayısıyla çiçeklere ait" anlamına gelir ve Genérica "cinsiyet" kavramından gelir ve dünyadaki tüm çiçekleri temsil eder. “ Bizde burada çimlere yayıldık epey fotoğraf çektirdik. Buenos Aires’li bazı hanımlar az bir güneş olmasına rağmen mayolarını ve şezlonglarını alıp güneşlenmeye gelmiş.

Sonradan incelediğimde gördüm ki bütün çevredeki parklar ve yollar muhtelif heykellerle doluymuş. Benim otobüsten Palermo ilçesindeki Parque Tres de Febrero - 3 Şubat Parkına giderken yakalayabildiklerim şunlardı: Monumento a Urquiza –Urquiza Anıtı [6], Arjantin, ABD’den sonra dünyada en çok Sırp ve Karadağlı ailenin yaşadığı ikinci ülke olduğundan 2016 yılında açılan Plaza República de Serbia olarak adlandırılan yeşil alanın ortasındaki Neptün Çeşmesi, Libertador, Dorrego ve Bullrich tren köprülerinin altından geçip solda Avıyla Birlikte Aslan Heykeli, tadilat nedeniyle tente ile kapalı El monumento a Nicolás Avellaneda- Nicolás Avellaneda Anıtı [7] ve Monumento a Paul Harris-Paul Harris Anıtı [8].

Burada otobüsten inerek Parque Tres de Febrero -3 Şubat Parkı ve Paseo del Rosedal’a Gül Bahçesine doğru yürümeye başladık. Yaklaşık 1.000 dönümlük alan içerisinde göller, bahçeler, heykeller, müzeler, bir ada (La Isla) ve Puento Griego köprüsü (genellikle Aşıklar Köprüsü olarak adlandırılıyormuş) bulunmakta. Hepsi ağaçlarla çevrili bir ortamda yer almakta. Aileler 8,5 dönümlük Rosedal Gölü'nün etrafında kürek çekmekte. Arazi, bebek arabaları, koşucular ve bisikletlilerle dolu. 3 Şubat Parkının adı, 1852 yılında Juan Manuel de Rosas'ın [9] Buenos Aires Eyaleti valisi olarak diktatörlüğünün sona erdiği günden gelmekteymiş. Bu belediye parkı onun geniş mülkünün bir parçasıymış. Parkta insanlar keyifle dolaşıyordu. Gördüğüm ilginç şey birkaç kişinin birden bindiği fayton gibi oturma yerleri olan bisikletlerdi. Hep beraber pedal çeviriyorlardı. Bir kenarda Profesör, yasa yapıcı ve diplomat Marco M. Avellaneda (1869-1937) büstü vardı. Sonra çevresinde insanların örtü sererek oturduğu ve içinde teknelerle gezdiği suni bir göl kıyısına geldik. Adamın biri küçük bir domuzu, köpek gibi tasma ile gezdiriyordu. Hava sıcak ancak esinti çok güzel Buenos Aires yani güzel havalar ismine yakışan bir iklim. Parkın bir köşesinde Colegio Lincoln okulunun Kore’li öğrencileri mavi tişört, siyah pantolonla dans gösterisi yapıyorlardı. Korelilerin bu kadar çok olması ilginç tabii. Sonra Aşıklar köprüsünü geçip gül bahçesine girdik. Her tarafta farklı türlerden rengarenk güller ekilmişti.

Bir köşede kocaman ve köklerinin bir bölümü dışarıda olan müthiş bir Hint İnciri ağacı vardı. Tam karşısında Jose Marti Büstü vardı. Oradan Poetas Garden – Şairler bahçesi’ne girdik. Burada da belki 50 tane yazar ve şairin büstü vardı. Görebildiklerim:

Olegario Víctor Andrade (1839-1882) Brezilya'da doğmuş Arjantinli bir gazeteci, şair ve siyasetçi.

Paul-François Groussac (1848 - 1929) Fransa doğumlu Arjantinli yazar, edebiyat eleştirmeni, tarihçi ve kütüphaneci.

Alejandro Casona (1903 - 1965) 1927 Nesli'ne bağlı İspanyol şair ve oyun yazarı.

Antonio Machado (1875 -1939) bilhassa vatanı olan Kastilya coğrafyasını eserlerine konu edinen İspanyol şair.

Alfonso Reyes Ochoa (1889 - 1959) beş kez Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilmiş Meksikalı şair, denemeci, anlatıcı, çevirmen, hümanist, diplomat ve düşünür. "El Regiomontano Universal" lakaplı yazar, İspanyolca edebiyatın en büyük isimlerinden biri olarak kabul edilmektedir.Arjantin ve Brezilya'da Meksika Büyükelçisi olarak görev yapmıştır.

Benito Pérez Galdós (1843- 1920) İspanyol romancı, oyun yazarı, tarihçi ve siyasetçi.

Gabriel Garcia Marquez (1927 - 2014), tüm Latin Amerika'da Gabo lakabıyla bilinen Nobel Edebiyat Ödüllü Kolombiyalı yazar, romancı, hikâyeci ve oyun yazarı.

María Rosalía Rita de Castro (1837- 1885) hem Galiçyaca hem de İspanyolca yazan bir İspanyol şair ve romancıydı.

Oradan yolun karşısına geçip oldukça büyük Taras Shevchenko Anıtına geldik. Taras Hryhorovych Shevchenko (1814 - 1861), Ukraynalı hümanist şair, ressam, yazar, folklorcu ve etnografmış. Geride bıraktığı eserleri ile modern Ukrayna dili ve edebiyatının temeli olarak gösteriliyormuş. Shevchenko Rusça eserler de vermiş ve başyapıt olarak nitelendirilebilen resimler yapmış. 1847'de Shevchenko, Ukrayna'nın bağımsızlığını desteklediği ve Rus İmparatorluk Evi üyeleriyle alay ettiği için siyasi olarak mahkum edilmiş.

Otobüse binmek için geçtiğimiz Libertador isimli ana caddenin Sarmiento isimli diğer bir cadde ile kesiştiği göbekte sadece üst kısmını gördüğümüz ve tadilatta olan bir anıt vardı: Monumento a La Carta Magna y las Cuatro Regiones Argentinas - Monumento de los españoles- Magna Carta ve Dört Arjantin Bölgesi Anıtı - İspanyollar Anıtı [10] Hemen karşı köşesindeki parkta da Juan Manuel de Rosas Anıtı [9] vardı. Hemen yakınında da Rene Tulda tarafından yapılmış bronz bir geyik heykeli duruyordu. Bunlar benim görebildiklerim yoksa çevrede yüzlerce heykel ve büst var. İnsan sıkılmadan saatlerce yürüyebilir.

Otobüsle Libertador Caddesi üzerinde giderken solda Museo de Arte Popular Jose Hernandez [11] müzesini; Plaza República Oriental del Uruguay – Uruguay Parkını ve anıtını, Rubén Darío [12] Parkında bulunan Monumento Canto a la Argentina - Arjantine Şarkı Anıtını [13] Museo Nacional de Bellas Artes - Ulusal güzel sanatlar müzesini [14], Centauro Herido-Yaralı Centaur heykelini [15] , Julio Le Parc tarafından yapılan "Hacia la luz" – Işığa Doğru Anıtını, José Figueroa Alcorta anıtını [16] Dante Parkında Fuente Las Tarascas – Taraskalar Anıtını [17] İspanyol neoklasik şairi Tomás de Iriarte y Oropesa (1750 - 1791) büstünü gördük.

Ayrıca İngiliz toplumu tarafından inşa edilen Anıtsal Saat Kulesini de [18] gördük. Buradan sonra sırayla Sheraton Hoteli, Banco Macro, Bank Boston, Banco Ciudad, Globant Tower ve IBM gökdelenleri vardı. Uzaktan Puerto Madero [19] semtindeki gökdelenleri, Juan de Garay Anıtı [20] ve -Ordu Genelkurmay Başkanlığı binasını görüp sonunda Plaza Mayo-Mayıs Meydanına [21] vardık.

Buenos Aires Şehir Katedralinin önünde indik ancak geç olduğundan kapalıydı gezemedik yarın gezeceğiz. Meydanda evsizler için yemek dağıtan kilise mensupları vardı. Önce Mayıs Meydanının çevresinde hangi binalar var oradan başlayalım: Casa Rosada’yı önünüze alıp saat yönünde dönerseniz; Hacienda Sarayı-Ekonomi Bakanlığı, Federal Kamu Gelirleri İdaresi, Cabildo-Eski Kent Konseyi, Belediye Binası, Büyükşehir Katedrali, Arjantin Ulusal Bankası, İstihbarat Merkezini görürsünüz.

Biz önce Mayıs Piramidine doğru yürüdük. Meydanın merkezinde bulunan Pirámide de Mayo, Buenos Aires’deki en eski ulusal anıt imiş. 1811'de Primera Cuntası tarafından Mayıs Devrimi'nin birinci yıldönümünü kutlamak için inşa ettirilmiş. 19 metrelik piramit, 1856'da mimar Prilidiano Pueyrredón tarafından elden geçirilmiş. Piramidin tepesindeki figür özgürlüğü temsil ediyor ve Metropolitan Katedrali'nin ön yüzündeki alçak kabartmaları da yapan Fransız heykeltıraş Joseph Dubourdieu tarafından yapılmış. Piramidin çevresinde, zemindeki taşlara beyaz boya ile boyanmış başörtüsü ya da kadın şalı benzeri figürler göreceksiniz. Bunlar Plaza de Mayo Anneleri'ni, 1977'den itibaren meydanda toplanarak 1976-1983 yılları arasındaki Kirli Savaş sırasında 'kaybolan' çocukları ve torunları hakkında askeri hükümetten bilgi talep eden bir grup anne ve büyükanneyi temsil ediyor. 2005 yılında Plaza de Mayo Anneleri'nin kurucusu Azucena Villaflor'un (askeri cunta tarafından öldürülmüş.) külleri Mayıs Piramidi'nin tabanına gömülmüş.

Sonra Casa Rosada'nın önünde yer alan Monumento Ecuestre al Gral. Manuel Belgrano - General Manuel Belgrano Binicilik Anıtı’nı gördük. Bronzdan yapılan bu anıtta, Belgrano elinde Arjantin bayrağını tutuyor. Anıtın çevresinde üzerinde isimler olan bir sürü taşlar gördük bunlar pandemide hayatını kaybeden Arjantin’lilerin anısına konmuş. En sonunda nihayet Casa Rosada - Pembe Evin önüne geldik. Plaza de Mayo'ya hakim olan Casa Rosada - ya da pembe ev - Arjantin ulusal hükümetinin merkezi ve başkanın ofisine ev sahipliği yapıyormuş. Şehrin tarihinin büyük bir kısmına sahne olan Casa Rosada'nın balkonlarından Juan ve "Evita" Perón 1940'ların sonu ve 1950'lerin başında kitlelere hitap etmiş. Domingo Faustino Sarmiento’nun karşıt siyasi partilerin renklerini karıştırarak siyasi gerilimleri dağıtmak amacıyla binanın pembeye boyanmasını emrettiğine inanılıyor (Federaller kırmızı, Üniteryenler ise beyaz renk kullanıyordu). Binanın kendine özgü rengine ilişkin bir başka popüler açıklama da, boyanın nemde soyulması nedeniyle bir zamanlar boyaya alternatif olarak inek kanıyla boyanmış olmasıdır. Merkezi kemer, Colon Tiyatrosu'nun orijinal tasarımından da sorumlu olan İtalyan mimar Francisco Tamburini tarafından tasarlanmış ve 1890 yılında tamamlanmış. Casa Rosada'da yaşayan tek başkan 1910 ve 1914 yılları arasında Roque Sáenz Peña olmuş. Bina aynı zamanda Arjantin'in eski başkanlarına ait objelerin yer aldığı bir müzeye de ev sahipliği yapmaktaymış ve Arjantin'in Ulusal Tarihi Anıtı olarak ilan edilmiş.

Bu güzel meydandan zor ayrılıp otelimiz Ramada by Wyndham Centro’a gittik. Şehrin

ortasında her yere yakın ancak tadilat görmemiş. Bina da odalar da çok eski. Benim odada dört kişilik jakuzi vardı. Akşam yemeği için rehberin önerdiği Arjantin et restoranı Siga La Vaca için Fügen Hanım ve Dilek Hanımla bir taksi tuttuk. Yol üzerinde çektiğim videodan baktığımda geçtiğimiz yerde Luna Park [22] isimli sanatsal ve sportif faaliyetlerin gerçekleştirildiği ünlü kapalı stadyum ve müzikhol varmış. Hemen yanında ise Centro Cultural Kirchner (CCK) [23] var. Uzaktan Galicia Bank Kulesi ışıklandırması ile gecenin içinde farkediliyor. Yolun devamı Casa Rosada’nın arkasını görüyor. Sonra sırasıyla Savunma Bakanlığını barındıran Libertador Binası, Dirección General de Aduanas- Gümrükler Genel Müdürlüğü geliyor.

Yol burada kavşaktan geri sahil yönüne dönüyor ve sizi limana bakan bir sürü dizili restorana getiriyor. Bizimkisi Siga La Vaca yani İneği takip et isimli restoran. Buranın özelliği istediğin kadar et yiyebiliyorsun. Ayrıca açık büfe mezelerde var fiyatın içine bira bile dahil. Hepsi 5.500 Arjantin Pezosu Türk parasıyla resmi kurdan 488 TL karaborsadan 283 TL. Biz sevinçle etlere atladık domuz eti de piştiği için rehberin öğrettiği gibi Vaca, no Cerdo yani İnek, domuz değil dedik. Ancak, etlerin lezzetleri hiçbirimizi tatmin etmedi. Arjantin’den daha fazlasını bekliyorduk.

Karnımızı doyurunca dışarı çıkıp Rio Dersena Sur isimli sahilde Rosario Vera Penaloza köprüsünde arkadaki Costanera Sur ‘daki gökdelenlerle fotoğraflar çektirdik. Sonra da otele dönüp istirahata çekildik.





Notlar: Bilgiler www.wikipedia.org ‘dan alınmıştır.


[1] Juan Domingo Perón (1895 – 1974), Arjantinli asker ve siyasetçi. Peronist hareketin kurucusu ve önderi olan Peron, 1946-55 ve 1973-74 arasında başkanlık yapmıştır. Çoğu Arjantinli gibi, Fransız ve İtalyan ataları olan bir Kreol idi. Buenos Aires eyaletinin Río de la Plata'nın ağzındaki otluk steplerde bir kasabada dünyaya geldi. On altı yaşındayken askerî okula girdi, 1913'te yedek subay oldu. 1930'ların sonunda İtalya'da askerî ataşe olarak görev yaptı. Bu sırada faşistlerle Nazilerin siyasi yükselişlerini yakından izledi. Tarih ve siyaset felsefesine ilgi duyan Perón'un bu konularda yayımlanmış çalışmaları vardır.

1941'de albay oldu, 1943'te muhafazakâr Ramón Castillo yönetimine son veren darbenin amiral gemisi Birleşik Subaylar Grubu (GOU) içinde yer aldı. İzleyen üç yıl içinde yönetime gelen askeri hükûmetlerde çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı gibi küçük bir görev üstlenmesine karşın, bu görevi sırasında sendikaların desteğini elde ederek yönetim içinde etkisini artırmaya başladı. 1944'te Edelmiro Julián Farrell'in savaş bakanlığını üstlendi, hemen ardından başkan yardımcısı oldu. Ekim 1945 başlarında anayasal yönetim yanlısı sivil ve subayların düzenlediği bir darbeyle bütün görevlerinden uzaklaştırılarak tutuklandı. Ama metresi Eva Duarte'yle sendikalardaki destekçilerinin girişimleri sonucu Buenos Aires'te büyük bir grev dalgası başladı ve Perón 17 Ekim 1945'te serbest bırakıldı. Aynı gece düzenlenen bir mitingde gelecek seçimlerde başkanlığa adaylığını koyacağını açıkladı. Birkaç gün sonra da Eva Duarte'yle evlendi (21 Ekim 1945). Komünistlerin ve sağın muhalefetine rağmen Perón, sendikaların desteğiyle, federal polisin ve silahlı çetelerin liberal muhalefete yoğun baskılar uyguladığı bir seçim kampanyasının ardından oyların yüzde 56'sını alarak Şubat 1946'da başkanlığa seçildi. Başkanlığı sırasında hem iç, hem de dış politikada, komünizmle kapitalizm arasında Justicialismo (Adaletçilik) adlı bir "üçüncü yol" olarak nitelendirdiği bir çizgi izledi. Arjantin'in ekonomik ve toplumsal yapısında köklü değişiklikler gerçekleştirememekle birlikte, ülkeye yeni bir çehre kazandırdı. Ekonomik alanda Arjantin'i devletçiliğe dayalı bir sanayileşme sürecine soktu. Merkez Bankası Başkanı Miguel Miranda'nın danışmanlığı altında (1946-49) demiryollarını, Ulusal Banka'yı ve dış ticareti millileştirdi, pesoyu devalüe etti, dış borçları ödedi, ticari bir devlet filosu kurdu, birçok ticari anlaşma imzaladı, bayındırlık işlerine büyük fonlar ayırdı ve 1947'de beş yıllık bir sanayileşme planını başlattı. Ancak kredi bulmak için, tarımcıları ürünlerini devlete düşük fiyatla satmaya zorladı ve daha sonra bu ürünleri büyük karlarla ihraç etti. Bunun üzerine tarımcılar üretimi kıstılar ve tahıl ithal etme zorunluğu doğdu. İktisadi önlemlerin çoğu başarısızlığa uğradıysa da, Perón toplumsal alanda, çok ileri bir sosyal siyaset izlemeyi bildi. Bu siyaset II. Dünya Savaşı sırasında biriktirilen dövizlerle karşılandı. Karısının yardımıyla işçilerin gelir düzeyi yükseltilirken, onların işletme karlarına ortak olmaları sağlandı, 60 yaşın üstündeki işçilere emeklilik hakkı tanındı, kadınlara oy hakkı verildi. Dış politikada bloklar arasında tarafsız kaldı. Amerika Birleşik Devletleri ve Britanya'ya karşı katı bir tutum takındı, İspanya'ya yakınlaşmayı ve bir Latin Amerika federasyonu kurmayı tasarladı. Öte yandan silahlı kuvvetler üzerindeki etkisine dayanarak ülkenin siyasal yaşamını bütünüyle denetimi altına aldı. Anayasal özgürlüklere ciddi kısıtlamalar getirdi, bazı özgürlükleri ise bütünüyle ortadan kaldırdı. Mart 1949 Anayasası'yla, 1951'de yeniden seçilebilme olanağını yarattı ve general unvanını aldı (1950). Her yere kendi adamlarını yerleştirdi, La Prensa'yı kendi gazetesi haline getirdi ve polis devletine dayanan bir diktatörlük kurdu. Kasım 1951'de oy oranını biraz artırarak başkanlığa yeniden seçildikten sonra, bazı politikalarında değişikliğe gitti. Ama enflasyon, yolsuzluklar ve baskılar halkın yönetimden duyduğu hoşnutsuzlukların artmasına yol açtı. 1954'ten itibaren önce Kilise'nin (1955'te aforoz edildi), sonra da silahlı kuvvetlerin muhalefetiyle karşılaştı. Silahlı kuvvetlerin desteği, işçilere ve orta sınıflara dayanan bir rejim açısından çok önemliydi. Sonunda kara ve deniz kuvvetlerine bağlı birlikler yönetime karşı ayaklandı (19 Eylül 1955). Ayaklanma sırasında iktidardan uzaklaştırılan Perón Paraguay'a kaçtı. Çeşitli ülkelerde kaldıktan sonra Madrid'e yerleşti. Buradan, 1963'ten beri sendikalarla birlikte tek bir parti altında toplanan yandaşlarını yönetti. 1961'de Isabel Perón'la üçüncü evliliğini yaptı. Perón'un iktidardan uzaklaştırılmasını izleyen yıllarda, Peronistler halk arasında büyük bir güç olarak varlıklarını korudular. 1955'ten sonra yönetime gelen sivil ve askeri iktidarlar, Peronistlere siyasal görev vermeye kesinlikle yanaşmamalarının da etkisiyle, ülkenin acil ekonomik sorunlarına çözüm getiremediler. Mart 1971'de iktidarı ele geçiren General Alejandro Lanusse 1973 sonlarında demokrasiye dönüleceğini açıkladı ve aralarında Peronist partinin de (Ulusal Adaletçi Hareket-MNJ) bulunduğu bütün siyasal partilerin yeniden kurulmasına izin verildi. Perón Kasım 1972'de askeri hükûmetin çağrısı üzerine kısa bir süre için Arjantin'e döndü. Peronist adaylar Mart 1973'te yapılan seçimlerde çoğunluğu elde etti; Peronist Héctor Jose Campora başkanlığa seçilirken ve meclis çoğunluğunu kazandılar. Haziranda Arjantin'e dönüşünde büyük bir coşkuyla karşılanan Perón, Cámpora'nın istifasından sonra ekimde yapılan özel bir seçimin sonucunda ikinci kez başkan oldu. Karısı Isabel Perón da başkan yardımcısı oldu. Perón sürgün yıllarında Peronistlerin sol kanadının desteğini kazanmaya çalışmış ve en militan sendikaları desteklemişti. Ama iktidara geldikten sonra şiddet hareketleriyle baş etmek zorunda kalan Perón, Devrimci Halk Ordusu'nun (ERP) saldırılarına göğüs gerebilmek için silahlı kuvvetlerle ve eskiden kendisine muhalif olan öteki sağ gruplarla yakın ilişkiler kurdu. Eyalet yönetimlerinden ve üniversitelerden çok sayıda solcuyu tasfiye etti. Perón'un bu dönemdeki ekonomi politikası, gelir dağılımında ücretliler lehine bazı değişiklikler öngörmekle birlikte, temel olarak enflasyonla mücadeleyi amaçlıyordu. Ama fiyat ve ücret artışlarını kontrol altına almak amacıyla uygulamak istediği "toplumsal anlaşma" modeli başarılı olamadı. 1973-74 dünya petrol bunalımının ve Britanya'nın Avrupa Ekonomik Topluluğu'na girmesinin de etkisiyle Avrupa'ya ihracat olanakları daralan Arjantin'in ödemeler dengesi giderek kötüleşti. Sendikaların da ekonomik politikaya tepkisi yoğunlaşıyordu. Haziran 1974’te zatürre belirtileri gösteren Perón, arka arkaya geçirdiği bir dizi kalp krizinden sonra 1 Temmuz 1974'te öldü.

Ölümünden sonra başkanlık görevini üstlenen karısı Isabel Perón'un yönetimi sırasında Peronist hareket ve hükûmet içindeki görüş ayrılıkları iyice açığa çıktı. Isabel Perón ülke içindeki güç odaklarının hiçbirinden, hatta sendikalardan bile sağlam bir destek elde edemedi. Şiddet olayları artarken enflasyon oranı yüzde 600'ün üzerine çıktı. Isabel Perón 24 Mart 1976'da iktidara el koyan silahlı kuvvetler tarafından görevden uzaklaştırıldı.


[2] Juan Pistarini (1882 - 1956) Arjantinli bir general ve siyasetçiydi. Pistarini, La Pampa Eyaleti'nin Victorica kasabasında doğdu. Ulusal Askeri Kolej'den inşaat mühendisliği derecesiyle mezun oldu, 1921'de ordu binbaşılığına terfi etti ve Savaş Bakanı General Agustín Justo'nun yakın çalışma arkadaşı oldu. Justo 1932'de cumhurbaşkanı seçildi ve 1935'te Pistarini'yi Bayındırlık Bakanı olarak atadı. Pistarini'nin bakan olarak ilk önemli girişimi Buenos Aires dışında yeni bir uluslararası havaalanı inşa edilmesi önerisiydi. 1937'de general rütbesine terfi etti ve o tarihten 1940'a kadar Almanya ve İtalya'da görev yaptı. Dönüşünde Ordu Mühendisleri Direktörü olarak atanan Pistarini, Arjantin'deki kamu işleri için Alman müteahhitleri tavsiye etmiş ve Nazi ve Faşist sempatileri konusunda açık davranmıştır. 1943 darbesindeki rolü, Campo de Mayo askeri eğitim üssünün müdürlüğüne atanmasıyla sonuçlandı. Mart 1944'te Bayındırlık Bakanlığı görevine geri döndü ve popülist Juan Perón'un görevden alınmasının ardından eş zamanlı olarak kısa bir dönem başkan yardımcılığı yaptı. Pistarini, Perón 1946'da cumhurbaşkanı seçildiğinde onun tarafından Bayındırlık Bakanı olarak tutuldu ve bu sıfatla Perón'un iddialı bayındırlık işleri gündemini yönetti. Modern kışlaların, Arjantin'in ilk otoyollarının, çok sayıda tatil köyünün, 11.000 okulun, su arıtma tesislerinin, modern bir deniz ticaret gemisinin, 650.000 konutun ve iki milyon ağacın dikilmesinin, ülkenin ilk uluslararası havalimanının ve diğer işlerin inşasını veya geliştirilmesini denetledi ve planlanmasına yardımcı oldu. Ayrıca, yeni ev sahiplerine genellikle enflasyonun çok altında faiz oranlarıyla sübvansiyonlu krediler vermek için atıl durumdaki Ulusal Mortgage Bankası'nı yönetti. Sağlık durumunun kötüleşmesi Haziran 1952'de emekli olmasına yol açtı ve Perón'un Eylül 1955'te devrilmesinin ardından mallarına el konuldu, rütbeleri söküldü ve Ushuaia'da hapsedildi. Ushuaia'daki Antarktika altı iklim Pistarini'nin sağlığının kötüleşmesine yol açtı ve Buenos Aires'e geri gönderildi ve 1956'da bir askeri hastanede öldü. Ezeiza'da 1949 yılında açılan Uluslararası Havalimanı'na 1985 yılında Ministro (Bakan) Pistarini adı verilmiştir.


[3] Manuel José Joaquín del Corazón de Jesús Belgrano y González (1770 - 1820), Ekonomist, avukat, politikacı, gazeteci ve askeri liderdi. Arjantin Bağımsızlık Savaşları'na katılmış ve Arjantin Bayrağı'nı yaratmıştır. Ülkenin başlıca Kurucu Babalarından biri olarak kabul edilmektedir.


[4] Pablo Riccheri (1859 - 1936), Arjantinli bir subay ve cumhurbaşkanı Julio Roca'nın ikinci yönetimi sırasında savaş bakanıydı .


[5] María Eva Duarte de Perón (1919 - 1952), Arjantin Başkanı Juan Domingo Perón'un ikinci eşidir. Arjantin halkının çok sevdiği Perón, İspanyolca "Küçük Eva" anlamına gelen Evita lakabıyla tanınırdı. Arjantin'in Los Toldos kentinde, beş çocuklu fakir bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Babasını yedi yaşındayken kaybetti ve 14 yaşında aktris olmak için Buenos Aires'e gitti. Buenos Aires'te bir süre işsiz ve parasız kaldıktan sonra radyolarda çalışmaya başladı. Radyoda şovlar yaparak ve tiyatroda küçük rollerde oynayarak hayatını devam ettiren Evita, 1944 yılında Juan Domingo Peron ile tanıştı. Genç bir subay olan Juan Peron, 1943 yılında ülke yönetiminde önemli bir görev üstlendi. “Teniente Coronel” yani albay unvanlı Juan Domingo Peron, 1943 yılındaki askerî darbede rol oynayarak siyasete girdi. Çalışma Bakanı olarak hükûmette yer aldı ve 'emekçi babası' olarak tanındı. Düşük gelirli işçilerin durumlarını düzeltmeye yönelik çalışan Juan Domingo Peron, 1944 yılındaki darbenin ardından tutuklansa da Eva Peron ve arkadaşlarının işçileri yanlarına alarak başlattıkları grevler neticesinde serbest bırakıldı. Bundan çok kısa bir süre sonra da Eva ile Juan Peron evlendi. Juan Peron, 1946 tarihinde de Başbakan oldu, iki defa seçildi ve 1955 yılında yine bir askerî darbe ile ayrıldı. Birkaç darbe daha geçtikten sonra 1973 yılında Peron bir kere daha seçimle başa geldi, 1974 yılında ise öldü. Bu sefer Evita'nın ölümünden sonra evlendiği yeni eşi Isabel Peron başa geçti. 1976 yılında ise Isabel de hükûmetle beraber düştü. Evita, kocasının diktatörlüğü döneminde kadın hakları için çalıştı ve aktif anlamda siyasetin içinde yer almamasına karşılık, her zaman siyasetle ve halkla iç içe oldu. İşçi sendikalarının örgütlenmesinde önemli rol üstlendi ve 1947 yılında kadınların oy verme hakkı elde etmesini sağladı. Fakir halka yiyecek, para ve ilaç yardımında bulundu, çocuklar için de yardım kampanyaları düzenledi. Juan Peron'un ikinci kez başkan seçilmesinden birkaç gün sonra Eva Peron, bir devlet töreni ile, "ulusun ruhani lideri" olarak adlandırıldı. Tedavisi için gittiği Amerika'da kemoterapi gördü. O dönemde çok yaygın olmayan bu tedavi şekli ilk defa bir Arjantin vatandaşına uygulanmaktaydı. Evita Peron, 26 Temmuz 1952’de 33 yaşında kanserden öldü. Peron'un iktidardan düşmesinden sonra gömüldüğü yerden çıkartılan cesedi 16 yıl saklandıktan sonra önce eşinin yanına, sonra da aile mezarlığına defnedildi. Hayatını anlatan "Evita müzikali yıllar sonra sahnelendi. Madonna daha sonra bu müzikalin beyaz perde uyarlamasında rol aldı. Eserin en önemli parçası "Don't Cry for Me Argentina"dır. (Benim için Ağlama Arjantin.)


[6] Justo José de Urquiza Anıtı, Buenos Aires'teki Palermo semtinde bulunan bir heykeldir. Justo José de Urquiza ( 1801 - 1870 ) Arjantinli bir asker ve siyasetçiydi. Birçok kez Entre Ríos eyaletinin valiliğini ve 1854 ile 1860 yılları arasında Arjantin Konfederasyonu'nun başkanlığını yapmıştır. Heykeltıraşlar Renzo Baldi ve Héctor Rocha'nın eseri olan anıt 1958 yılında açılmıştır. Kaidenin her iki yanında, Urquiza'nın Buenos Aires valisi Juan Manuel de Rosas'ı yendiği 3 Şubat 1852 tarihli Caseros Savaşı'ndan bir sahne yer almaktadır. Kaidede ayrıca aynı yıl 1 Mayıs'ta gerçekleşen 1853 Arjantin Anayasası'nın onaylanmasını tasvir eden bir sahne de yer almaktadır. 1937'de anıtın yapımına başlandığında, anıttan sorumlu komisyon, sembolizmi nedeniyle İtalyan heykeltıraş Baldi'nin heykelinin, Rosas tarafının Caseros Savaşı'nda kullandığı ve Savaş Bakanlığı tarafından Baldi'nin atölyesinin bulunduğu İtalya'ya gönderilen topların bronz dökümlerinden yapılmasına karar verdi.


[7] 1935'te José Fioravanti tarafından mermerden yapılmış heykel Tucumán Eyaleti'nin yerlisi olan ve 1874-1880 yılları arasında Devlet Başkanlığı yapan Nicolás Avellaneda'nın anısına inşa edilmiştir. Görev süresi boyunca Buenos Aires'i Arjantin Cumhuriyeti'nin Federal Başkenti olarak kutsayan yasa kabul edilmiş ve Patagonya'nın fethi gerçekleştirilmiştir.


[8] Rotary'nin kurucusu Paul Percy Harris'in anıtı, 1990 yılında Uluslararası Rotary'nin girişimiyle Av. del Libertador ve J.F. Kennedy caddelerinin kesiştiği Palermo ormanında 24 Mart 1997 tarihinde resmen açıldı. Heykel Jorge Oscar Argento tarafından yapıldı. Tören Paul Harris'in ölümünün 50. yıldönümünde gerçekleştirilmiştir.


[9] Juan Manuel de Rosas, asıl adı Juan Manuel José Domingo Ortiz de Rozas y López de Osornio (1793 - 1877), Arjantinli bir çiftlik sahibi, asker ve politikacıdır. 1829 yılında Puente de Márquez Muharebesi'nde General Juan Lavalle'yi yenerek Buenos Aires eyaletinin valisi olmuş ve 1835 ile 1852 yılları arasında Arjantin Konfederasyonu'nun ana lideri haline gelmiştir. Arjantin tarihi üzerindeki etkisi o kadar büyüktü ki, ulusal siyasete hakim olduğu dönem Rosas dönemi olarak bilinir. https://es.wikipedia.org/wiki/Juan_Manuel_de_Rosas


[10] Carta Magna ve Arjantin'in Dört Bölgesi Anıtı, Buenos Aires kentinin bir mahallesi olan Palermo'da bir dönüm noktası olan Del Libertador ve Sarmiento Caddelerinin kesiştiği noktada yer almaktadır. Genellikle İspanyol Anıtı olarak anılmaktadır. Anıt, Arjantin'in İspanya'dan bağımsızlığının resmi başlangıcı olan 1810 Mayıs Devrimi'nin yüzüncü yıldönümünü kutlamak amacıyla İspanyol toplumu tarafından bağışlanmıştır. Tamamen bronz ve Carrara mermerinden inşa edilmiştir. Heykel 1927 yılında tamamlanmıştır. Kentin en ünlü anıtlarından biridir. Anıtın temel taşı 1910 yılında Katalan Agustí Querol Subirats tarafından atılmış olsa da, Querol kısa bir süre sonra ölmüş ve anıtın inşası birçok aksaklıkla karşılaşarak uzun zaman almıştır. Querol'un ölümünden sonra proje Cipriano Folgueras'a verildi, ancak o da bu arada öldü ve anıtın yükselişi daha da gecikti. Çalışma daha sonra Antonio Moliné tarafından tamamlandı. Bir başka gecikme de Carrara taş ocaklarındaki İtalyan işçilerin grevinden kaynaklandı. Bir diğer gecikme ise 20 Eylül 1914'te, işin bir kısmı Buenos Aires'te konumlandırılmışken çıkan fırtına nedeniyle yaşandı. Fırtına nedeniyle mermer heykelin sol kolu kırıldı ve yeniden takılması gerekti. Bir başka talihsiz olay da 1916 yılında, anıtın malzemelerini taşıyan okyanus gemisinin (Príncipe de Asturias Gemisi) yolun ortasında batmasıdır. 1917 yılında İspanya kaybolan malzemelerin yerine yenilerinin gönderilmesini talep etti. Bunlar iki yıl sonra gönderilmiş ve gelen malzemeler Gümrük tarafından alıkonularak bürokratik bir karmaşaya neden olmuştur. Nihayet 24,5 m. yüksekliğindeki mermer ve pirinçten yapılmış çarpıcı anıt tamamlandı ve 1927 yılında açıldı. Anıtın açılışı 13 Mart 1927 tarihinde Arjantin Devlet Başkanı Marcelo T. de Alvear tarafından yapılan bir konuşmayla gerçekleştirilmiştir.1934 yılında çevresinde Uluslararası Efkaristiya Kongresi'nin kapanışı gerçekleşti. Bunun için anıt 35 m yüksekliğinde bir haçla kaplandı. Ayinden sonra, etkinliğe katılan bir milyondan fazla kişiye hoparlörlerden seslenildi ve Vatikan'dan yapılan radyo yayını sayesinde Papa Pius XI bugünü kutsadı. Etkinliğe geleceğin Papası Pius XII Kardinal Eugenio Pacelli başkanlık etmiştir. Tepesinde cumhuriyetin sembolik bir heykeli, tabanında emek ve çalışmanın alegorik mermer temsilleri ve And Dağları, Pampa, Chaco ve de la Plata bölgelerini temsil eden bronz figürler yer almaktadır. Yazıtlar arasında Arjantin anayasasının ülkede ve dünyada Arjantin'i kendi evi yapmak isteyen herkes için özgürlük ilan eden bir parçası ile Arjantin ve İspanya'nın kardeşliğini, halklarını, dillerini ve kaderlerini ilan eden dört ifade yer almaktadır.


[11] Museo de Arte Popular José Hernández, Amacı, Arjantin halk sanatını farklı türleriyle toplamak, araştırmak, korumak, sergilemek ve tanıtmaktır. Koleksiyonu, çeşitli geleneksel ve çağdaş zanaat uzmanlıkları ve ticari (gümüş, tekstil, deri, ahşap, vb.) parçalardan oluşmaktadır. Farklı grupların ve sosyal sektörlerin günlük yaşamının bir parçasını oluşturan Creole zanaatkârları ve zanaatkâr kadınları, yerli halk ve Avrupalı göçmenler tarafından yapılan kırsal ve kentsel kökenli parçalardan oluşmaktadır. Müzenin uzmanlık alanları arasında kuyumculuk, dokumacılık, çömlekçilik, deri, ahşap, boynuz ve kemik, su kabakları, imgeler, maskeler, müzik aletleri, cam vb. yer almaktadır. Tam anlamıyla el yapımı olmayan, ancak hammaddelerinin bileşiminde endüstriyel bir süreç olan, el sanatları ve Corrientes karnavalı kostümleri ve porteño bifteği sofraları gibi popüler sanatın diğer ifadeleri gibi başka koleksiyonlar da vardır. Koleksiyon, evin bağışçısı olan Félix Bunge'ye ait Creole objelerinden oluşturulmuştur. Bunlar Mapuche etnik grubunun kadınları tarafından yapılan pançolar, Creole bıçakları, kılıçlar, ateşli silahlar ve bazı at aletlerinden oluşuyordu. Bu koleksiyon daha sonra diğer müzelerden devralınan miras -örneğin imge koleksiyonu- ve devlet tarafından yapılan satın almalarla zenginleştirilmiştir. En önemli satın alma 1949 yılında, Museo Tradicional Gauchesco'da önemli bir Creole koleksiyonu oluşturmuş olan gelenekçi Carlos G. Daws'ın (1870-1947) varislerinden yapılmıştır.


[12] Félix Rubén García Sarmiento kisaca Rubén Darío (1867-1916) İspanyolca edebiyatta modernizm akımını başlatmış ve en önemli temsilcisi olmuş Nikaragualı şairdir. Dario, 20. yüzyıl İspanyolca edebiyatının en büyük ve en çok iz bırakmış şairidir. Kastilya mektupları prensi olarak ünlenmiştir.


[13] Monumento Canto a la Argentina – Arjantin’e Şarkı Anıtı: Bu anıt, Arjantinli heykeltıraş José Fioravanti'nin eseri olup 1997'de yerine konmuştur. Nikaragualı şair ve İspanyol-Amerikan edebi modernizminin başlatıcısı Rubén Darío'ya adanmıştır; Darío aynı zamanda - aslında La Nación gazetesi tarafından sipariş edilen - 'Canto a la Argentina' (Arjantin'e Şarkı) adlı bestesini de bu And ülkesinin yüzüncü yıldönümünü kutlamak üzere ithaf etmiştir. Bu uzun şiir (1.000'den fazla dizesiyle yazar tarafından yazılanların en uzunudur) Güney Amerika ülkesinin dünyanın dört bir yanından gelen göçmenlere kucak açan bir ülke olma özelliğini vurgular ve refahının sembolleri olarak Pampa, Buenos Aires ve Río de la Plata'yı över. Anıtın arka yüzündeki dize:

Arjantin senin günün geldi!

Buenos Aires sevgili şehir!

Yıldız ayakkabılı Pegasus

Üstünüzde ilhamla uçuyor

Duyun ölümlüler, kutsal çığlığı:

Özgürlük! Özgürlük! Özgürlük! Özgürlük!


[14] Museo Nacional de Bellas Artes (MNBA) ulusal güzel sanatlar müzesi: Resim, heykel, çizim, baskı, tekstil ve obje gibi 12.000'den fazla parçayı içeren son derece çeşitli bir mirasa ev sahipliği yapmaktadır. Koleksiyonu, M.Ö. 3. yüzyıldan günümüze kadar uzanan Kolomb öncesi, kolonyal, Arjantin ve uluslararası sanat eserlerinden oluşmaktadır. https://www.bellasartes.gob.ar/en/

https://es.wikipedia.org/wiki/Museo_Nacional_de_Bellas_Artes_(Argentina)


[15]Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi'nin Plaza Francia'nın önündeki meydanını süsleyen güzel bir heykel. Herkül tarafından zehirlendikten sonra Jüpiter tarafından bahşedilen ölümlülük lütfunu alan Chiron, Yay takımyıldızının efsanevi figürü olan Centaur'u temsil eder.


[16] José Figueroa Alcorta (1860 - 1931) Arjantinli bir avukat ve siyasetçi olup Arjantin'de hükümetin üç kolunda da görev yapmış tek kişidir: 12 Ekim 1904'ten 12 Mart 1906'ya kadar Ulusun Başkan Yardımcısı, bu tarihten itibaren (o zamanki seçilmiş Başkan Manuel Quintana'nın ölümü üzerine) 12 Ekim 1910'a kadar Ulusun Başkanı ve 19 Ekim 1929'dan 27 Aralık 1931'deki ölümüne kadar Arjantin Ulusunun Yüksek Adalet Mahkemesi Başkanı olmuştur.


[17] Fuente Las Tarascas – Taraskalar Anıtı: Yansıtma havuzunun ortasında taş bir kaide üzerinde bronz bir kap ve üç kadın figüründen oluşan çeşme merkezi. Set, Amerikan bolluğunu simgelemenin bir yolu olarak avokado, mısır ve elma içeren büyük bir sepet tutan üç Meksikalı kadını temsil ediyor. Purhépecha kültürünün üç yerli prensesini temsil ettiklerine inanılıyor: Atzimba, Eréndira ve Tzetzangari. Bu çalışma, Meksika'nın Michoacán eyaletinin başkenti Morelia şehrinde bulunan bir orijinalin Meksikalı heykeltıraş ve ressam José de los Santos Sánchez Martínez tarafından yapılmış bir kopyasıdır. O bölgenin hükümeti tarafından bağışlanmış ve 17 Aralık 1998'de açılışı yapılmıştır.İsimsiz orijinalin adı Fuente de las Indias idi. Michoacán eyaleti mükemmel bir P'urhépecha bölgesi olduğundan, adı Fuente de las Tarascas olarak değiştirildi - Tarasco bu kasabaya verilen isimdir.


[18] Anıtsal Kule (eski adıyla Torre de los Ingleses) Buenos Aires'in Retiro mahallesinde bulunan bir anıttır. Plaza Fuerza Aérea Argentina'da (eski Plaza Británica) San Martín Caddesi ve Libertador Caddesi'nin yanında yer almaktadır. Mayıs Devrimi'nin yüzüncü yıldönümünü anmak üzere kentte yaşayan İngilizler tarafından inşa edilmiştir. 1982'deki Falkland Savaşı'ndan sonra Torre de los Ingleses'in adı orijinal adı olan "Torre Monumental" olarak değiştirilmiştir, ancak bazı vatandaşlar hala Torre de los Ingleses olarak anmaktadır.


[19] Puerto Madero, yenilenmiş bir tersane bölgesidir. Dönüştürülmüş kırmızı tuğlalı binalarda hizmet sunan lüks et restoranları, turistler ve öğlenleri yemek eşliğinde iş toplantıları yapanlar arasında popülerdir. Şık gökdelenler, çokuluslu şirket ofislerine ve pahalı dairelere ev sahipliği yapar. Yabani hayat açısından zengin Costanera Sur Ekolojik Koruma Alanı'ndaki gölleri çevreleyen parkurlar, koşucular ve çocuklu aileler için çekim merkezidir. Rıhtımlar arasında zarif asma köprü Puente de la Mujer uzanır.


[20] Juan de Garay (1528-1583) 1543 yılında Genel Vali Blasco Núñez Vela'nın ilk seferinde amcası Pedro de Zárate ile birlikte Peru'ya yelken açtı. 1561'de Santa Cruz de la Sierra'nın kuruluşunda yer aldı. 1568'de Asunción'a taşındı ve burada siyasi itibar kazandı. Asunción valisi onu Nisan 1573'te seksen kişilik bir birlikle Paraná Nehri'ne bir keşif gezisine gönderdi ve bu sırada Santa Fe de la Vera Cruz şehrini kurdu. 1576 yılında Asunción valisi olarak atandı. Vali olarak yerlilere adalet ve medeniyet götürerek kan dökülmesini önlemeye çalıştı. Bu hedeflere ulaşmak için Kızılderili köyleri kurdu ve yerel yönetimler oluşturdu. 1580'de Genel Valilik Kaptanlığı rütbesine ulaştıktan sonra, ilk olarak 1536'da Pedro de Mendoza tarafından Nuestra Señora del Buen Ayre adıyla kurulan, ancak daha sonra yerliler tarafından yıkılan Río de la Plata kıyısındaki şehri yeniden kurdu. Garay, Buenos Aires'i 11 Haziran 1580'de ikinci kez kurdu. Plaza de Mayo'nun bulunduğu yerde nehir kıyısında karaya çıkarak şehre Ciudad de la Trinidad ve limanına Santa Maria de Buenos Ayres adını verdi. Buenos Aires, Paraná havzasının ana şehri ve en önemli limanı haline gelecekti.


[21] Plaza de Mayo -Mayıs Meydanı: Arjantin‘in başkenti Buenos Aires'in ünlü meydanı. Ülkenin bağımsızlığının ilan edildiği (25 Mayıs 1810) ve Arjantin cuntasının (1976) 8 yıllık iktidarının başladığı meydandır. 25 Mayıs 1810 yılında, o zamanlar Plaza de la Victoria olarak adlandırılan yerde devrim başlamıştır. 1816 yılında, Arjantin İspanya’dan bağımsızlığını kazandı ve meydana Plaza de Mayo adı verildi. Meydanın merkezinde, bağımsızlığın ilk yıldönümünü anısına inşa edilen 18 metre yüksekliğindeki beyaz bir dikilitaş olan Piramide de Mayo bulunmaktadır. Meydandaki önemli yerler arasında, Buenos Aires Metropolitan Katedrali ve Casa Rosada yer almaktadır. Plaza de Mayo; siyasi, mali ve idari bir merkezdir. Meydan; tarih boyunca felaketin, isyanın ve umudun sembolü olmuştur. Arjantin’in siyasi kalbi olan bu meydanda, her hafta protestolar düzenlenmektedir. Perşembe günleri saat 15:30’da; Madres de la Plaza de Mayo’da toplanıp piramidi çevreleyen anneler, kayıp çocuklarının fotoğraflarını ellerinde tutmaktadır. Bu kayıp çocuklar, 1976-1983 askeri diktatörlüğü sırasında devlet tarafından kaçırılan Arjantinlilerdir. Haftalık yürüyüşler 1977 yılında başlamıştır. Kaybolanların anneleri, geçmişin bir hatırlatıcısı ve sosyal adalet için yürümeye devam etmektedir. Meydanın tarihindeki trajik olay ise, 15 Nisan 1953’te muhalefet partisi Roque Carranza’nın iki üyesinin siyasi bir toplantı sırasında iki bomba yerleştirmesiyle meydana gelmiştir. Beş kişi ölmüş ve 95 kişi yaralanmıştır. Bundan iki yıl sonra; 16 Haziran’da, La Massacre de la Plaza de Mayo yani Mayıs Meydanı Katliamı adında bir olay gerçekleşmiştir. Olayda; Peron hükümetini devirmek isteyen Arjantin Hava Kuvvetleri, meydanı bir kez daha bombalamıştır. 32 uçak tarafından 9,5 tondan fazla mermi atılan meydanda, ölüm sayısının 321 olduğu ve 700’den fazla yaralı olduğu düşünülmektedir. Darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlandıktan üç ay sonra; bir araya gelen silahlı kuvvetler, Peron Hükümetini başka bir saldırıda devirmiştir.


[22] Luna Park : Şarkıcı Carlos Gardel'in cenaze töreni veya Diego Armando Maradona'nın düğünü gibi dini, siyasi, sanatsal, sportif ve sosyal etkinlikler de dahil olmak üzere birçok önemli olaya tanıklık etmiş bir yer. Burada yapılan ünlü boksörler Carlos Monzón, Nicolino Locche, Ringo Bonavena, Pascual Pérez ‘in boks maçlarıyla tanınmakta. 1975 yılında Arjantin tarihinin en etkili rock grupların biri olan “Sui Géneris”'in veda konserleri burada gerçekleşmiş. 1987 yılında Papa John Paul II'nin Arjantin'e ikinci ziyareti vesilesiyle yapı, Buenos Aires'in inananlarıyla buluşmasına ev sahipliği yapmış.İspanyol dansçı Joaquín Cortés, İtalyan tenor Luciano Pavarotti, Amerikalı şarkıcılar Liza Minnelli ve Frank Sinatra sahne almış. 1980'lerde Norveçli A-ha, Britanyalı Duran Duran, Pet Shop Boys gibi dönemin en popüler pop gruplarından bazıları burada sahne almış; daha yakın zamanlarda Jethro Tull, Thirty Seconds to Mars, Michael Bublé, Isabel Pantoja, Diana Ross ve Arjantinli grup Babasonicos gibi uluslararası sanatçıların turnelerine dahil edilmiş.


[23] Centro Cultural Kirchner - Kirchner Kültür Merkezi : Latin Amerika'nın en büyüğü ve dünyanın üçüncü en büyüğüdür. Eski Buenos Aires Merkez Postanesi'nde ("Palacio de Correos") yer alan kültür merkezi 21 Mayıs 2015 tarihinde açılmıştır. Kültür merkezine, dönüştürülmesini denetleyen eski Arjantin Devlet Başkanı Néstor Kirchner'in adı verilmiştir. Dokuz katlı merkezde bir konser salonu; tiyatro ve konserler için beş oditoryum; şiir okumaları, performans sanatı ve diğer etkinlikler için 18 salon; altı katta toplam 15.000 metrekarelik 40 sanat ve tarih galerisi odası; 16 prova odası ve iki çatı terası bulunmaktadır.













 
 
 

Comments


bottom of page